Din konusunda çok fazla bilgim yok. Yani ahkam kesemem ama şunu söyleyebilirim. Bunun dinle değil doyumsuzlukla alakası var :)))
dinler de kurallarıyla zamana uyarlanıp en makul şekliyle yaşanabilir kanısındayım. bunun bi günahı olmaz sanırım çünkü kuranda doğru olanın tek eşlilik olduğu evlenilecekse de evdeki kadının rızasının şart olduğunu biliyorum. Yanlışsa düzeltin.
Ne kadar olumsuz ve gerici bir tablo değil mi? bizler niçin bu kafadan çıkamıyoruz. Yeniliklere neden kapalıyız bu kadar? bunlar ülke için içerden de dışarıdan da bakıldığında akılsızlığın ve gelişmemişliğin en önemli göstergeleri. Biz çok büyük kaynakları olan bir ülkeyiz hem ekonomik anlamda bağımsız hem de ülke adına ARGE çalışmaları yapacak kadar şartlarımız oluşmuşken; bilimsel ve sanatsal faaliyetlerimizi geliştirip bunları konuşacakken niçin hala tek eşliliği tartışıyoruz? kanunlarla bunu desteklemeye ne gerek var? kim ne istiyorsa bireysel olarak yapamıyorlar mı? Hala kadınların şu edebiyat portalında bile bu bakış açısını destekleyen görüşleri savunmalarını çok aptalca buluyorum. Bakmayın tartışmak için kendime muhatap görmediğim için sesimi çıkarmıyorum. her anlamda çöküşün içindeyiz. Bakalım daha neler göreceğiz.
Damarlarımızda akan kan bizi ancak ülkenin %50 si yapabildi. % 50 diyorum çünkü göçmen nüfustan alınan oylar falan hesaplayınca yani...
Otobüsün camından gözüken dünyanın tüm renklerini içsel dünyasında kopan fırtınalara rağmen görebiliyor ve o dünyanın renklerinden bir tanesinin de kendini yansıttığını, onu o dünyanın yaşanılası bembeyaz rengiyle hayat sayfasında yerini almasının zamanı geldiğini düşünür gibi bakıyordu yolun akışındaki manzaraya.
Saatler akıp giderken düşüncelerinden taşan umut onu çoktan hayatın içine almıştı bile. Ankara'ya vardı genç kız. kuzeni onu otogarda bekliyordu. doğruca iş yerine gittiler burası büyük bir lokantaydı, Ayşe bundan böyle lokantanın mutfak kısmında çalışacaktır. kalacak yeri de yoktur.
Kuzeni; Bende kalamazsın ama bir haftalığına boş evim var kiracı gelene kadar orada kalabilirsin. bu sırada da senin için ev arayabiliriz Ayşe çaresizdir; elbette der ve iş yeriyle anlaşmalarını yaptıktan sonra doğruca kalacağı evin yolunu tutarlar.
Kuzen; Ayşe evde eşya yok sadece yatak verebilirim artık idare edersin. Ayşe; teşekkür ederim bir süre idare edebilirim Kuzen; evde elektrik, su açık...
Bundan sonra Ayşe tek başınadır sadece bir yatağı, yorganı bir de başını koyacağı yastığı vardır. bavulundaki eşyaları almadan kitaplarını çıkarıp bir köşeye yerleştirir yatağının üzerine uzanıp kitabını okumaya başlar, henüz iki sayfa okumuşken yorgunluktan uyuyakalır.
Köylerinde her şey aynıdır sadece evlerinde artık Ayşe'nin eve bıraktığı mektup kalmıştır ondan geriye.
Sevgili ailem diye başlayan mektup şöyle devam etmektedir; Beni bu yaşıma kadar evinizde misafir ettiniz çünkü hiç aile olduğumuzu hissetmedim. sadece bir çalışan gibiydim hep hizmet etmeyi öğrettiniz bana. İlkokulu bile zor bitirdim sayenizde karnımı da yedi yaşından bu yana hayvan bakıcılığıyla doyurdum. Bana karşı bu öfkenin ve kötü davranışlarınızın sebebini anlayamadım çünkü ben daha bir çocuktum. İsterdim ki babam saçımı okşayıp beni sevdiğini göstersin. Annem kendine yardımcı gibi görmesin. ağabeylerim kendilerinden farklı görmesin. hadi hepsini de geçtim başıma gelebilecek en kötü şeyde bile benim arkamda duracağına tecavüzcümle beni evlendirmeye kalktınız. İsterdim ki başka çocuklar gibi değerli olayım. ailemin sıcaklığını hissederek okuyup hayata kendimi hazırlayayım. ne yazık ki bunları tek başıma yapmak zorundayım. Sizin istediğiniz gibi bir kız olamadım, olmakta istemiyorum. Beni almaya durdurmaya da kalkmayın yaşımdan dolayı bunu yapamazsınız. Olanı biteni polise anlatırım. Bir gün köyüme geri dönüp orada birçok şeyi değiştirmek tek hayalim. Yine de Beni dünyaya getirdiğiniz için size teşekkür ederim. Umarım bir gün erkek evlatlarınız kadar değerli olabilirim. Hoşça kalın.
Kızınız Ayşe
yağmur sanki meleklerin gözyaşlarıydı yeryüzündeki masum çiçeklere jest yapıyordu gökyüzü gökkuşağının görsel şöleni kovuyor gibi hüznü...
- Herbir zerrenin gün gün dağılarak geçip gittiği bir zaman dilimine daha uyandık. - Aydınlık olsun düşüncesini nakış gibi güne işleyebilen herkese. Ata kızı
Din konusunda çok fazla bilgim yok. Yani ahkam kesemem ama şunu söyleyebilirim. Bunun dinle değil doyumsuzlukla alakası var :)))
dinler de kurallarıyla zamana uyarlanıp en makul şekliyle yaşanabilir kanısındayım. bunun bi günahı olmaz sanırım çünkü kuranda doğru olanın tek eşlilik olduğu evlenilecekse de evdeki kadının rızasının şart olduğunu biliyorum. Yanlışsa düzeltin.
Ne kadar olumsuz ve gerici bir tablo değil mi? bizler niçin bu kafadan çıkamıyoruz. Yeniliklere neden kapalıyız bu kadar? bunlar ülke için içerden de dışarıdan da bakıldığında akılsızlığın ve gelişmemişliğin en önemli göstergeleri. Biz çok büyük kaynakları olan bir ülkeyiz hem ekonomik anlamda bağımsız hem de ülke adına ARGE çalışmaları yapacak kadar şartlarımız oluşmuşken; bilimsel ve sanatsal faaliyetlerimizi geliştirip bunları konuşacakken niçin hala tek eşliliği tartışıyoruz? kanunlarla bunu desteklemeye ne gerek var? kim ne istiyorsa bireysel olarak yapamıyorlar mı? Hala kadınların şu edebiyat portalında bile bu bakış açısını destekleyen görüşleri savunmalarını çok aptalca buluyorum. Bakmayın tartışmak için kendime muhatap görmediğim için sesimi çıkarmıyorum. her anlamda çöküşün içindeyiz. Bakalım daha neler göreceğiz.
Damarlarımızda akan kan bizi ancak ülkenin %50 si yapabildi. % 50 diyorum çünkü göçmen nüfustan alınan oylar falan hesaplayınca yani...
Üç eşli vekilimiz de olmuş hayırlı olsunn
KARDELEN
Otobüsün camından gözüken dünyanın tüm renklerini içsel dünyasında kopan fırtınalara rağmen görebiliyor ve o dünyanın renklerinden bir tanesinin de kendini yansıttığını, onu o dünyanın yaşanılası bembeyaz rengiyle hayat sayfasında yerini almasının zamanı geldiğini düşünür gibi bakıyordu yolun akışındaki manzaraya.
Saatler akıp giderken düşüncelerinden taşan umut onu çoktan hayatın içine almıştı bile.
Ankara'ya vardı genç kız. kuzeni onu otogarda bekliyordu.
doğruca iş yerine gittiler burası büyük bir lokantaydı, Ayşe bundan böyle lokantanın mutfak kısmında çalışacaktır. kalacak yeri de yoktur.
Kuzeni; Bende kalamazsın ama bir haftalığına boş evim var kiracı gelene kadar orada kalabilirsin. bu sırada da senin için ev arayabiliriz
Ayşe çaresizdir; elbette der ve iş yeriyle anlaşmalarını yaptıktan sonra doğruca kalacağı evin yolunu tutarlar.
Kuzen; Ayşe evde eşya yok sadece yatak verebilirim artık idare edersin.
Ayşe; teşekkür ederim bir süre idare edebilirim
Kuzen; evde elektrik, su açık...
Bundan sonra Ayşe tek başınadır sadece bir yatağı, yorganı bir de başını koyacağı yastığı vardır. bavulundaki eşyaları almadan kitaplarını çıkarıp bir köşeye yerleştirir yatağının üzerine uzanıp kitabını okumaya başlar, henüz iki sayfa okumuşken yorgunluktan uyuyakalır.
Köylerinde her şey aynıdır sadece evlerinde artık Ayşe'nin eve bıraktığı mektup kalmıştır ondan geriye.
Sevgili ailem diye başlayan mektup şöyle devam etmektedir;
Beni bu yaşıma kadar evinizde misafir ettiniz çünkü hiç aile olduğumuzu hissetmedim. sadece bir çalışan gibiydim hep hizmet etmeyi öğrettiniz bana. İlkokulu bile zor bitirdim sayenizde karnımı da yedi yaşından bu yana hayvan bakıcılığıyla doyurdum. Bana karşı bu öfkenin ve kötü davranışlarınızın sebebini anlayamadım çünkü ben daha bir çocuktum. İsterdim ki babam saçımı okşayıp beni sevdiğini göstersin. Annem kendine yardımcı gibi görmesin. ağabeylerim kendilerinden farklı görmesin. hadi hepsini de geçtim başıma gelebilecek en kötü şeyde bile benim arkamda duracağına tecavüzcümle beni evlendirmeye kalktınız. İsterdim ki başka çocuklar gibi değerli olayım. ailemin sıcaklığını hissederek okuyup hayata kendimi hazırlayayım. ne yazık ki bunları tek başıma yapmak zorundayım. Sizin istediğiniz gibi bir kız olamadım, olmakta istemiyorum. Beni almaya durdurmaya da kalkmayın yaşımdan dolayı bunu yapamazsınız. Olanı biteni polise anlatırım. Bir gün köyüme geri dönüp orada birçok şeyi değiştirmek tek hayalim. Yine de Beni dünyaya getirdiğiniz için size teşekkür ederim. Umarım bir gün erkek evlatlarınız kadar değerli olabilirim. Hoşça kalın.
Kızınız Ayşe
yağmur sanki meleklerin gözyaşlarıydı
yeryüzündeki masum çiçeklere
jest yapıyordu gökyüzü
gökkuşağının görsel şöleni kovuyor gibi hüznü...
5. Sayfa
İşleri Allah’a kalmış
Melekçiğim sitede senle benden başka kimse yok sanki ne sessiz:)
Yalnız çok güzel şarkı teşekkür ederim.
Ah, Orhan abi!
Sen Orhansın ben bi Aslı:) gün oldu alıp başımı gittim. Mavileri yükledim sırtıma dünya kadar. :)
:)
Gün olur alıp başımı giderim” diyen şair, nereye gitsem o baş ağrısı benimle..:)
Ata kızı
- Herbir zerrenin gün gün dağılarak geçip gittiği bir zaman dilimine daha uyandık.
- Aydınlık olsun düşüncesini nakış gibi güne işleyebilen herkese.
Ata kızı