Sana geldim, ey yâr!
Beynimde cevapsız sorular,
Kasvetli hava ve nem.
Heybemde şehvetli umut.
Çiçekleri bıraktım da geldim;
Heybemde şehvetli umut.
Sana geldim, ey yâr!
Açılmaz denilen kapıları aştım,
Aşılmaz denilen kalıpları.
Geçtim karanlık koridorlardan;
Fettâh olana el açıp yalvarıp da geldim.
Geçtim karanlık koridorlardan.
Sana geldim, ey yâr!
Ardımda gözü yaşlı niyaz,
Düşümde belli belirsiz bir dua.
Serzenişim kendime, çaresizliğim.
Hayallerimi yarınlara ektim de geldim;
Serzenişim kendime, çaresizliğim.
Sana geldim, ey yâr!
Yitirdiklerimden geriye kalan inkisâr;
Lodos yercesine siner ruhuma.
Tası tarağı koyup bir kenara,
Feleğin eleğinden seçtim de geldim;
Tası tarağı koyup bir kenara.
Sana geldim, ey yâr!
Deniz yarıldı önümde konvoy.
Selvi ağaçları serinliğinde şehir.
Seninle yola revan bu adam.
Aşkın semahını yaptım da geldim;
Seninle yola revan bu adam.
Sana geldim, ey yâr!
Sana geldim…
Fatih Yılmaz Zuhuri
Kayıt Tarihi : 25.08.2026 10:02:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!