Ay gökçek bir oğlan, güneş de güzel bir kızmış. Ay güneşe âşık olmuş. Onbeşlediği bir gün, ay bu aşkını güneşe açıklamış. Güneş de zaten aya aşıkmış ve bu aşkını bir türlü söyleyemiyormuş. Ayın sözlerinden cesaret alarak, o da onu sevdiğini söylemiş. Ayın her onbeşlemesinde ay ile güneş buluşuyor geleceklerine ait tatlı hayaller kuruyorlarmış. Hatta son buluşmalarında evlenmeye karar vermişler.
Onların bu şekilde birbirlerini sevmelerini kıskanan bir yıldız, araya girerek güneşe ay hakkında yanlış bilgiler vermiş ve onu aydan soğutmuş. Ay ise bütün olan bitenden habersiz güneşin etrafında dolanıp duruyor, ancak onun kendisiyle konuşmamasına çok üzülüyormuş.
Bir gün, güneş aya: “Boşuna peşimde dolaşıp durma, seninle evlenmeyeceğim, benden umudunu kes” demiş. Bu sözlere anlam veremeyen ay; “Kıyamete kadar senden ümidimi kesmeyeceğim, bir gün suçsuz olduğumu anlayacaksın.” demiş.
Ay ile güneşin konuşmaları böylece sona ermiş, ancak ay güneşi bir türlü unutamıyormuş. Her onbeşlemesinde, hasretle güneşe bakmak istiyor, ancak güneş onun gözüne parmaklarını uzatarak kendisini görmesini engelliyormuş. İnsanların güneşe bakamayışlarının sebebi de buymuş. Güzel bir kız olan güneş, kendisini göstermemek için, insanların da gözüne ışıktan parmaklarını uzatırmış. Meğerse güneşe bakıldığında insanın gözünü delen ışıklar onun ince parmaklarıymış....
D/Uyuyor musun?
Sana olmayan özlem, bir şeye benzemiyor...
Belki yağmura da gerek kalmazdı,
İnsanlar bu kadar kirli olmasaydı....
Turgut Uyar
Ay ve Güneş Efsanesi
Ay gökçek bir oğlan, güneş de güzel bir kızmış. Ay güneşe âşık olmuş. Onbeşlediği bir gün, ay bu aşkını güneşe açıklamış. Güneş de zaten aya aşıkmış ve bu aşkını bir türlü söyleyemiyormuş. Ayın sözlerinden cesaret alarak, o da onu sevdiğini söylemiş. Ayın her onbeşlemesinde ay ile güneş buluşuyor geleceklerine ait tatlı hayaller kuruyorlarmış. Hatta son buluşmalarında evlenmeye karar vermişler.
Onların bu şekilde birbirlerini sevmelerini kıskanan bir yıldız, araya girerek güneşe ay hakkında yanlış bilgiler vermiş ve onu aydan soğutmuş. Ay ise bütün olan bitenden habersiz güneşin etrafında dolanıp duruyor, ancak onun kendisiyle konuşmamasına çok üzülüyormuş.
Bir gün, güneş aya:
“Boşuna peşimde dolaşıp durma, seninle evlenmeyeceğim, benden umudunu kes” demiş.
Bu sözlere anlam veremeyen ay;
“Kıyamete kadar senden ümidimi kesmeyeceğim, bir gün suçsuz olduğumu anlayacaksın.” demiş.
Ay ile güneşin konuşmaları böylece sona ermiş, ancak ay güneşi bir türlü unutamıyormuş. Her onbeşlemesinde, hasretle güneşe bakmak istiyor, ancak güneş onun gözüne parmaklarını uzatarak kendisini görmesini engelliyormuş. İnsanların güneşe bakamayışlarının sebebi de buymuş. Güzel bir kız olan güneş, kendisini göstermemek için, insanların da gözüne ışıktan parmaklarını uzatırmış. Meğerse güneşe bakıldığında insanın gözünü delen ışıklar onun ince parmaklarıymış....
Kalbim, bir etten organ sadece
Kalbim, yüreğim olur sen gelince...
Sen nasılsın?
Şiir gibi bakan kadınları
Şiirden anlayan adamlar sevmeli
Sevmeli ki ziyan olmasın o mısralar
Ya da ;
Şiir gibi bakan kadınlar
Şiirden anlayan adamları sevmeli
Sevmeli ki, ziyan olmasın o mısralar...
Ya da onun gibi bir şey işte...
(Ç/Alıntı)
Sen onu bu kadar yürekten çağırınca, bir gece ansızın senin için gelecektir Özne...
Töbe Töbeee...
Neden ölmüş gibi bahsediyorsun ki?
Hozan Dino, çok güzel ;)
Teşekkür ederim...
Artık şarkı da çalmıyo kimse, ne HİKMETse...
Güneşe açan kardelen, ateşe uçan pervane gibiyim...
Sen nasılsın?