Öncelikle bu yazıyı yazdığı İçin Sn.Aydın Önceli tebrik etmeliyim ve dediğiniz gibi herkes eleştirilebilir öyle de olmalı. Atatürk sağlığına dikkat edememiş bu onun kendisiyle alakalı zarar, he şöyle düşünürsek topluma yapacağı daha çok işler vardı bizleri istemeden de olsa bundan maalesef mahrum bıraktı. Günümüzde çok ciddi tahammülsüzlükler var. Herkes kendisi gibi olanı benimseyip onu yanına alıyor. Neredeyse her konuda partizan ayrışma ve ötekileştirme var. Şimdi bunu yazınca aklıma Aziz Nesin’in bir sözü geldi. “ Aynı kağıdın arka ve ön yüzleri gibiyiz. Sonsuza dek beraber; ama hiçbir zaman birbirlerini görmeyen” insan yanlarımız sevebilen yanlarımız, emperyalizmin gölgesinde kölelere dönüştürülüp yok edilmek üzere. Kendi aklımızı kullanmanın önemi burada başlıyordu. Söz dinleyen kölelere dönüşmemeliydi toplum. Bizi böylesi ayrıştırma çalışmalarını ta Madımakta engellenmeliydi. O çılgınca naralar atan güruh! O zaman engellenmeliydi. Şimdi önünü almakta zorlanılan aynı yobaz zihniyetler sayesinde kutuplaşmalar çığ gibi büyüyor. Konuşulacak, yazılacak çok yazılar ve şiirler var. Birlikte dinleyeceğimiz türkülerimiz var. Biz birlikte güçlüyüz birlikte güzeliz diyor ve bir video atıyorum hepimize.:)
Medeniyet, bir toplumun bilimini, sanatını, edebiyatını, hukukunu, siyasetini, ahlakını, dinini, felsefesini kısacası tüm kültürünü oluşturan değerler sistemini ifade eder. Tarihsel süreçte medeniyetler, bilimsel temellere oturtulur, oturtulmalıdır.
ATATÜRK VE CUMHURİYET
Mustafa Kemal ve arkadaşları, büyük enkazdan milli ve çağdaş bir devlet kurmayı başarmıştı. “Bugün ulaştığımız sonuç, asırlardan beri çekilen milli felaketlerin yarattığı uyanıklığın eseri ve bu aziz vatanın her köşesini sulayan kanların bedelidir” diyerek hatırlatmada bulunan Atatürk, deneyimlerden elde edilen çıkarımların önemine dikkat çekmişti.
Cumhuriyetin kurucu devrimci kadroları, emperyalizmin işbirlikçisi saltanat ve hilafeti ortadan kaldırırken çok sert bir “iktisadi” savaşın içine girilmesi gerektiğinin de farkındaydı. Cumhuriyetin ilanından, çok partili parlamenter sisteme geçene kadar devlet eliyle gerçekleştirilen reformlarla sürdürülen bu mücadeleye son verilerek “ademimerkeziyetçi” anlayışa teslim edilen, kuruluş amaç ve ilkelerinden koparılan Türkiye, devletçilikten hızla uzaklaştırılıp, kapitalist üretim sürecine yöneltildi. Ekonomisi, emperyalizme bağımlı hale getirildi. Özellikle, 12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980 emperyalist, gerici, faşist darbeleriyle Türkiye laik, demokratik, anayasal hukuk çizgisinden çıkarılarak siyasal İslamcıların tahakkümü altına sokdu ve rejim sorgulanır hale geldi!
Atatürk, Cumhuriyet, laiklik düşmanlığının ve “Türk” kelimesinden duyulan rahatsızlığın dillendirildiği, siyasal İslamcı, ırkçı, faşist, gerici saldırıların artarak devam ettiği böylesi karanlık bir süreçte, Ahmet Arif’in, “Biz ki, ustasıyız/ Vatan sevmenin/ Umut, saklımızda ölümsüz bayrak/ Kırmızı-kırmızı/ Dalga-dalgadır...” dizelerindeki “ustalık” mertebesi, hepimiz için ulaşılması zorunlu bir seviye haline gelmiştir!
Bu seçim, 1950’lerden itibaren birbirinin devamı olan ve bunu her fırsatta vurgulayan bir sağ iktidar döneminde gerçekleşecek. Aynı ideolojilerin yönetiminde bugüne kadar gerçekleşen hiçbir olayın (darbeler, krizler vb.) bir diğerinden bağımsız olamayacağı asla unutulmamalıdır!
FARKLI SEÇİM
Hak, hukuk, adalet mücadelesinin ötesinde laik, demokratik Türkiye Cumhuriyeti’nin varlık meselesi haline getirilmiş, farklı bir seçimden söz edilmektedir artık. Bunu sol, sağ, sosyal demokrat, sosyalist, liberal, muhafazakâr, etnik politik yaklaşımı olan kişi ve partilerin ortak bir aday ismi altında birleşmesinden rahatlıkla anlayabiliyoruz.
18. yüzyıl düşünürlerinden olan Immanuel Kant, “Aklını kullanma cesaretini göster!” diyerek insanlığa çağrıda bulunmuştu. Şimdi, yüzyıllar sonra bu çağrı, Türk halkı için çok yüksek sesle yapılmalı ve sandığa gidene kadar sık sık tekrarlanmalıdır! Akıllı ve yürekli ol, geleceğine ve ülkene sahip çık!
Mehmet bey, önemli olan farklılıklarımıza saygı duymak bunu başarabilseydik dünya herhalde daha yaşanılası bir yer olurdu. Ayrık otu olmayı göze alan insanların sayesinde teknoloji çağına gelebildik iyi ki de cesur yürekleriyle geçmişte var olmuş gelecekte de hep olacaklar. Saygı ve Sevgilerimle yazılarınızı severek okuyorum teşekkür ederim.
Sevgili Tuba, hayat verdiğinden fazlasını almaz böyle bir gücü yok. Hayatı gördüğün ve yaşadığın kadarını alırsın ve bu tamamen senin elinde. Yanlış olan kader diye adlandırılmış dayatmalardır. Bundan dolayıdır hayatın senden götürdüğü. Gerçekte engel yoktur “engel” insanın kendisidir.,yaşadığımız toplum kuralları birer engel değil, bilakis özgür yaşayabilmemiz için konulan kurallardır. Bunlar insanın arzu edebileceği güzel şeyler için asla engel değildir. Ve hayat tıpkı toprak gibi ne ekersen onu misliyle geri verir. :)
Hadi sitare ışığınla aydınlat karanlık geceyi, etten kemikten renklerle boyayacağım yeryüzünün kara toprağını söz.
Ata kızı
Öncelikle bu yazıyı yazdığı İçin Sn.Aydın Önceli tebrik etmeliyim ve dediğiniz gibi herkes eleştirilebilir öyle de olmalı. Atatürk sağlığına dikkat edememiş bu onun kendisiyle alakalı zarar, he şöyle düşünürsek topluma yapacağı daha çok işler vardı bizleri istemeden de olsa bundan maalesef mahrum bıraktı. Günümüzde çok ciddi tahammülsüzlükler var. Herkes kendisi gibi olanı benimseyip onu yanına alıyor. Neredeyse her konuda partizan ayrışma ve ötekileştirme var. Şimdi bunu yazınca aklıma Aziz Nesin’in bir sözü geldi. “ Aynı kağıdın arka ve ön yüzleri gibiyiz. Sonsuza dek beraber; ama hiçbir zaman birbirlerini görmeyen” insan yanlarımız sevebilen yanlarımız, emperyalizmin gölgesinde kölelere dönüştürülüp yok edilmek üzere. Kendi aklımızı kullanmanın önemi burada başlıyordu. Söz dinleyen kölelere dönüşmemeliydi toplum. Bizi böylesi ayrıştırma çalışmalarını ta Madımakta engellenmeliydi. O çılgınca naralar atan güruh! O zaman engellenmeliydi. Şimdi önünü almakta zorlanılan aynı yobaz zihniyetler sayesinde kutuplaşmalar çığ gibi büyüyor. Konuşulacak, yazılacak çok yazılar ve şiirler var. Birlikte dinleyeceğimiz türkülerimiz var. Biz birlikte güçlüyüz birlikte güzeliz diyor ve bir video atıyorum hepimize.:)
Medeniyet, bir toplumun bilimini, sanatını, edebiyatını, hukukunu, siyasetini, ahlakını, dinini, felsefesini kısacası tüm kültürünü oluşturan değerler sistemini ifade eder. Tarihsel süreçte medeniyetler, bilimsel temellere oturtulur, oturtulmalıdır.
ATATÜRK VE CUMHURİYET
Mustafa Kemal ve arkadaşları, büyük enkazdan milli ve çağdaş bir devlet kurmayı başarmıştı. “Bugün ulaştığımız sonuç, asırlardan beri çekilen milli felaketlerin yarattığı uyanıklığın eseri ve bu aziz vatanın her köşesini sulayan kanların bedelidir” diyerek hatırlatmada bulunan Atatürk, deneyimlerden elde edilen çıkarımların önemine dikkat çekmişti.
Cumhuriyetin kurucu devrimci kadroları, emperyalizmin işbirlikçisi saltanat ve hilafeti ortadan kaldırırken çok sert bir “iktisadi” savaşın içine girilmesi gerektiğinin de farkındaydı. Cumhuriyetin ilanından, çok partili parlamenter sisteme geçene kadar devlet eliyle gerçekleştirilen reformlarla sürdürülen bu mücadeleye son verilerek “ademimerkeziyetçi” anlayışa teslim edilen, kuruluş amaç ve ilkelerinden koparılan Türkiye, devletçilikten hızla uzaklaştırılıp, kapitalist üretim sürecine yöneltildi. Ekonomisi, emperyalizme bağımlı hale getirildi.
Özellikle, 12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980 emperyalist, gerici, faşist darbeleriyle Türkiye laik, demokratik, anayasal hukuk çizgisinden çıkarılarak siyasal İslamcıların tahakkümü altına sokdu ve rejim sorgulanır hale geldi!
Atatürk, Cumhuriyet, laiklik düşmanlığının ve “Türk” kelimesinden duyulan rahatsızlığın dillendirildiği, siyasal İslamcı, ırkçı, faşist, gerici saldırıların artarak devam ettiği böylesi karanlık bir süreçte, Ahmet Arif’in, “Biz ki, ustasıyız/ Vatan sevmenin/ Umut, saklımızda ölümsüz bayrak/ Kırmızı-kırmızı/ Dalga-dalgadır...” dizelerindeki “ustalık” mertebesi, hepimiz için ulaşılması zorunlu bir seviye haline gelmiştir!
Bu seçim, 1950’lerden itibaren birbirinin devamı olan ve bunu her fırsatta vurgulayan bir sağ iktidar döneminde gerçekleşecek. Aynı ideolojilerin yönetiminde bugüne kadar gerçekleşen hiçbir olayın (darbeler, krizler vb.) bir diğerinden bağımsız olamayacağı asla unutulmamalıdır!
FARKLI SEÇİM
Hak, hukuk, adalet mücadelesinin ötesinde laik, demokratik Türkiye Cumhuriyeti’nin varlık meselesi haline getirilmiş, farklı bir seçimden söz edilmektedir artık. Bunu sol, sağ, sosyal demokrat, sosyalist, liberal, muhafazakâr, etnik politik yaklaşımı olan kişi ve partilerin ortak bir aday ismi altında birleşmesinden rahatlıkla anlayabiliyoruz.
18. yüzyıl düşünürlerinden olan Immanuel Kant, “Aklını kullanma cesaretini göster!” diyerek insanlığa çağrıda bulunmuştu. Şimdi, yüzyıllar sonra bu çağrı, Türk halkı için çok yüksek sesle yapılmalı ve sandığa gidene kadar sık sık tekrarlanmalıdır! Akıllı ve yürekli ol, geleceğine ve ülkene sahip çık!
AYDIN ÖNCEL
Aslında sayfada paylaşayım.
Aydın Öncel’ in yazısı okumanızı tavsiye ediyorum.
https://twitter.com/cumhuriyetgzt/status/1646734277910904832?s=46&t=Wu1ytQRozjI2EK0oAbVhKQ
Mehmet bey, önemli olan farklılıklarımıza saygı duymak bunu başarabilseydik dünya herhalde daha yaşanılası bir yer olurdu. Ayrık otu olmayı göze alan insanların sayesinde teknoloji çağına gelebildik iyi ki de cesur yürekleriyle geçmişte var olmuş gelecekte de hep olacaklar. Saygı ve Sevgilerimle yazılarınızı severek okuyorum teşekkür ederim.
Sevgili Tuba, hayat verdiğinden fazlasını almaz böyle bir gücü yok. Hayatı gördüğün ve yaşadığın kadarını alırsın ve bu tamamen senin elinde. Yanlış olan kader diye adlandırılmış dayatmalardır. Bundan dolayıdır hayatın senden götürdüğü. Gerçekte engel yoktur “engel” insanın kendisidir.,yaşadığımız toplum kuralları birer engel değil, bilakis özgür yaşayabilmemiz için konulan kurallardır. Bunlar insanın arzu edebileceği güzel şeyler için asla engel değildir. Ve hayat tıpkı toprak gibi ne ekersen onu misliyle geri verir. :)
Hayatın anlamsızlığını ne güzel ifade etmiş Ataol Behramoğlu:)
Katılmasam da:)
Peki neden hayatı istediğimiz gibi yaşamak varken, “hayatın” bizden istediği gibi yaşarız?
Ve özlem, kimilerinin diline vururken kimilerini vurur ve susar.
Ata kızı