Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Şinasi Akay
Şinasi Akay

Eğer bir yere faydan yoksa, zararın olmasın.

  • obey16.03.2025 - 18:30

    Obey (İtaat etmek, söz dinlemek, uymak, riayet etmek) X Disobey (İtaatsizlik etmek, söz dinlememek)

  • dissuade16.03.2025 - 18:21

    Dissuade (Caydırmak, aklını çelmek, kandırmak) X Persuade (ikna etmek, razı etmek, inandırmak) / İng.

  • at first hand16.03.2025 - 18:16

    HAND FINGERS

    a palm (avuç içi)

    a thumb (baş parmak)
    an index finger.
    a middle finger.
    a ring finger.
    a little / pinky finger. (serçe parmak)

    a fist (yumruk)
    wrist: bilek
    back of hand: Elin dışı.

  • to eat16.03.2025 - 18:06

    Can be eaten = Edible (yenilebilir, yemeklik)

  • loyalty16.03.2025 - 17:49

    Duty of loyalty : Vefa borcu, sadakat borcu.
    Employee loyalty: Çalışan bağlılığı, çalışan sadakati.
    Loyalty card: Mağazaların daimi müşterilerine verdiği kart.
    Oath of loyalty: Bağlılık yemini.
    Consumer loyalty : Müşteri bağlılığı.

  • loyal16.03.2025 - 17:44

    loyal customer Daimi müşteri.
    loyal husband : Sadık koca.
    loyal wife: Sadık eş.
    be loyal to the country: Ülkeye bağlı olmak.

  • experience16.03.2025 - 15:51

    An uplifting experience : Moral veren bir deneyim.

  • empty16.03.2025 - 15:46

    Ones witnessed a man emptying a gas tank for a motorcycle to weld it. (Bir adamın motosikletinin benzin deposunu boşaltıp kaynak yaptığı görüldü.)

  • permanently16.03.2025 - 15:20

    Kalıcı olarak, kalıcı bir şekilde, temelli olarak, daimi olarak, sürekli olarak, değişmez. / İng.
    Permanently blinded: Kalıcı körlük
    The lad was permanently blinded.
    ( Lad: Delikanlı, genç, kızan)

  • to wait16.03.2025 - 14:11

    Wait to: Have to wait (Beklemek zorunda olmak)
    Wait to see which way the cat will jump (yaş tahtaya basmamak)

    Wait for: Dört gözle beklemek.
    Wait for news: Haber beklemek.
    Wait up for: Uyumayıp beklemek.
    Wait for me: Beni bekle