Benim içim acımaz mı sanıyosun Ben giderken, yarım sende kaldı, bilmez miyim Her karanlıkta aklımda sen Her şarkıda ağlayan ben Senden gittim diye, vicdansız mı sanıyosun Her sabah uyandığımda hala, ilk merhaba sana Her sabah uyandığımda, Yanımda öksüz bi günaydın, alınmadık Belli, sahibi öğlen uykusunda
Ay gökçek bir oğlan, güneş de güzel bir kızmış. Ay güneşe âşık olmuş. Onbeşlediği bir gün, ay bu aşkını güneşe açıklamış. Güneş de zaten aya aşıkmış ve bu aşkını bir türlü söyleyemiyormuş. Ayın sözlerinden cesaret alarak, o da onu sevdiğini söylemiş. Ayın her onbeşlemesinde ay ile güneş buluşuyor geleceklerine ait tatlı hayaller kuruyorlarmış. Hatta son buluşmalarında evlenmeye karar vermişler.
Onların bu şekilde birbirlerini sevmelerini kıskanan bir yıldız, araya girerek güneşe ay hakkında yanlış bilgiler vermiş ve onu aydan soğutmuş. Ay ise bütün olan bitenden habersiz güneşin etrafında dolanıp duruyor, ancak onun kendisiyle konuşmamasına çok üzülüyormuş.
Bir gün, güneş aya: “Boşuna peşimde dolaşıp durma, seninle evlenmeyeceğim, benden umudunu kes” demiş. Bu sözlere anlam veremeyen ay; “Kıyamete kadar senden ümidimi kesmeyeceğim, bir gün suçsuz olduğumu anlayacaksın.” demiş.
Ay ile güneşin konuşmaları böylece sona ermiş, ancak ay güneşi bir türlü unutamıyormuş. Her onbeşlemesinde, hasretle güneşe bakmak istiyor, ancak güneş onun gözüne parmaklarını uzatarak kendisini görmesini engelliyormuş. İnsanların güneşe bakamayışlarının sebebi de buymuş. Güzel bir kız olan güneş, kendisini göstermemek için, insanların da gözüne ışıktan parmaklarını uzatırmış. Meğerse güneşe bakıldığında insanın gözünü delen ışıklar onun ince parmaklarıymış....
Benim içim acımaz mı sanıyosun
Ben giderken, yarım sende kaldı, bilmez miyim
Her karanlıkta aklımda sen
Her şarkıda ağlayan ben
Senden gittim diye, vicdansız mı sanıyosun
Her sabah uyandığımda hala, ilk merhaba sana
Her sabah uyandığımda,
Yanımda öksüz bi günaydın, alınmadık
Belli, sahibi öğlen uykusunda
Ceyhun Yılmaz
Acısı, anısında saklı sevdaların,
Yanlış zamanda, yanlış yerde, yanlış insanda aklı
Dönülmez bir yolda, ne fark eder kim haklı?
Bir "merhaba" nın içine gizlenmiş veda gibiyim...
Sen nasılsın?
Dışarıya yağmur yağıyor
Yüreğime hasret, fikrime, SEN
Nasıl yağıyorsunuz üçünüz birden
Bir bilsen....
Dağılır gider, kara bir bulut
Dokununca bir dost eli...
Dizlerde iz bırakan ilk CAN acısı gibi, yürekte iz bırakan ilk AŞK acısı gibi, geçip gidiyor mevsimler...
Şarkılar hüzünlü, şiirler efsunlu...
Parmak uçlarımda bir ince sızı,
Hatıralara gömülmüş gibiyim...
Sen nasılsın?
D/Uyuyor musun?
Sana olmayan özlem, bir şeye benzemiyor...
Belki yağmura da gerek kalmazdı,
İnsanlar bu kadar kirli olmasaydı....
Turgut Uyar
Ay ve Güneş Efsanesi
Ay gökçek bir oğlan, güneş de güzel bir kızmış. Ay güneşe âşık olmuş. Onbeşlediği bir gün, ay bu aşkını güneşe açıklamış. Güneş de zaten aya aşıkmış ve bu aşkını bir türlü söyleyemiyormuş. Ayın sözlerinden cesaret alarak, o da onu sevdiğini söylemiş. Ayın her onbeşlemesinde ay ile güneş buluşuyor geleceklerine ait tatlı hayaller kuruyorlarmış. Hatta son buluşmalarında evlenmeye karar vermişler.
Onların bu şekilde birbirlerini sevmelerini kıskanan bir yıldız, araya girerek güneşe ay hakkında yanlış bilgiler vermiş ve onu aydan soğutmuş. Ay ise bütün olan bitenden habersiz güneşin etrafında dolanıp duruyor, ancak onun kendisiyle konuşmamasına çok üzülüyormuş.
Bir gün, güneş aya:
“Boşuna peşimde dolaşıp durma, seninle evlenmeyeceğim, benden umudunu kes” demiş.
Bu sözlere anlam veremeyen ay;
“Kıyamete kadar senden ümidimi kesmeyeceğim, bir gün suçsuz olduğumu anlayacaksın.” demiş.
Ay ile güneşin konuşmaları böylece sona ermiş, ancak ay güneşi bir türlü unutamıyormuş. Her onbeşlemesinde, hasretle güneşe bakmak istiyor, ancak güneş onun gözüne parmaklarını uzatarak kendisini görmesini engelliyormuş. İnsanların güneşe bakamayışlarının sebebi de buymuş. Güzel bir kız olan güneş, kendisini göstermemek için, insanların da gözüne ışıktan parmaklarını uzatırmış. Meğerse güneşe bakıldığında insanın gözünü delen ışıklar onun ince parmaklarıymış....
Kalbim, bir etten organ sadece
Kalbim, yüreğim olur sen gelince...
Sen nasılsın?
Şiir gibi bakan kadınları
Şiirden anlayan adamlar sevmeli
Sevmeli ki ziyan olmasın o mısralar
Ya da ;
Şiir gibi bakan kadınlar
Şiirden anlayan adamları sevmeli
Sevmeli ki, ziyan olmasın o mısralar...
Ya da onun gibi bir şey işte...
(Ç/Alıntı)