çok zor olmayacak bu benim ilk iş günüm hadi kızım göster kendini zaten yıllardır çalışmıyor muydun. Bıkmadan usanmadan çalışmalıyım. Her yere girmeli her şeyde başarılı olmalıyım. Bulaşık yıkayıp yemekleri de yapmalıyım madem mutfakta çalışıyorum öyleyse buranın kompetanı ben olmalıyım.
ve Ayşe artık hayata hazırdır ve elinden geleni yapacaktır.
El yatkınlığı olduğundan çok zorlanmamıştı gerçekten kısa zamanda lokantanın aranan iş gücü haline gelmişti bile her köşeye hakimdi Ayşe. Öğle yemeklerinde çarçabuk yemeğini yiyor kalan sürede dersinden bir konu okumaya çalışıyordu bu sayede hem iş hem öğrencilik bir arada yürüyor hatta kendine ayıracak zaman bile buluyordu. bir haftada başka bir ev kiraladılar küçük ama şirin bir ev.
Evinde bir saatlik ders programıyla çalışmaya başlamıştı, günlük ders işini bitirdikten sonra geri kalan zamanda bir atölyeden aldığı parça hesabı fason bir iş yapıyordu. Çünkü Ayşe geleceğini çoktan planlamıştı. Üniversite için para biriktirmeye başlamıştı onun bu işleri yapacak kimsesi yoktu. Ya bütün bunları düşünüp yapacaktı ya da hayat denilen çarkın içinde benliği yok olup gidecek ve çok kötü olabilecek bir hayatı yaşamak zorunda kalacaktı. Zaten tercihini çoktan yapmıştı. Vazgeçmeyecek ve hayatta tembelliğe yer olmadığını düşünecek kadar güçlü ve zeki bir kızdı.
“Her şey sizin aksinize ilerliyor gibi geldiğinde uçakların rüzgarla birlikte değil rüzgara karşı uçtuğunu hatırlayın.” –Henry Ford
Sus, kimseler duymasın, Duymasın, ölürüm ha. Aymışam yarı gece, Seni bulmuşam sonra. Seni, kaburgamın altın parçası. Seni, dişlerinde elma kokusu. Bir daha hangi ana doğurur bizi?
Terketmedi sevdan beni, Aç kaldım, susuz kaldım, Hayın, karanlıktı gece, Can garip, can suskun, Can paramparça… Ve ellerim, kelepçede, Tütünsüz uykusuz kaldım, Terketmedi sevdan beni…
“adaletle merhamet arasındaki dengeyi de kurmalıyız.” Evet işte bu denge her şeyde olduğu gibi burada da karşımıza çıkıyor, bu konuda birçok örnek verilebilir. Gereksiz merhametten maraz doğduğu doğrudur.
Mehmet Bekir Nal Mehmet Bekir Nal 01.06.2023 - 13:15 neyse bu konuları fazla deşmeyelim. biz yine şiire sanata felsefeye akla mantığa yaratıcılığa estetiğe dönelim . bunlar dinde bulunmaz.
KARDELEN
Ayşe'nin iç sesinden ;
çok zor olmayacak bu benim ilk iş günüm hadi kızım göster kendini zaten yıllardır çalışmıyor muydun. Bıkmadan usanmadan çalışmalıyım. Her yere girmeli her şeyde başarılı olmalıyım. Bulaşık yıkayıp yemekleri de yapmalıyım madem mutfakta çalışıyorum öyleyse buranın kompetanı ben olmalıyım.
ve Ayşe artık hayata hazırdır ve elinden geleni yapacaktır.
El yatkınlığı olduğundan çok zorlanmamıştı gerçekten kısa zamanda lokantanın aranan iş gücü haline gelmişti bile her köşeye hakimdi Ayşe. Öğle yemeklerinde çarçabuk yemeğini yiyor kalan sürede dersinden bir konu okumaya çalışıyordu bu sayede hem iş hem öğrencilik bir arada yürüyor hatta kendine ayıracak zaman bile buluyordu.
bir haftada başka bir ev kiraladılar küçük ama şirin bir ev.
Evinde bir saatlik ders programıyla çalışmaya başlamıştı, günlük ders işini bitirdikten sonra geri kalan zamanda bir atölyeden aldığı parça hesabı fason bir iş yapıyordu. Çünkü Ayşe geleceğini çoktan planlamıştı. Üniversite için para biriktirmeye başlamıştı onun bu işleri yapacak kimsesi yoktu. Ya bütün bunları düşünüp yapacaktı ya da hayat denilen çarkın içinde benliği yok olup gidecek ve çok kötü olabilecek bir hayatı yaşamak zorunda kalacaktı. Zaten tercihini çoktan yapmıştı. Vazgeçmeyecek ve hayatta tembelliğe yer olmadığını düşünecek kadar güçlü ve zeki bir kızdı.
“Her şey sizin aksinize ilerliyor gibi geldiğinde uçakların rüzgarla birlikte değil rüzgara karşı uçtuğunu hatırlayın.” –Henry Ford
6. Sayfa
Aklın deveranlarında yeşil yaprakların arasında türemiş püremlerin sonucudur aynadan yansıyan feveranlar.
Ata kızı
Özünün mahremiyetine uğramasın,
kem gözlerden taşan kara bulutlar
Sen gül bahçelerini bozguna uğratma
Çocuk.
Ata kızı
yağmur sanki meleklerin gözyaşlarıydı
yeryüzündeki masum çiçeklere
jest yapıyordu gökyüzü
gökkuşağının görsel şöleni kovuyor gibi
Hüzünleri
Ata kızı
Sus, kimseler duymasın,
Duymasın, ölürüm ha.
Aymışam yarı gece,
Seni bulmuşam sonra.
Seni, kaburgamın altın parçası.
Seni, dişlerinde elma kokusu.
Bir daha hangi ana doğurur bizi?
Ruhu şad olsun. Ahmet Arif
Terketmedi sevdan beni,
Aç kaldım, susuz kaldım,
Hayın, karanlıktı gece,
Can garip, can suskun,
Can paramparça…
Ve ellerim, kelepçede,
Tütünsüz uykusuz kaldım,
Terketmedi sevdan beni…
Usta şair Ahmet Arif ile gün aysın bugün
“adaletle merhamet arasındaki dengeyi de kurmalıyız.”
Evet işte bu denge her şeyde olduğu gibi burada da karşımıza çıkıyor, bu konuda birçok örnek verilebilir. Gereksiz merhametten maraz doğduğu doğrudur.
Şimdiye kadar verilmeyecek bi hesabım olmadı bundan olmaz inşallah. Her koşulda adil olmak çok güzel.
Bence de derken daha fazla deşmeyelim kısmına yani:))
Mehmet Bekir Nal
Mehmet Bekir Nal 01.06.2023 - 13:15
neyse bu konuları fazla deşmeyelim. biz yine şiire sanata felsefeye akla mantığa yaratıcılığa estetiğe dönelim . bunlar dinde bulunmaz.
Bence de:)