Şöyle geçmişti takvim yapraklarının gül kokan sayfa aralarına; tanıdığı Ademoğullarına benzemiyordu. O, tüm zamanların ötesinden gelen bir sessizlik gibiydi. Ne adımları ne de bakışları sıradandı, her hareketi bir sır taşır, her susuşu derin bir mana saklardı. Onu tanımak, rüzgârın esintisinde kaybolan bir melodiyi yakalamak gibiydi. Benzersizdi, ruhu, insana unutulmuş bir hatırayı fısıldar gibiydi.
aklında tut Çocuk. insanların imzası vardır. yazdığını gözün okuyamadığında, sesiyle tanırsın. kulağın işitmediğınde yazdığı her harfinden tanırsın. her ikisi olmadığında kokusuyla bilirsin mutlâk.
Aşk, insanlık tarihi boyunca üzerine en çok konuşulan ve yazılan duygulardan biri olduğunu biliyoruz. Eğer kötü bir şey olsaydı, yasaklanırdı, muhtemel insanlar bu duyguyu bastırmak için yasalar koyar ve kalplerini kapatırlardı. Oysa aşk, varlığını her zaman özgürce sürdürmüş, çünkü özünde insanı geliştiren ve yaşama bağlayan bir güç barındırıyor. Sevgi, insanları daha iyi versiyonlarına dönüştürme potansiyeline sahiptir. Birine duyduğumuz aşk, onun iyiliğini istemek ve yanında olma arzusuyla şekillendiğini düşünürsek, doğru olduğunu görmüş oluyoruz.
Aşkın iyiliği, bireysel ilişkilerin ötesinde toplumsal düzeyde de kendini gösterir. Eğer aşk kötü olsaydı, insanları bir araya getirme ve daha iyi bir dünya yaratma gücü de olmazdı. Bu nedenle, aşk yasaklanamayacak kadar değerlidir. Aşk, her zaman umut ve sevgi dolu bir yaşamın kapılarını açar. Aşk, insanı insandan uzaklaştırmak değil, tam tersine birbirine yakınlaştıran bir duygudur. Bu yüzden, aşk iyi bir şeydir; çünkü hayata anlam katan en güzel duygulardan biridir.
O halde şöyle diyelim yarınlara; seninle koklamadığım bir çiçek, dans etmediğim bir gökyüzü,ve... yollar var yeryüzünde.! sevgilerimle.
,, Hayatın Uçurtmaları '' adı altında yazı paylaşmak istedim güne. Ama ben inanmam asla mutsuz yarınlara Öyle olsa sen gelmezdin, sözlerini de bırakarak.
.......
Hayat, tıpkı çocukluğumuzda gökyüzüne salıverdiğimiz uçurtmalar gibidir. O uçurtmalar ki, özgürlüğün ve hayal gücümüzün sınırsızlığını simgeler. Her biri, çocuk kalbimizde büyüttüğümüz hayallerin renkli birer yansımasıdır. Rüzgarın kuvvetiyle bir uçurtmanın göğe doğru yükselişi, hayatın fırsatlarla dolu dönemlerini temsil eder. O anlarda, umutlarımız da tıpkı uçurtmalar gibi gökyüzünde süzülür.
Fakat rüzgar her zaman dost değildir; bazen sert esebilir, uçurtmayı dengesizleştirir, hatta yere çakılmasına neden olabilir. Hayatın zorlukları da böyledir; bazen önümüze sert rüzgarlar çıkar, bizi savurur, dengesizleştirir. Ancak elimizde tuttuğumuz o ip, kontrolümüzü ve irademizi simgeler. Ne kadar savrulursak savrulalım, ipi bırakmadığımız sürece tekrar dengemizi bulabilir, rüzgarla yeniden yükselebiliriz.
Hayatın iniş çıkışları da tıpkı uçurtmaların gökyüzündeki dansı gibidir. Bazen yükselir, bazen alçalırız, ama ne olursa olsun, gökyüzüne doğru yöneliriz. Çünkü içimizdeki umut, tıpkı çocukken göğe saldığımız uçurtmalar gibi, daima yükseğe, daha yükseğe ulaşmayı arzular.
,, Debbie Macomber'in, Güzel Günlerin Habercisi " kitabı ile bir kaç gün beraber olacağım. okurken nasıl bir film sahnesinde kendimi bulacağımı merak ederek.
Kitaplar benim için bambaşka dünyalara açılan kapılar. Bazen bir romanın satırlarında kaybolur, farklı hayatlara tanık olurken; bazen kişisel gelişim kitaplarında kendimi bulur, içsel yolculuklara çıkarım.
Mesnevi’ye dair eserlerde ise ruhumu derinleştirir, manevi huzuru keşfederim. Her kitap, farklı bir dünyanın kapısını aralar ve bu yolculukları yaşamayı çok seviyorum.
yaşamın sunduğu yeni güne, her fırsata, her deneyime gönülden teşekkür ediyorum. günün umut ışıklarının bolluğu bereketi tüm dünyaya ekilsin, büyüsün artsın, çoğalsın.
nefes alabilmenin zenginliğine, bedenimin dış ortamlara karşı fark etmem gereken olayları, duygularımla bana göstermesine, teşekkür ediyorum.
Şöyle geçmişti takvim yapraklarının gül kokan sayfa aralarına;
tanıdığı Ademoğullarına benzemiyordu. O, tüm zamanların ötesinden gelen bir sessizlik gibiydi. Ne adımları ne de bakışları sıradandı, her hareketi bir sır taşır, her susuşu derin bir mana saklardı. Onu tanımak, rüzgârın esintisinde kaybolan bir melodiyi yakalamak gibiydi. Benzersizdi, ruhu, insana unutulmuş bir hatırayı fısıldar gibiydi.
?si=trpQxzYsRcut0Jm5
Carla' nın az sayılacak kadar eserlerinin olması üzücü.
aklında tut Çocuk.
insanların imzası vardır.
yazdığını gözün okuyamadığında, sesiyle tanırsın.
kulağın işitmediğınde yazdığı her harfinden tanırsın.
her ikisi olmadığında kokusuyla bilirsin mutlâk.
lâkin;
sen hepsiyle tanı ki özlem duymayasın....
Seni özledim, yazamadığım satırların aydınlığında, kâğıdın yeşilliğinde, harflerin maviliğinde. Her kelimede senin izlerini ararken,
Sıcak bir içecekle huzur kokan sonbahar gibi, hatıraların ruhumu sarıyor. Düşlerimde savrulan yapraklar, seninle geçirdiğim anların sıcaklığını fısıldıyor.
Hello.!
bazen.!
sıkıca tuttuğun her şeyi serbest bırakmak mı lazımdır?
belki.!
kontrol etme arzusundan kurtulmak için ilk adım olabilir.
Aşk; Hayatın Yasak Tanımayan Gücü
Aşk, insanlık tarihi boyunca üzerine en çok konuşulan ve yazılan duygulardan biri olduğunu biliyoruz. Eğer kötü bir şey olsaydı, yasaklanırdı, muhtemel insanlar bu duyguyu bastırmak için yasalar koyar ve kalplerini kapatırlardı.
Oysa aşk, varlığını her zaman özgürce sürdürmüş, çünkü özünde insanı geliştiren ve yaşama bağlayan bir güç barındırıyor. Sevgi, insanları daha iyi versiyonlarına dönüştürme potansiyeline sahiptir. Birine duyduğumuz aşk, onun iyiliğini istemek ve yanında olma arzusuyla şekillendiğini düşünürsek, doğru olduğunu görmüş oluyoruz.
Aşkın iyiliği, bireysel ilişkilerin ötesinde toplumsal düzeyde de kendini gösterir. Eğer aşk kötü olsaydı, insanları bir araya getirme ve daha iyi bir dünya yaratma gücü de olmazdı. Bu nedenle, aşk yasaklanamayacak kadar değerlidir.
Aşk, her zaman umut ve sevgi dolu bir yaşamın kapılarını açar. Aşk, insanı insandan uzaklaştırmak değil, tam tersine birbirine yakınlaştıran bir duygudur. Bu yüzden, aşk iyi bir şeydir; çünkü hayata anlam katan en güzel duygulardan biridir.
O halde şöyle diyelim yarınlara; seninle koklamadığım bir çiçek, dans etmediğim bir gökyüzü,ve...
yollar var yeryüzünde.!
sevgilerimle.
,, Hayatın Uçurtmaları '' adı altında yazı paylaşmak istedim güne. Ama ben inanmam asla mutsuz yarınlara
Öyle olsa sen gelmezdin, sözlerini de bırakarak.
.......
Hayat, tıpkı çocukluğumuzda gökyüzüne salıverdiğimiz uçurtmalar gibidir. O uçurtmalar ki, özgürlüğün ve hayal gücümüzün sınırsızlığını simgeler. Her biri, çocuk kalbimizde büyüttüğümüz hayallerin renkli birer yansımasıdır. Rüzgarın kuvvetiyle bir uçurtmanın göğe doğru yükselişi, hayatın fırsatlarla dolu dönemlerini temsil eder. O anlarda, umutlarımız da tıpkı uçurtmalar gibi gökyüzünde süzülür.
Fakat rüzgar her zaman dost değildir; bazen sert esebilir, uçurtmayı dengesizleştirir, hatta yere çakılmasına neden olabilir. Hayatın zorlukları da böyledir; bazen önümüze sert rüzgarlar çıkar, bizi savurur, dengesizleştirir. Ancak elimizde tuttuğumuz o ip, kontrolümüzü ve irademizi simgeler. Ne kadar savrulursak savrulalım, ipi bırakmadığımız sürece tekrar dengemizi bulabilir, rüzgarla yeniden yükselebiliriz.
Hayatın iniş çıkışları da tıpkı uçurtmaların gökyüzündeki dansı gibidir. Bazen yükselir, bazen alçalırız, ama ne olursa olsun, gökyüzüne doğru yöneliriz. Çünkü içimizdeki umut, tıpkı çocukken göğe saldığımız uçurtmalar gibi, daima yükseğe, daha yükseğe ulaşmayı arzular.
sevgilerimle.
,, Debbie Macomber'in, Güzel Günlerin Habercisi " kitabı ile bir kaç gün beraber olacağım. okurken nasıl bir film sahnesinde kendimi bulacağımı merak ederek.
Kitaplar benim için bambaşka dünyalara açılan kapılar. Bazen bir romanın satırlarında kaybolur, farklı hayatlara tanık olurken; bazen kişisel gelişim kitaplarında kendimi bulur, içsel yolculuklara çıkarım.
Mesnevi’ye dair eserlerde ise ruhumu derinleştirir, manevi huzuru keşfederim. Her kitap, farklı bir dünyanın kapısını aralar ve bu yolculukları yaşamayı çok seviyorum.
sevgiler
özledim gözlerimin kelimelerine dokunmasını, satırlarının yolculuğunda dolaşmasını. ben gelene kadar dokunmasın kelimelerin kimsenin dudaklarına.
zaten derin sözlerin muhabbeti değil midir, özlem havuzunu dolduran....her harf seni özleyen kalbin ezgisini taşırken.
yaşamın sunduğu yeni güne, her fırsata, her deneyime gönülden teşekkür ediyorum. günün umut ışıklarının bolluğu bereketi tüm dünyaya ekilsin, büyüsün artsın, çoğalsın.
nefes alabilmenin zenginliğine, bedenimin dış ortamlara karşı fark etmem gereken olayları, duygularımla bana göstermesine, teşekkür ediyorum.
şükürler olsun Allah'ım.