Çağlayan nehirlere ket vurulmaz, kimsenin gücü yetmez buna, hayallere dokunmaya kimsenin gücü yetmez. en büyük bilim insanları, en iyi şairler, "enler" hep bu hayallerden çıkar. En büyük devrimler hayallerin sonucudur. her şey beynin yolaklarında saklı. ve onlar güzel ve onlar uzun ama çok çok güzel. keşfetmelisin kendi yolunu... keşfetmeli duraklarını, keşfetmeli hangi hızla hangi güzergâhta yol alacağını evet önce kendini keşfetmelisin.
Bazen pembe bir bulutu mesken tutar yüreğim, bazen de yağmur yüklü buluttan demlerim gönül çayımı, medcezirleri kıyılarıma vurur sorgusuz sualsiz aklın imbiğinden damıtılır dilimin ucuna cümleler. ata kızı
Ayşe savaşçı ruhlu bir kız o' başına gelen felaketi içinde sindirmeye çalışırken hayatın ona neler sunacağını bilmeden hayaller kurmaya devam ediyor bu sayede gözlerinin içi adeta aydınlık bir evden sızan ışık gibi parlıyordu, zar zor bulduğu internet ile araştırmalar yapıyordu. Satmış olduğu sütlerden aldığı payları biriktirmiş bunlarla İngilizce eğitim seti satın almıştı. Bir de bulundukları köyün bağlı olduğu kasabada açık öğretime kayıt yaptırmak için bir bahaneyle kasabaya gider ve kaydını yaptırır.
kitaplarını oradan vermişlerdi bu durum onu çok mutlu etti aksi halde kitapları alamaya parası yetmeyecekti. Ayşe büyük bir mutlulukla hayallerini gerçeğe dönüştürecek ilk adımı atmıştı. Çalışmalara şevkle başlayıp devam eden Ayşe ilk sınavını başarıyla vermiş ve inanılmaz aç olduğunu fark etmişti. Bu açlık öyle bildiğimiz türden açlık değildi. Öyle bir açlıktı ki Ayşe'ninkisi ömrü boyunca hiç doymayacağı bilgi açlığıydı. Öğrendikçe gelişen beyni onu daha da hırslandırıyor daha çok okuyordu. İnanılmaz bir azimle İngilizcesini de günden güne daha iyi öğrendiğini fark ediyordu.
Bir sabah annesi odasına geldi ve...
- Kızım biz karar verdik bu ay sözünü yapacağız altı ay içinde de düğünün olacak. Eeee artık vakti de gelmişti evini yuvanı bil.
Ayşecik olduğu yerde dona kaldı başını önüne eğip kısıp bir sesle hayır diyebildi sadece...
- olmaz dedi anne, büyüklerin öyle münasip gördü hem haber de verildi karar alındı artık dönmek olmaz. Dedi. ve odadan çıktı,,,
Ayşe ne yapmalıyım diye söylendi. Ne yapmalıyım da bu durumdan kurtulmalıyım? Ayşe günlerce düşündü sonunda aklına köyünü terk etmek fikri geldi. Başka bir şey bulamıyordu. Gitmekte istemiyordu ama çaresizdi. Son defa o gece Ayşe ailesiyle konuşmaya karar verdi.
Akşam herkes toplanmış Ayşecik çay servisi yapmış kendisi de odanın bir köşesinde boynunu sağ omuzuna yatırmış gözleri bulutlu bir gece gibi düşünüyordu, "nasıl girmeli söze"
Aniden ağabeyi; Kız Ayşe ne düşünüyon öyle arpacı kumrusu gibi? deyip koca bir kahkahayla çayından bir yudum aldı.
Ayşe söze girmenin tam zamanı diye düşünüp; ben sizle bir şey konuşmak istiyorum Baba; neymiş o? Ağabey; Ne istiyon kız başlık altın bilezik mi diyerek alaylı bir gülümseme bıraktı ortaya
Ayşe; ben evlenmeyeceğim Ahmet'i günahım kadar bile sevmiyorum! Ben evlenmeyeceğim! herkes uzun dakikalar boyunca sustu. ve sessizlik babasının sesiyle bozuldu. -kız sen bizi rezil mi edecen söz verdik diye avazı çıktığı kadar bağırıp Ayşe'nin üzerine yürür. Annesi önüne geçip; yapma bey! Ben onunla konuşurum. Hadi gel odana Ayşe!
Ve o gece Ayşe annesine tüm olanları sanki elektrik çarpmış gibi titreyerek anlatır. annesi de çaresizce ne yapacağını bilemez. Ertesi sabah eşine anlatır olanı biteni.
Baba; Öyleyse yapacak hiçbir şey yok derhal evlenecekler. Ayşe'nin ömrüne karar biçilmiş ve artık hiçbir çıkar yolu kalmamıştır. Evden Kaçış planları yapıyordu artık. Aklına Ankara'da yaşayan kuzeni geldi. Evlenip oraya yerleşmişlerdi. onu aradı olanı biteni anlattı. ondan bir iş bulmasını ne olursa yapacağını bulaşık bile yıkayacağını söyler ve ekler. seni asla karıştırmam yardım ettiğini de söylemem ne olursun. Diyerek onu ikna eder. Günler sonra kuzeninden haber gelir. "Birkaç gün içinde gelmelisin işin hazır." Ayşe hemen hazırlıklara başlar. iki gün sonra sabah erkenden ilk minibüsle köyden ayrılır. Bir mektup bırakmıştır odasına.
Ev halkı onun evde olmadığını fark ettiklerinde aramaya başlarlar ama Ayşe çoktan Ankara otobüsüne binmiştir bile.
Soyut bir güç, hava kadar gerekli ve yerleştiği kalpte tözsel kudretliyle bütün hücrelerini istila eden muamma. güçlü ve şeffaf. Kalbi ve beyni ele geçirince somutlaşan adeta hayatı işleyecek kadar gerçek…
Rica ederim ayçiçeği
Huysuzsun ama seni burada görmek güzel. Çok kötü bir deprem gerçeğini yaşadınız geçmiş olsun.
Çağlayan nehirlere ket vurulmaz, kimsenin gücü yetmez buna, hayallere dokunmaya kimsenin gücü yetmez.
en büyük bilim insanları, en iyi şairler, "enler" hep bu hayallerden çıkar. En büyük devrimler hayallerin sonucudur. her şey beynin yolaklarında saklı. ve onlar güzel ve onlar uzun ama çok çok güzel. keşfetmelisin kendi yolunu... keşfetmeli duraklarını, keşfetmeli hangi hızla hangi güzergâhta yol alacağını evet önce kendini keşfetmelisin.
Ata kızı
Bazen pembe bir bulutu mesken tutar yüreğim, bazen de yağmur yüklü buluttan demlerim gönül çayımı, medcezirleri kıyılarıma vurur sorgusuz sualsiz aklın imbiğinden damıtılır dilimin ucuna cümleler.
ata kızı
enerji dolu güzel bir güne,,, :)
Dilimde binlerce söylenmedik kelam birikti, her biri binlerce tomurcuk, açmaya hazır günaydın çiçekleri...
Ata kızı
Kurunun yanında yaş da yanıyormuş…
Ayşe savaşçı ruhlu bir kız o' başına gelen felaketi içinde sindirmeye çalışırken hayatın ona neler sunacağını bilmeden hayaller kurmaya devam ediyor bu sayede gözlerinin içi adeta aydınlık bir evden sızan ışık gibi parlıyordu, zar zor bulduğu internet ile araştırmalar yapıyordu. Satmış olduğu sütlerden aldığı payları biriktirmiş bunlarla İngilizce eğitim seti satın almıştı. Bir de bulundukları köyün bağlı olduğu kasabada açık öğretime kayıt yaptırmak için bir bahaneyle kasabaya gider ve kaydını yaptırır.
kitaplarını oradan vermişlerdi bu durum onu çok mutlu etti aksi halde kitapları alamaya parası yetmeyecekti. Ayşe büyük bir mutlulukla hayallerini gerçeğe dönüştürecek ilk adımı atmıştı. Çalışmalara şevkle başlayıp devam eden Ayşe ilk sınavını başarıyla vermiş ve inanılmaz aç olduğunu fark etmişti. Bu açlık öyle bildiğimiz türden açlık değildi. Öyle bir açlıktı ki Ayşe'ninkisi ömrü boyunca hiç doymayacağı bilgi açlığıydı. Öğrendikçe gelişen beyni onu daha da hırslandırıyor daha çok okuyordu. İnanılmaz bir azimle İngilizcesini de günden güne daha iyi öğrendiğini fark ediyordu.
Bir sabah annesi odasına geldi ve...
- Kızım biz karar verdik bu ay sözünü yapacağız altı ay içinde de düğünün olacak. Eeee artık vakti de gelmişti evini yuvanı bil.
Ayşecik olduğu yerde dona kaldı başını önüne eğip kısıp bir sesle
hayır diyebildi sadece...
- olmaz dedi anne, büyüklerin öyle münasip gördü hem haber de verildi karar alındı artık dönmek olmaz. Dedi. ve odadan çıktı,,,
Ayşe ne yapmalıyım diye söylendi. Ne yapmalıyım da bu durumdan kurtulmalıyım? Ayşe günlerce düşündü sonunda aklına köyünü terk etmek fikri geldi. Başka bir şey bulamıyordu. Gitmekte istemiyordu ama çaresizdi. Son defa o gece Ayşe ailesiyle konuşmaya karar verdi.
Akşam herkes toplanmış Ayşecik çay servisi yapmış kendisi de odanın bir köşesinde boynunu sağ omuzuna yatırmış gözleri bulutlu bir gece gibi düşünüyordu, "nasıl girmeli söze"
Aniden ağabeyi; Kız Ayşe ne düşünüyon öyle arpacı kumrusu gibi? deyip koca bir kahkahayla çayından bir yudum aldı.
Ayşe söze girmenin tam zamanı diye düşünüp; ben sizle bir şey konuşmak istiyorum
Baba; neymiş o?
Ağabey; Ne istiyon kız başlık altın bilezik mi diyerek alaylı bir gülümseme bıraktı ortaya
Ayşe; ben evlenmeyeceğim Ahmet'i günahım kadar bile sevmiyorum! Ben evlenmeyeceğim!
herkes uzun dakikalar boyunca sustu.
ve sessizlik babasının sesiyle bozuldu.
-kız sen bizi rezil mi edecen söz verdik diye avazı çıktığı kadar bağırıp Ayşe'nin üzerine yürür. Annesi önüne geçip; yapma bey! Ben onunla konuşurum.
Hadi gel odana Ayşe!
Ve o gece Ayşe annesine tüm olanları sanki elektrik çarpmış gibi titreyerek anlatır. annesi de çaresizce ne yapacağını bilemez. Ertesi sabah eşine anlatır olanı biteni.
Baba; Öyleyse yapacak hiçbir şey yok derhal evlenecekler. Ayşe'nin ömrüne karar biçilmiş ve artık hiçbir çıkar yolu kalmamıştır. Evden Kaçış planları yapıyordu artık. Aklına Ankara'da yaşayan kuzeni geldi. Evlenip oraya yerleşmişlerdi. onu aradı olanı biteni anlattı. ondan bir iş bulmasını ne olursa yapacağını bulaşık bile yıkayacağını söyler ve ekler. seni asla karıştırmam yardım ettiğini de söylemem ne olursun. Diyerek onu ikna eder. Günler sonra kuzeninden haber gelir.
"Birkaç gün içinde gelmelisin işin hazır." Ayşe hemen hazırlıklara başlar. iki gün sonra sabah erkenden ilk minibüsle köyden ayrılır. Bir mektup bırakmıştır odasına.
Ev halkı onun evde olmadığını fark ettiklerinde aramaya başlarlar ama Ayşe çoktan Ankara otobüsüne binmiştir bile.
4. sayfa
Soyut bir güç, hava kadar gerekli ve yerleştiği kalpte tözsel kudretliyle bütün hücrelerini istila eden muamma. güçlü ve şeffaf. Kalbi ve beyni ele geçirince somutlaşan adeta hayatı işleyecek kadar gerçek…
Ne olacaktı gözlerine baksaydım sevecek miydin gök yüzümü? Bakabilecek miydik aynı pencereden?
Ata kızı