"Apology: Özür dileme, özür, mazeret, özür mektubu, içten özür. / İng. Owe someone an apology (Özür borcu olmak) *Apologetically: Özür dileyerek, mazeret göstererek., pişmanlıkla, mahcubiyetle. *To apologize for: Özürlerini sunmak ,üzüntüsünü belirtmek / bildirmek. I want to apologize for anything that i ever did to you ( Sana yaptığım her şey için senden özür dilemek istiyorum).
Özür dileyerek, mazeret göstererek., pişmanlıkla, mahcubiyetle. ./ İng. To apologize for: Özürlerini sunmak ,üzüntüsünü belirtmek / bildirmek. I want to apologize for anything that i ever did to you ( Sana yaptığım her şey için senden özür dilemek istiyorum).
"Apology: Özür dileme, özür, mazeret, özür mektubu, içten özür. / İng.
Owe someone an apology (Özür borcu olmak)
*Apologetically: Özür dileyerek, mazeret göstererek., pişmanlıkla, mahcubiyetle.
*To apologize for: Özürlerini sunmak ,üzüntüsünü belirtmek / bildirmek.
I want to apologize for anything that i ever did to you ( Sana yaptığım her şey için senden özür dilemek istiyorum).
Özür dileyerek, mazeret göstererek., pişmanlıkla, mahcubiyetle. ./ İng.
To apologize for: Özürlerini sunmak ,üzüntüsünü belirtmek / bildirmek.
I want to apologize for anything that i ever did to you ( Sana yaptığım her şey için senden özür dilemek istiyorum).
Cennet meyvesi, Trabzon hurması. / İng.
İt.: Cachi
Hurmanın cinsleri:
MEDJOOL
SUKKARI
ANBARA
MABROOM
AJWA
ZAHIDI
SAGAI
SAFAWI
KHUDRI
KHALAS
Para cüzdanı. / İt.
İt.: portafoglio
Kese, torba, para kesesi, çıkıntı yapmak, cebe indirmek, göz altı torbası. / İng.
Phone pouch: Telofon kılıfı.
We had a fight ( Kavga ettik) / İng.
We get along (Anlaşıyoruz) / İng.
We made up (Barıştık) / İng.
Time flies (Zaman hızlı geçiyor)
Time will tell (Zaman gösterir)