Bazen, çok kötü bir olay, çok iyi bir şeyin başlangıcı olur. O kadar güzel olur ki, o kötü/lük bile anlamını yitirir. O kadar güzel olur ki bazen, kötüye bile gülümsersiniz...
Bizi biz yapan acı/tatlı her anıya, bunlara vesile olanlara teşekkürler...
Unutmanın /unutabilmenin dayanılmaz hafifliği... Bazen ödüldür unutmak, bazen ceza. Hatırlamak mutluluktur bazen, bazen acılar içinde kıvranmaktır.
Bu, büyük bir aşk hikayesi... Şarkı bir hüzün şarkısı.. Bir hasret şarkısı.. Bu şarkı, en büyük aşkı ve en büyük acıyı yaşatan, vakitsiz ölen evlatların şarkısı...
Semiramis Pekkan, 5 yaşındaki oğlunu lösemiden 1984 yılında kaybetmiş. Ve onun hikayesini dinleyen Gülden, bu şarkıyı bestelemiş.
Hani, gurbettesindir. Dilini, caddelerini, sokaklarını bilmediğin bir yerde kaybolmuş hissedersin. Birden karşına çıkar, görmeyi beklediğin en son insan... İşte öyle bir şey...
Hani, çöldesindir. Gördüğün seraptan yorulmuş, ümidini kaybetmişsindir. Bir damla su, en kıymetli hazineden değerlidir hani. Birden görünür ufukta, senin kurtuluşun olan vaha, suyundan içersin doya doya... İşte öyle bir şey...
Güzel bir dost, acılar, üzüntüler, kayıplar, hasretler içinden el uzatır sana... İşte, öyle bir şey... :))
Cennet gibi bir koyda - ki adı da böyledir-kıyıdan epeyce içeride, görüş alanımda ama benden uzaktaydılar. Yan yana yüzüyorlardı. Aslında yüzmek de denemez, sanki el ele yürüyüşe çıkmışlardı. Dingin deniz, bu birbirine zıt çifti usul usul açıklara sürüklüyordu. Biri siyah, biri beyazdı. Tek tek çok görmüştüm de, böyle yan yana, ayrılmadan bu kadar mesafe gelmiş olmalarına şaşırmıştım. Gülümsedim...
Kıyıya geldiğimde ,el ele, aksayarak yürüyen bir çift gördüm. İyice yaklaştıklarında, bunları yazmama sebep olan ayrıntıyı fark ettim. İkisinin de ayağında birer terlik vardı. Biri siyah, biri beyazdı.. Ve kaybettikleri tek terliklerini arıyorlardı.
Beklemeyin, aramayın boşuna, dedim. Onlar, yan yana, alıp başını gittiler bulunmazlara, çok uzaklara...
Gözlerin Yükü ağır iki kırlangıç Bana doğru, kalbime doğru Uçan uçan iki kırlangıç Kimi zaman değip geçen Kimi zaman çarpıp kalan Karanlık şeylerden aydınlıklar taşıyan Sevinçle kederi Aşkla çileyi Bugünle yarını yansıtan İki kırlangıç gözlerin...
Süreyya BERFE
Sevgiler ElifCanım... İyi bak yüreğine ve gözlerine...
Nicedir elimde gül dalıydı Değişti değişti hançer oldu Baba bunu kendime mi saplasam Ya da bir gün doğumuna saklasam Daha gün ortalığa dağılmadan Al diye çekip vursam mı adamı
Sevince inanmayanı, yaşamı paylaşmayanı Ekmeği ortadan ikiye bölmeyeni Aşktan döneni, savaştan kaçanı Kapılara nöbetçiler dikeni Köpeklerin sofrasında besleneni İnanç alıp satanların hepsini Baba, bu gümüş hançerle vursam mı
Nicedir elimde gül dalıydı Değişti değişti hançer oldu Sardı uzayan yansısıyla Sardı nar çiçeği kırmızısıyla Bugünden çekip gidecek olanı Gül dalıydı, hançere dönüştü birden baba Soframızdan aşımızı çalanı Çekip bu güzel hançerle vursam mı
Bazen, çok kötü bir olay, çok iyi bir şeyin başlangıcı olur. O kadar güzel olur ki, o kötü/lük bile anlamını yitirir. O kadar güzel olur ki bazen, kötüye bile gülümsersiniz...
Bizi biz yapan acı/tatlı her anıya, bunlara vesile olanlara teşekkürler...
Sevgiyle...
"Bana unutma sanatını öğret!
Çünkü ben, hatırlamak istediklerimi hatırlıyor,
Unutmak istediklerimi unutamıyorum..."
Unutmanın /unutabilmenin dayanılmaz hafifliği... Bazen ödüldür unutmak, bazen ceza. Hatırlamak mutluluktur bazen, bazen acılar içinde kıvranmaktır.
Bu, büyük bir aşk hikayesi...
Şarkı bir hüzün şarkısı.. Bir hasret şarkısı..
Bu şarkı, en büyük aşkı ve en büyük acıyı yaşatan, vakitsiz ölen evlatların şarkısı...
Semiramis Pekkan, 5 yaşındaki oğlunu lösemiden 1984 yılında kaybetmiş. Ve onun hikayesini dinleyen Gülden, bu şarkıyı bestelemiş.
"Yokluğun bir nehir, çağladı, yıktı beni.."
?si=xW_ONcybRQYqe4-1
Hani, gurbettesindir.
Dilini, caddelerini, sokaklarını bilmediğin bir yerde kaybolmuş hissedersin.
Birden karşına çıkar, görmeyi beklediğin en son insan...
İşte öyle bir şey...
Hani, çöldesindir.
Gördüğün seraptan yorulmuş, ümidini kaybetmişsindir. Bir damla su, en kıymetli hazineden değerlidir hani.
Birden görünür ufukta, senin kurtuluşun olan vaha, suyundan içersin doya doya...
İşte öyle bir şey...
Güzel bir dost, acılar, üzüntüler, kayıplar, hasretler içinden el uzatır sana...
İşte, öyle bir şey...
:))
?si=IPYwBV311vePHrpT
.
Kalan bir gün gibi yazdan, öyle Haziransın
Yalan değil, biz ne arayıp sende bulduksa
Mutluyuz, dostça gönül tahtına kurulduksa...
Ü. Y. O
?si=cp8q4TWccfjx71JY
Kahve hatır işidir, kıymet bilenle içilir... <3
Şarkımı, kahvemi, şiirimi aldım geldim :))
Sırtımızı Eylül'e yaslasak da, yüzümüz güneşe, ruhumuz hasrete, yüreğimiz dostlarımıza dönük...
?si=37b8Vi0MI6uWxaEe
Cennet gibi bir koyda - ki adı da böyledir-kıyıdan epeyce içeride, görüş alanımda ama benden uzaktaydılar. Yan yana yüzüyorlardı. Aslında yüzmek de denemez, sanki el ele yürüyüşe çıkmışlardı. Dingin deniz, bu birbirine zıt çifti usul usul açıklara sürüklüyordu. Biri siyah, biri beyazdı. Tek tek çok görmüştüm de, böyle yan yana, ayrılmadan bu kadar mesafe gelmiş olmalarına şaşırmıştım. Gülümsedim...
Kıyıya geldiğimde ,el ele, aksayarak yürüyen bir çift gördüm. İyice yaklaştıklarında, bunları yazmama sebep olan ayrıntıyı fark ettim. İkisinin de ayağında birer terlik vardı. Biri siyah, biri beyazdı.. Ve kaybettikleri tek terliklerini arıyorlardı.
Beklemeyin, aramayın boşuna, dedim. Onlar, yan yana, alıp başını gittiler bulunmazlara, çok uzaklara...
?si=Lg0rv6zZd_9xlXRD
Bir çiçek duruyordu, orda, bir yerde,
Bir yanlışı düzeltircesine açmış;
Gelmiş ta ağzımın kenarında
Konuşur durur.
Bir gemi bembeyaz teniyle açıklarda,
Güverteleri uçtan uca orman;
Aldım çiçeğimi şurama bastım,
Bastım ki yalnızlığımmış.
Bir başına arşınlıyor bir adam mavi treni
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni..
C. Süreya
Sevgiyle, dostlukla kal güzel kadın....
Gözlerin
Yükü ağır iki kırlangıç
Bana doğru, kalbime doğru
Uçan uçan iki kırlangıç
Kimi zaman değip geçen
Kimi zaman çarpıp kalan
Karanlık şeylerden aydınlıklar taşıyan
Sevinçle kederi
Aşkla çileyi
Bugünle yarını yansıtan
İki kırlangıç gözlerin...
Süreyya BERFE
Sevgiler ElifCanım...
İyi bak yüreğine ve gözlerine...
"Göz, bir vicdan organıdır !"
Doğru okuyup, eğri anlatmak, iyiyi görüp, kötüye yormak akıl, ruh ve vicdanı hasta insanların işidir...
HANÇERLİ TÜRKÜ
Nicedir elimde gül dalıydı
Değişti değişti hançer oldu
Baba bunu kendime mi saplasam
Ya da bir gün doğumuna saklasam
Daha gün ortalığa dağılmadan
Al diye çekip vursam mı adamı
Sevince inanmayanı, yaşamı paylaşmayanı
Ekmeği ortadan ikiye bölmeyeni
Aşktan döneni, savaştan kaçanı
Kapılara nöbetçiler dikeni
Köpeklerin sofrasında besleneni
İnanç alıp satanların hepsini
Baba, bu gümüş hançerle vursam mı
Nicedir elimde gül dalıydı
Değişti değişti hançer oldu
Sardı uzayan yansısıyla
Sardı nar çiçeği kırmızısıyla
Bugünden çekip gidecek olanı
Gül dalıydı, hançere dönüştü birden baba
Soframızdan aşımızı çalanı
Çekip bu güzel hançerle vursam mı
Afşar TİMUÇİN
?si=YcQ3eZYvL_neVrC5