Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Huri Çalışkan
Huri Çalışkan

İnsanı ayrıştıran din, dil, ülkesi değil penceresinden nasıl gördüğüdür.

  • Tohumdan Toprak Üstünde Yürüme Sanat Akademisi18.06.2025 - 17:31

    yanlış bir kargo geldiğinde sesimizi yükseltiriz
    hakkımızı arar, iade isteriz.
    çünkü eksik ya da yanlış olanı kabul etmeyiz.

    ancak hayat yıllarca eksik verir bazı şeyleri
    ve biz susarız
    çünkü yetinmeyi öğrettiler bize, razı olmayı
    sanki sabırla karıştırıldı hak aramak.

    oysa dinimiz iyi yaşamayı öğütler
    tasarrufu savurganlıktan ayırmayı öğretir
    ancak eksik yaşamak değildir tasarruf,
    kendini yok saymak hiç değildir.

    belki de mesele,
    hak ettiğimiz hayatı hatırlamakta
    ve hakkımız olanı sevgiyle ancak kararlılıkla istemekte…

    kalbimden sana, bana, bize

  • seni anlatmak18.06.2025 - 13:40

    çayın yanına samimiyet, dostluğun gölge izine de sen bastın,

    şükranla, bilge ruh...

  • seni anlatmak18.06.2025 - 10:21

    biliyordum dünyayı sadece ziyaret eden ruhtan ibaretti, âmâ ruhunu bedenine öyle güzel giymişti ki âdeta tutuldum...

    Avluda Yürüyen Gölgeler Romanı

  • Tohumdan Toprak Üstünde Yürüme Sanat Akademisi18.06.2025 - 10:17

    dostum,
    eğer hüzünlerle baş edemediğin dönemlerden geçiyorsan,
    bir dur ve kendini izle.
    dışarıdan içeriye yaptığın alışverişlere bak…
    hangi duygulara su veriyorsun,
    hangi düşünceleri susuz bırakıyorsun?..

    şimdi yeniden bak.!
    seni gerçekten besleyen ne?
    acı mı?
    kurbanlık bilinci mi?
    değersizlik mi?
    kimsesizlik mi?

    neyle besliyorsan kendini,
    o büyür içinde...

    ve eğer hoşnut değilsen yaşamının bir parçasından,
    kaldır kafanı, içine bak.
    hoşlanmadıklarınla yüzleş…
    ve sonra sevgiyle serbest bırak.

    çünkü aradığın huzur,
    kendine varmak,
    kendine sarılmak,
    kendini duymaksa…

    doğayı izle.!
    doğa ananın mektupları sessiz değildir.
    görmeyi bilirsen,
    okursun.

    kalbimden sana,
    ve elbette bana.

  • hayatın mektubu18.06.2025 - 10:03

    hiç düşündün mü...
    kendi sahnende oynadığın oyunları izlerken,
    yalnızca bir seyirci
    ya da izleyici mi kaldın hayatına?..

    peki ya şimdi?
    cesaretini, kırgınlıklarını, çaresizliklerini, kayıplarını...
    hepsini sahneledin, ilahi planın içindeki tüm ağları göğüsledin.

    şimdi kalk.
    ve kendini alkışla.
    zor olanı da oynadın, kolay gibi görüneni de.
    kendine DERİN bir SELAM ver.

    ÇÜNKÜ BU OYUN
    SENSİZ OLMAZDI...

    not:
    bu sahnede yaşadığın her başarı, her eksiklik, her hüzün...
    hepsi oyunun bir parçasıydı.
    kurbanlık bilincine kapılmadan, suçlamadan, sadece fark et.!

    kazandıklarını, kaybettiklerini...

    çünkü bu bir oyun sahnesi…
    rol aldın, denedin, düştün, kalktın.
    önemli olan, neden düştüğün değil, neyi öğrendiğin,
    hangi yola devam edeceğin, hangi yolu bırakman gerektiği...

    kendine ya da başkalarına kızmadan önce şunu hatırla,

    her oyuncu, kendi iç yolculuğunda yalnızca rolünü oynar,

    ( senin tek gücün.....fark etmek )

    kalbimden sana, bana, bize... sevgilerimle, Huri :))

  • deniz perisi17.06.2025 - 17:26

    çırılçıplak boğulmayı, Kahin'e sormuş,
    deniz anasından biri....

    Kalpten, sana.

  • Atıştırmalık Notlar17.06.2025 - 16:41

    bir sabahın çiğleriyle yeşeriyordum avluda.
    Annem;
    ,, soğuk vurunca karalahana tatlanır,” derdi hep.
    hamsinin de en lezzetlisi karda olurmuş ya…
    şimdi dönüp bakınca anlıyorum,
    bizimkiler soğuklara neşe katmak istediler belki de...

    Ve evet, doğruydu da.

    soğuklar bir başka lezzetli yapardı hayatı,
    çocukluğuma düşen anılar gibi...
    mutlu olduğum zamanlar hep oralardan.
    Kırağı düşmüş sabahlar gibi...
    üşüse de içim, bilirim,
    Bu da bir olgunlaşma şekli.

    belki de o yüzden bazı sevinçler,
    biraz üşüyerek gelir insana.

    Öyle mi, anne...?

    minik ayaklarımın yürüdüğü sokaklara, hayallerimi büyüttüğüm gökyüzüne,
    bulutlara...

    Ve... seninle ilk tanıştığım o geceye,
    Teşekkür ederim DOLUNAY ..... çokça.... sana hala hayranım.

    Huri Çalışkan

  • şemsiyesiz kalan çocuklar17.06.2025 - 16:24

    siyah kalpli insanların gölgelerinde yürüyordu çıplak ayaklı çocuklar...
    ağızlarında bir avuç dolusu gün ışığıyla
    ancak yolları zigzaglı korkularla.!

    — Şemsiyesiz Kalan Çocuklar

  • sende ki sen17.06.2025 - 16:15

    Ve ben de bilmiyorum…
    bir şarkı, bir insansızlık nasıl böyle anlaşır?

  • avluda yürüyen gölgeler17.06.2025 - 10:21


    Yazar Hakkında:

    Huri Çalışkan, 1978 yılında Kocaeli’nde doğdu. Çocukluğunu ve gençliğini İzmit’in sokaklarında, anne kokulu avlularda geçirdi. Hemşirelik eğitimini tamamladıktan sonra 2001 yılında yöneticilik yolculuğuna adım attı. Sağlık sektöründe uzun yıllar boyunca hem yönetici hem lider olarak görev aldı; süreç geliştirme ve kalite belgelendirme alanındaki başarılarıyla kurumlara iz bıraktı.

    Ancak asıl iz, satırlarda saklıydı.
    Çünkü o, hayatı boyunca iyileştirmeyi sadece mesleğiyle değil, kelimeleriyle de yaptı.

    Kalemiyle konuşan bu kadın için yazmak bir iç yolculuktu. Ruhunun dehlizlerinde sessizce yürüdü, en çok da yürürken gölgesinin acıdığı yerleri anlattı. Ve bir gün, sessizliğin yorganı gibi kelimelerle sardı acılarını.

    Böyle doğdu ilk romanı:

    “Avluda Yürüyen Gölgeler”
    Küllerinden değil, kalbinden doğan kadınların romanı.

    Kelimeler onun ellerinde hem bir sığınak, hem bir pusula olur; siz de o kelimelerin ruhuna dokunmaya cesaret edin.

    sevgilerimle