Aging it's a crazy process, however some die young and never have that privilege.( Yaşlanmak çılgın bir süreçtir, ancak bazıları genç yaşta ölür ve bu ayrıcalığa asla sahip olamaz).
Aging it's a crazy process, however some die young and never have that privilege.( Yaşlanmak çılgın bir süreçtir, ancak bazıları genç yaşta ölür ve bu ayrıcalığa asla sahip olamaz).
Aging it's a crazy process, however some die young and never have that privilege.( Yaşlanmak çılgın bir süreçtir, ancak bazıları genç yaşta ölür ve bu ayrıcalığa asla sahip olamaz).
Recover: Kurtarmak, iyileşmek, toparlanmak, telafi etmek, yeniden kazanmak. / İng. Recovery: Kurtulma, toparlanma, iyileşme, geri kazanım. Recover consciousness: Bilinci yerine gelmek, kendine gelmek, ayılmak, bilinci açılmak. To recover from: Atlatmak, tahsil etmek. To recover lost time: Kaybedilen zamanı telafi etmek. Be recovered from: Kurtulmak, iyileşmek.
Gururlu, mağrur, şerefli, onurlu, hafif çıkıntı (Otomotiv). / İng.
to be proud to: Gurur duymak, iftihar etmek. be proud of oneself : Kendisiyle gururlanmak. you must be proud of him / her : Onunla gurur duyuyor olmalısın. you should be proud of yourself : Kendinle gurur duymalısın.
Excited:Heyecanlı, telaşlı, hararetli, coşkulu, yerinde duramayan. / İng.
Get excited: Heyecana gelmek, heyecan duymak, heyecan yaşamak. Self excited: Kendinden ikazlı, kendi enerjisini üreten, kendinden uyarmalı. To be excited about: Hakkında heyecanlanmak, için heyecanlanmak , den heyecan duymak.
I'm already so excited (şimdiden çok heyecanlıyım). I felt so excited when I looked at the briefcase (Evrak çantasına baktığım zaman çok heyecanlandım)
"Apology: Özür dileme, özür, mazeret, özür mektubu, içten özür. / İng. Owe someone an apology (Özür borcu olmak) *Apologetically: Özür dileyerek, mazeret göstererek., pişmanlıkla, mahcubiyetle. *To apologize for: Özürlerini sunmak ,üzüntüsünü belirtmek / bildirmek. I want to apologize for anything that i ever did to you ( Sana yaptığım her şey için senden özür dilemek istiyorum).
Özür dileyerek, mazeret göstererek., pişmanlıkla, mahcubiyetle. ./ İng. To apologize for: Özürlerini sunmak ,üzüntüsünü belirtmek / bildirmek. I want to apologize for anything that i ever did to you ( Sana yaptığım her şey için senden özür dilemek istiyorum).
Aging it's a crazy process, however some die young and never have that privilege.( Yaşlanmak çılgın bir süreçtir, ancak bazıları genç yaşta ölür ve bu ayrıcalığa asla sahip olamaz).
Aging it's a crazy process, however some die young and never have that privilege.( Yaşlanmak çılgın bir süreçtir, ancak bazıları genç yaşta ölür ve bu ayrıcalığa asla sahip olamaz).
Aging it's a crazy process, however some die young and never have that privilege.( Yaşlanmak çılgın bir süreçtir, ancak bazıları genç yaşta ölür ve bu ayrıcalığa asla sahip olamaz).
Recover: Kurtarmak, iyileşmek, toparlanmak, telafi etmek, yeniden kazanmak. / İng.
Recovery: Kurtulma, toparlanma, iyileşme, geri kazanım.
Recover consciousness: Bilinci yerine gelmek, kendine gelmek, ayılmak, bilinci açılmak.
To recover from: Atlatmak, tahsil etmek.
To recover lost time: Kaybedilen zamanı telafi etmek.
Be recovered from: Kurtulmak, iyileşmek.
Recover: Kurtarmak, iyileşmek, toparlanmak, telafi etmek, yeniden kazanmak. / İng.
Recovery: Kurtulma, toparlanma, iyileşme, geri kazanım, iyileşme.
Recover consciousness: Bilinci yerine gelmek, kendine gelmek, ayılmak, bilinci açılmak.
Gururlu, mağrur, şerefli, onurlu, hafif çıkıntı (Otomotiv). / İng.
to be proud to: Gurur duymak, iftihar etmek.
be proud of oneself : Kendisiyle gururlanmak.
you must be proud of him / her : Onunla gurur duyuyor olmalısın.
you should be proud of yourself : Kendinle gurur duymalısın.
Excite: Heyecanlandırmak, tahrik etmeki uyandırmak, coşturmak, telaşlandırmak, harekete geçirmek. / İng.
Excited:Heyecanlı, telaşlı, hararetli, coşkulu, yerinde duramayan. / İng.
Get excited: Heyecana gelmek, heyecan duymak, heyecan yaşamak.
Self excited: Kendinden ikazlı, kendi enerjisini üreten, kendinden uyarmalı.
To be excited about: Hakkında heyecanlanmak, için heyecanlanmak , den heyecan duymak.
I'm already so excited (şimdiden çok heyecanlıyım).
I felt so excited when I looked at the briefcase (Evrak çantasına baktığım zaman çok heyecanlandım)
"Apology: Özür dileme, özür, mazeret, özür mektubu, içten özür. / İng.
Owe someone an apology (Özür borcu olmak)
*Apologetically: Özür dileyerek, mazeret göstererek., pişmanlıkla, mahcubiyetle.
*To apologize for: Özürlerini sunmak ,üzüntüsünü belirtmek / bildirmek.
I want to apologize for anything that i ever did to you ( Sana yaptığım her şey için senden özür dilemek istiyorum).
Özür dileyerek, mazeret göstererek., pişmanlıkla, mahcubiyetle. ./ İng.
To apologize for: Özürlerini sunmak ,üzüntüsünü belirtmek / bildirmek.
I want to apologize for anything that i ever did to you ( Sana yaptığım her şey için senden özür dilemek istiyorum).
Cennet meyvesi, Trabzon hurması. / İng.
İt.: Cachi