Ayrılık diyorum; ayrılık, en çokta gözlerime yağdı, geceydi yağdı, gündüz de yağdı. Sevemedim bir türlü yaprağın ağacı terk edişini Sorsan adı bahardı Ata kızı
Baştan aşağıya sevmekti kadın, gözünden ayak tırnağına kadar dopdolu Yeni doğan güneşin toprağı ısıtması kadar karşılık beklemeden baştan aşağı sevmekti kadın. Güvercinin kanat çırpışıydı rüzgara, çocukça sevinişleriydi bir yudum gökyüzüne takla üstüne takla atışı bembeyaz yüreğiyle. Coşmasıydı yavrusuna büyüyen umutlarının yüreğine vuruşu. Uçmasıydı hayalleri mavi ufukları delercesine baba nasihatleriyle. Baştan aşağı sevmekti kadın. Empatiden yoğrulmuştu o güzel düşleri tıpkı pamuk gibi yumuşacık ve şefkatli elleri dokundukça yeryüzünde melekler açardı toprakta çiçek niyetine. Küçük büyük melekler rengarenk sayesinde hiç solmayan renkleriyle dokunduğu her yer baştan aşağı sevgi. Ata Kızı
Hayat zaman dilimi ve içinde bulunduğumuz kadarı bize ait.,onu nasıl şekillendireceğimizi de ancak biz ve tercihlerimiz belirler. Tercihlerimiz sonucunda ise mutlu ya da mutsuz oluruz. Videoda açlık hissini yok etmek için yemek yerken bunun mutluluk verici olduğunu ancak mutluluğun ileriki zamanlarda acıya dönüşmemesi için dozunda yemekten örnek vermişti. Fayda zarar hesabını yapmayı bilmek zordur bunu yapabilmek için zekâ gerekli olduğunu düşünüyorum ve videoda bu da zeka özürlü karakterin iyilik yapmak isterken nasıl bir insanı öldürebileceğini de gördük. Hayatta böyle değil mi? Tıpkı zehrin dozunda alındığında ilaç. Dozunu aştığında gerçek etkisini gördüğümüz bir zaman dilimi. Acının yokluğu koskoca bir boşlukta olabilir. Mutluluk hayatta az ile yetinmeyi bilip, çok ile dozu aşmadan dengeli yaşayabilmek belki de. Hayır diyebilmek yeri geldiğinde. ( kendine de) acının olmadığı yerde mutluluk olmaz düşünsenize acının tadını almayan dil, tatlıyı nasıl algılar? Mutluluk hedef değildir zaten. Acı da mutluluk da mevcut durumdur kişi ne ile mutlu olacağını bilir ve ona yönelik tercihler yapabilirse mutluluğu hayatına uyarlamış olur. Aslında mutlu olmak hayatın geneline yayılması demek bana göre dönem dönem elbette ki acılar yaşanacak kişiler doğru tercihler yaparak uzun vadede mutluluğu yakalayabilirse arada yaşayacağı acılardan dolayı ruhsal çöküşleri hem çok kolay atlatacak hem de genel baktığımızda bu kişi mutludur diyebileceğiz.( tersi durumda mutsuz) Evliliklerden örnek vereyim. Biriyle onun kötü taraflarını bildiğiniz halde sadece ilginizi çeken bir özelliğinden dolayı sevdiniz ve evlendiniz Bu sizi kısa süreli mutlu edecektir. Onu elde edip onunla yaşamak tan haz alacak ama zaman geçtikçe bu özelliği her iki tarafıda mutlu etmeye yetmeyecek dahası uzun vadede mutsuzluğa dönüşecektir. Peki kişiler bunu bilinçli olarak yapmaz mi? Bence bilerek ve isteyerek işte tıpkı o yemeği dozunda yemek örneğindeki gibi kısa vadeli haz duygusunu uzun vadeli mutluluğa tercih etmek gibi. Yine aynı noktaya geldim; hayat ne verirsen onu geri verir. Ne eksik ne de Einstein düşüncesi gibi fazla.
Ayrılık diyorum; ayrılık, en çokta gözlerime yağdı,
geceydi yağdı, gündüz de yağdı.
Sevemedim bir türlü yaprağın ağacı terk edişini
Sorsan adı bahardı
Ata kızı
Sevgiler Emi Öztürk
Bir gece vakti
Hoş geldiniz değerli paylaşımlarınız İçin teşekkür ederim...
Teşekkür ederiz Mehmet bey
Yağmur yüklü bulutlar gibiydik gecenin karanlığını aydınlatırcasına yağardık fırtınalar kopardı, akılla yürek arası.
Ata kızı
Baştan aşağıya sevmekti kadın, gözünden ayak tırnağına kadar dopdolu
Yeni doğan güneşin toprağı ısıtması kadar karşılık beklemeden baştan aşağı sevmekti kadın. Güvercinin kanat çırpışıydı rüzgara, çocukça sevinişleriydi bir yudum gökyüzüne takla üstüne takla atışı bembeyaz yüreğiyle. Coşmasıydı yavrusuna büyüyen umutlarının yüreğine vuruşu. Uçmasıydı hayalleri mavi ufukları delercesine baba nasihatleriyle. Baştan aşağı sevmekti kadın.
Empatiden yoğrulmuştu o güzel düşleri tıpkı pamuk gibi yumuşacık ve şefkatli elleri dokundukça yeryüzünde melekler açardı toprakta çiçek niyetine. Küçük büyük melekler rengarenk sayesinde hiç solmayan renkleriyle dokunduğu her yer baştan aşağı sevgi.
Ata Kızı
Artık tünaydını da geçtik en iyisi iyi akşamlara bağlayalım:)
Hoş geldiniz sayfaya
Yüreğinize sağlık...
Kokulu günaydınlar getirdim sayfaya bakmayın öyle avuçlarımdaki beyaz renge hele bir dökeyim damla damla masmavi derya deniz. :)
Ata kızı
Mesela;
Gülmek ömrü uzatır:) koskoca muazzam bir felsefedir.
Hayat zaman dilimi ve içinde bulunduğumuz kadarı bize ait.,onu nasıl şekillendireceğimizi de ancak biz ve tercihlerimiz belirler. Tercihlerimiz sonucunda ise mutlu ya da mutsuz oluruz. Videoda açlık hissini yok etmek için yemek yerken bunun mutluluk verici olduğunu ancak mutluluğun ileriki zamanlarda acıya dönüşmemesi için dozunda yemekten örnek vermişti. Fayda zarar hesabını yapmayı bilmek zordur bunu yapabilmek için zekâ gerekli olduğunu düşünüyorum ve videoda bu da zeka özürlü karakterin iyilik yapmak isterken nasıl bir insanı öldürebileceğini de gördük. Hayatta böyle değil mi? Tıpkı zehrin dozunda alındığında ilaç. Dozunu aştığında gerçek etkisini gördüğümüz bir zaman dilimi. Acının yokluğu koskoca bir boşlukta olabilir. Mutluluk hayatta az ile yetinmeyi bilip, çok ile dozu aşmadan dengeli yaşayabilmek belki de. Hayır diyebilmek yeri geldiğinde. ( kendine de) acının olmadığı yerde mutluluk olmaz düşünsenize acının tadını almayan dil, tatlıyı nasıl algılar? Mutluluk hedef değildir zaten. Acı da mutluluk da mevcut durumdur kişi ne ile mutlu olacağını bilir ve ona yönelik tercihler yapabilirse mutluluğu hayatına uyarlamış olur. Aslında mutlu olmak hayatın geneline yayılması demek bana göre dönem dönem elbette ki acılar yaşanacak kişiler doğru tercihler yaparak uzun vadede mutluluğu yakalayabilirse arada yaşayacağı acılardan dolayı ruhsal çöküşleri hem çok kolay atlatacak hem de genel baktığımızda bu kişi mutludur diyebileceğiz.( tersi durumda mutsuz)
Evliliklerden örnek vereyim. Biriyle onun kötü taraflarını bildiğiniz halde sadece ilginizi çeken bir özelliğinden dolayı sevdiniz ve evlendiniz Bu sizi kısa süreli mutlu edecektir. Onu elde edip onunla yaşamak tan haz alacak ama zaman geçtikçe bu özelliği her iki tarafıda mutlu etmeye yetmeyecek dahası uzun vadede mutsuzluğa dönüşecektir. Peki kişiler bunu bilinçli olarak yapmaz mi? Bence bilerek ve isteyerek işte tıpkı o yemeği dozunda yemek örneğindeki gibi kısa vadeli haz duygusunu uzun vadeli mutluluğa tercih etmek gibi. Yine aynı noktaya geldim; hayat ne verirsen onu geri verir. Ne eksik ne de Einstein düşüncesi gibi fazla.
Belki de cennet bu yüzden zordur..?
Mutlu olmayı başarmak yani. Oysa cehennem için uğraşmaya bile gerek yok. :)