Bir gün uyanırsın… Ve bildiğin her şeyin, aslında sana öğretilenlerden ibaret olduğunu fark edersin. İşte o an, hakikatin kapısı aralanır. Sana ait olmayan doğruları bırakmaya, yüreğinin bildiğiyle yürümeye başlarsın.
Hakikat; dışarıda aranmaz aslında. Ne kitaplarda, ne öğretilerde… O, içindeki en sessiz noktada, Sana her an fısıldayan bir bilgeliktir.
İçsel bilgelik, acıdan süzülen sükûttur. Kalbin, evrende duyduğu yankıdır. Bir anda her şeyin cevapsız kaldığı yerde, Bir gülüş, bir bakış ya da bir sessizlikle “biliyorum” dersin. İşte o bilmek, zihnin değil, ruhun sesidir.
Ve ruhsal evrim… Kabuğunu kırmaktır. Kendine ve Yaradan’a dair unuttuklarını hatırlamak… Her düşüşte biraz daha “öz’e” yaklaşmak… Ve sonunda, Ben buyum demek değil, Ben O’yum diyebilmek…
Bu yol, yalnız görünse de aslında seni bekleyenlerle doludur. Rehberlerin olur; bazen bir rüzgâr, bazen bir cümle, bazen bir gözyaşı… Ama her adımda, “Yuvaya dönüş” başlar.
Çünkü hakikati arayan her ruh, Bir gün kendi ışığında evine döner.
Ne var, ne yok içimde... Sıyır sustuklarımı, içime batan çığlık seslerini çıkar bir bir. Tut kalbimin damarlarını. Zihnimin kıyısında, en sessiz yerinde, bir şey var... Duyulmayı bekliyor.
Zihnimin ortasında bir sandal var, küreksiz… Ne yana çeksem, kendime batıyorum. Ve sen soruyorsun bana: “Nereye gidiyoruz?” Ben cevap veremiyorum. Çünkü yön duygumu, kalbimin unuttuğu bir yerle değiştirdim.
İçimden geçenleri susturmasam, dünya susar mıydı acaba? Bazı günler, düşüncelerimi susturmak için değil, sustuklarımı düşünmemek için konuşuyorum. Bu bir kaçış değil, bir dolambaç... Kendime varmamak için kendimi dolaşıyorum.
Ve... tribünlere doğru Aslan kükrer, 2025'te bizim Çocuklar... Biz sahada tarih yazarız, onlar Twitter'da edebiyat yapar… Ne diyorlardı, "Seneye inşallah!" Gelenekleri yaşatmak önemli tabii.
Hakikati Aramak, İçsel Bilgeliğe Ulaşmak, Ruhsal Evrim
Bir gün uyanırsın…
Ve bildiğin her şeyin, aslında sana öğretilenlerden ibaret olduğunu fark edersin.
İşte o an, hakikatin kapısı aralanır.
Sana ait olmayan doğruları bırakmaya, yüreğinin bildiğiyle yürümeye başlarsın.
Hakikat; dışarıda aranmaz aslında.
Ne kitaplarda, ne öğretilerde…
O, içindeki en sessiz noktada,
Sana her an fısıldayan bir bilgeliktir.
İçsel bilgelik, acıdan süzülen sükûttur.
Kalbin, evrende duyduğu yankıdır.
Bir anda her şeyin cevapsız kaldığı yerde,
Bir gülüş, bir bakış ya da bir sessizlikle “biliyorum” dersin.
İşte o bilmek, zihnin değil, ruhun sesidir.
Ve ruhsal evrim…
Kabuğunu kırmaktır.
Kendine ve Yaradan’a dair unuttuklarını hatırlamak…
Her düşüşte biraz daha “öz’e” yaklaşmak…
Ve sonunda,
Ben buyum demek değil,
Ben O’yum diyebilmek…
Bu yol, yalnız görünse de aslında seni bekleyenlerle doludur.
Rehberlerin olur; bazen bir rüzgâr, bazen bir cümle, bazen bir gözyaşı…
Ama her adımda,
“Yuvaya dönüş” başlar.
Çünkü hakikati arayan her ruh,
Bir gün kendi ışığında evine döner.
— Huri Çalışkan
Ne var, ne yok içimde...
Sıyır sustuklarımı,
içime batan çığlık seslerini çıkar bir bir.
Tut kalbimin damarlarını.
Zihnimin kıyısında,
en sessiz yerinde,
bir şey var...
Duyulmayı bekliyor.
— Huri Çalışkan
Zihnimin ortasında bir sandal var, küreksiz…
Ne yana çeksem, kendime batıyorum.
Ve sen soruyorsun bana: “Nereye gidiyoruz?”
Ben cevap veremiyorum.
Çünkü yön duygumu, kalbimin unuttuğu bir yerle değiştirdim.
— Huri Çalışkan
İçimden geçenleri susturmasam, dünya susar mıydı acaba?
Bazı günler, düşüncelerimi susturmak için değil,
sustuklarımı düşünmemek için konuşuyorum.
Bu bir kaçış değil, bir dolambaç...
Kendime varmamak için kendimi dolaşıyorum.
Huri Çalışkan
Kimse duymadı
ben içimden geçerken,
bir şiirin gölgesinde
sessizce çoğaldığımı…
Kalem susmaz, yürek dolu,
Bir kelime yeter solu solu.
Sevda, acı, insan hâli...
Hepsi şiirde bulur yolu.
Ve... tribünlere doğru Aslan kükrer, 2025'te bizim Çocuklar...
Biz sahada tarih yazarız, onlar Twitter'da edebiyat yapar…
Ne diyorlardı, "Seneye inşallah!"
Gelenekleri yaşatmak önemli tabii.
kelimelerle dokun bana,
rüzgârın anlattığı an’a.
şiir olsun her solukta,
dursun zaman, kıyıda, suda.
sen.!
sek bir gül yaprağısın
toprağın sunduğu, rüzgârın getirdiği...
Kıskanma sevgilim…
Dudaklarımın ağzından doğan güneşi…
Güneş herkese doğar ancak sadece birini ısıtır.
Sen benim en sıcak sabahım,
İçimi ısıtan tek ışık,
Dünyamın hiç batmayan güneşisin.
Gökyüzü herkese açıktır ama benim gökyüzüm sensin.
Huri Çalışkan