Ne güzel döküldün satır satır, şiir köprüdür gönülden gönüle dilden dile dolaşır hiç ummadığın yolları aşar, geçilmez denilen engelleri geçer, en sonunda kişi bendini de aşar Derya’ya dökülür.
Şimdi on ikiye kadar sayacak ve hep birlikte susacağız. Bir an olsun toprağın yüzünde konuşmayalım hiçbir dilde, bir saniye duralım, sallamayalım kollarımızı bu kadar. Acelesiz, motorlarsız ne mis kokan bir an olurdu, birlikte hepimiz apansız bir gariplikte. İncitmezdi balinayı balıkçılar soğuk denizde tuz toplayan adam bakardı yaralı ellerine Yeşil savaşlar hazırlayanlar, gazlı savaşlar, ateşli savaşlar, yaşayanı kalmayan zaferler, temiz giysiler giyerlerdi yürüyüp kardeşleriyle gölgede, bir şey yapmadan. İstediğim karıştırılmasın kesin eylemsizlikle: ne yaparsa odur yaşam bir işim yok benim uğruna hayatımızı bu kadar sıradan olmasaydık, ve bir an, hiçbir şey yapmasaydık, belki dev bir sessizlik yarıda kesebilirdi kederini kendimizi hiç anlamayışımızın, kendimizi ölümle korkutmanın, belki de toprak öğretecek bize ölü görünen her şeyin
Km aslında canlı olduğunu. Şimdi on ikiye kadar sayacağım Esessiz olun, ben gideceğim.
Ayrılık diyorum; ayrılık, en çokta gözlerime yağdı, geceydi yağdı, gündüz de yağdı. Sevemedim bir türlü yaprağın ağacı terk edişini Sorsan adı bahardı Ata kızı
Baştan aşağıya sevmekti kadın, gözünden ayak tırnağına kadar dopdolu Yeni doğan güneşin toprağı ısıtması kadar karşılık beklemeden baştan aşağı sevmekti kadın. Güvercinin kanat çırpışıydı rüzgara, çocukça sevinişleriydi bir yudum gökyüzüne takla üstüne takla atışı bembeyaz yüreğiyle. Coşmasıydı yavrusuna büyüyen umutlarının yüreğine vuruşu. Uçmasıydı hayalleri mavi ufukları delercesine baba nasihatleriyle. Baştan aşağı sevmekti kadın. Empatiden yoğrulmuştu o güzel düşleri tıpkı pamuk gibi yumuşacık ve şefkatli elleri dokundukça yeryüzünde melekler açardı toprakta çiçek niyetine. Küçük büyük melekler rengarenk sayesinde hiç solmayan renkleriyle dokunduğu her yer baştan aşağı sevgi. Ata Kızı
Ne güzel döküldün satır satır, şiir köprüdür gönülden gönüle dilden dile dolaşır hiç ummadığın yolları aşar, geçilmez denilen engelleri geçer, en sonunda kişi bendini de aşar Derya’ya dökülür.
Serzenişler var sayfalar dolusu seslenişlerinde kadın, fırtınalar kopuyor belli ki aklın ve yüreğin arası. Aklın limanı en güvenilir sığınak.
Şimdi on ikiye kadar sayacak
ve hep birlikte susacağız.
Bir an olsun toprağın yüzünde
konuşmayalım hiçbir dilde,
bir saniye duralım,
sallamayalım kollarımızı bu kadar.
Acelesiz, motorlarsız
ne mis kokan bir an olurdu,
birlikte hepimiz
apansız bir gariplikte.
İncitmezdi balinayı
balıkçılar soğuk denizde
tuz toplayan adam
bakardı yaralı ellerine
Yeşil savaşlar hazırlayanlar,
gazlı savaşlar, ateşli savaşlar,
yaşayanı kalmayan zaferler,
temiz giysiler giyerlerdi
yürüyüp kardeşleriyle
gölgede, bir şey yapmadan.
İstediğim karıştırılmasın
kesin eylemsizlikle:
ne yaparsa odur yaşam
bir işim yok benim uğruna hayatımızı
bu kadar sıradan olmasaydık,
ve bir an, hiçbir şey yapmasaydık,
belki dev bir sessizlik
yarıda kesebilirdi kederini
kendimizi hiç anlamayışımızın,
kendimizi ölümle korkutmanın,
belki de toprak öğretecek bize
ölü görünen her şeyin
Km aslında canlı olduğunu.
Şimdi on ikiye kadar sayacağım
Esessiz olun, ben gideceğim.
Pablo Neruda
Bazılarına görmek ve duymak İçin avuç içi kadar yürek yetmiş...
dinlenmesi tavsiye edilir:)
Ayrılık diyorum; ayrılık, en çokta gözlerime yağdı,
geceydi yağdı, gündüz de yağdı.
Sevemedim bir türlü yaprağın ağacı terk edişini
Sorsan adı bahardı
Ata kızı
Sevgiler Emi Öztürk
Bir gece vakti
Hoş geldiniz değerli paylaşımlarınız İçin teşekkür ederim...
Teşekkür ederiz Mehmet bey
Yağmur yüklü bulutlar gibiydik gecenin karanlığını aydınlatırcasına yağardık fırtınalar kopardı, akılla yürek arası.
Ata kızı
Baştan aşağıya sevmekti kadın, gözünden ayak tırnağına kadar dopdolu
Yeni doğan güneşin toprağı ısıtması kadar karşılık beklemeden baştan aşağı sevmekti kadın. Güvercinin kanat çırpışıydı rüzgara, çocukça sevinişleriydi bir yudum gökyüzüne takla üstüne takla atışı bembeyaz yüreğiyle. Coşmasıydı yavrusuna büyüyen umutlarının yüreğine vuruşu. Uçmasıydı hayalleri mavi ufukları delercesine baba nasihatleriyle. Baştan aşağı sevmekti kadın.
Empatiden yoğrulmuştu o güzel düşleri tıpkı pamuk gibi yumuşacık ve şefkatli elleri dokundukça yeryüzünde melekler açardı toprakta çiçek niyetine. Küçük büyük melekler rengarenk sayesinde hiç solmayan renkleriyle dokunduğu her yer baştan aşağı sevgi.
Ata Kızı