Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Şinasi Akay
Şinasi Akay

Eğer bir yere faydan yoksa, zararın olmasın.

  • anti-aging 02.03.2025 - 12:41

    Aging it's a crazy process, however some die young and never have that privilege.( Yaşlanmak çılgın bir süreçtir, ancak bazıları genç yaşta ölür ve bu ayrıcalığa asla sahip olamaz).

  • anti aging02.03.2025 - 12:40

    Aging it's a crazy process, however some die young and never have that privilege.( Yaşlanmak çılgın bir süreçtir, ancak bazıları genç yaşta ölür ve bu ayrıcalığa asla sahip olamaz).

  • crazy02.03.2025 - 12:40

    Aging it's a crazy process, however some die young and never have that privilege.( Yaşlanmak çılgın bir süreçtir, ancak bazıları genç yaşta ölür ve bu ayrıcalığa asla sahip olamaz).

  • recovery02.03.2025 - 11:52

    Recover: Kurtarmak, iyileşmek, toparlanmak, telafi etmek, yeniden kazanmak. / İng.
    Recovery: Kurtulma, toparlanma, iyileşme, geri kazanım.
    Recover consciousness: Bilinci yerine gelmek, kendine gelmek, ayılmak, bilinci açılmak.
    To recover from: Atlatmak, tahsil etmek.
    To recover lost time: Kaybedilen zamanı telafi etmek.
    Be recovered from: Kurtulmak, iyileşmek.

  • recover02.03.2025 - 11:48

    Recover: Kurtarmak, iyileşmek, toparlanmak, telafi etmek, yeniden kazanmak. / İng.
    Recovery: Kurtulma, toparlanma, iyileşme, geri kazanım, iyileşme.
    Recover consciousness: Bilinci yerine gelmek, kendine gelmek, ayılmak, bilinci açılmak.

  • proud02.03.2025 - 11:42

    Gururlu, mağrur, şerefli, onurlu, hafif çıkıntı (Otomotiv). / İng.

    to be proud to: Gurur duymak, iftihar etmek.
    be proud of oneself : Kendisiyle gururlanmak.
    you must be proud of him / her : Onunla gurur duyuyor olmalısın.
    you should be proud of yourself : Kendinle gurur duymalısın.

  • excited02.03.2025 - 11:34

    Excite: Heyecanlandırmak, tahrik etmeki uyandırmak, coşturmak, telaşlandırmak, harekete geçirmek. / İng.

    Excited:Heyecanlı, telaşlı, hararetli, coşkulu, yerinde duramayan. / İng.

    Get excited: Heyecana gelmek, heyecan duymak, heyecan yaşamak.
    Self excited: Kendinden ikazlı, kendi enerjisini üreten, kendinden uyarmalı.
    To be excited about: Hakkında heyecanlanmak, için heyecanlanmak , den heyecan duymak.

    I'm already so excited (şimdiden çok heyecanlıyım).
    I felt so excited when I looked at the briefcase (Evrak çantasına baktığım zaman çok heyecanlandım)

  • apology02.03.2025 - 11:20

    "Apology: Özür dileme, özür, mazeret, özür mektubu, içten özür. / İng.
    Owe someone an apology (Özür borcu olmak)
    *Apologetically: Özür dileyerek, mazeret göstererek., pişmanlıkla, mahcubiyetle.
    *To apologize for: Özürlerini sunmak ,üzüntüsünü belirtmek / bildirmek.
    I want to apologize for anything that i ever did to you ( Sana yaptığım her şey için senden özür dilemek istiyorum).

  • apologetically02.03.2025 - 11:16

    Özür dileyerek, mazeret göstererek., pişmanlıkla, mahcubiyetle. ./ İng.
    To apologize for: Özürlerini sunmak ,üzüntüsünü belirtmek / bildirmek.
    I want to apologize for anything that i ever did to you ( Sana yaptığım her şey için senden özür dilemek istiyorum).

  • persimmon02.03.2025 - 10:14

    Cennet meyvesi, Trabzon hurması. / İng.
    İt.: Cachi