İnsanı ayrıştıran din, dil, ülkesi değil penceresinden nasıl gördüğüdür.
ben yaşamı anlından öptüm defalarca ve dokusu değdi tenime, ruh çağrım senin dehlizlerine varmak istiyoriçinden geçtiğim yerlerden geçiyorsun, farkında mısın?
sesini duymadım bu gece...Ama adını içimde o kadar çok andım ki,kalbim dua sandı seni.
buradaki yağmurun kalbinde sessizlik var. belki de gri, bu şehrin anlatamadığı duyguların rengi.
bazı duygular, noktayı hak etmez.çünkü bitti dersin,tam o anda kalbin, bir yankı gibi geri döner.ve ben, bitmeyen cümlelerin arasında seni hep eksik sevdim.
gün Ekim…zaman, hüzünlü bir müziğin eşliğindeyapraklarını dalından ayırıyorsa,mühim şeyler olmalı,çokça mühim şeyler…dünyada ve insanda.
sırça köşkün eteğinde gün batımını izleyen kuşlar gibiyim…senin manzaranı seyrederken,öylesi kızıllığın içinde, öyle bahtiyar.öyle işte.
Senin adın, rüzgârın taşıdığı kokuların arasında gizli…soruyor mu sahi yaseminler,nasıl olur da onlardan daha güzel koktuğunu...?
seni düşünüyordumbinlerce çeşitli rüzgârlara bulaşmışkokuların ferahlığıyla...kalbimden, kalbine
kendi ışığını unutturan biriyle birlikte olduğunu sanırsın,oysa ışıkların hiç sönmez…sadece onun aynasında daha da parlar.farkına bile varmadan büyürsün.İşte böylesi bütünlüktür,aşkın ayna oluşu.öyle işte...
bazı zamanlarrüzgâr değince saçlarımasen sanırım, gülümseyereköyle işte.
ben yaşamı anlından öptüm defalarca ve dokusu değdi tenime, ruh çağrım senin dehlizlerine varmak istiyor
içinden geçtiğim yerlerden geçiyorsun, farkında mısın?
sesini duymadım bu gece...
Ama adını içimde o kadar çok andım ki,
kalbim dua sandı seni.
buradaki yağmurun kalbinde sessizlik var. belki de gri, bu şehrin anlatamadığı duyguların rengi.
bazı duygular, noktayı hak etmez.
çünkü bitti dersin,
tam o anda kalbin, bir yankı gibi geri döner.
ve ben, bitmeyen cümlelerin arasında seni hep eksik sevdim.
gün Ekim…
zaman, hüzünlü bir müziğin eşliğinde
yapraklarını dalından ayırıyorsa,
mühim şeyler olmalı,
çokça mühim şeyler…
dünyada ve insanda.
sırça köşkün eteğinde gün batımını izleyen kuşlar gibiyim…
senin manzaranı seyrederken,
öylesi kızıllığın içinde, öyle bahtiyar.
öyle işte.
Senin adın, rüzgârın taşıdığı kokuların arasında gizli…
soruyor mu sahi yaseminler,
nasıl olur da onlardan daha güzel koktuğunu...?
seni düşünüyordum
binlerce çeşitli rüzgârlara bulaşmış
kokuların ferahlığıyla...kalbimden, kalbine
kendi ışığını unutturan biriyle birlikte olduğunu sanırsın,
oysa ışıkların hiç sönmez…
sadece onun aynasında daha da parlar.
farkına bile varmadan büyürsün.
İşte böylesi bütünlüktür,
aşkın ayna oluşu.
öyle işte...
bazı zamanlar
rüzgâr değince saçlarıma
sen sanırım, gülümseyerek
öyle işte.