Evet .. Ancak tüm bunları yaparken her insan kendi gelişmişliği ve görmüşlüğü oranında değişik tatlar ve duygular hisseder. Bunu yansıtırken de gördüğün kadarım işte... Yine de karşımızdakinin düzeyi ölçüsünde değerleniriz.
Hepimiz aynı kitapları okuruz, aynı şarkıları dinleriz, aynı sokak kaldırımlarından yürürüz fakat farklı tatlar alırız. Hem de her gün aynı ‘Gökyüzü’ne, aynı ‘Güneş’ ve ‘Ay’a bakıp farklı duygular içinde yaşarız… O zaman göz bakan, fakat hisseden başka bir organ değil midir?
Deliler her zaman farklı düşünür. Çünkü onların toplumsal kaygıları ve çıkarları yoktur. Bir çocuk dürüstlüğü ile olanı söyler ve görürler. İşte bu duvarı bu gibi sebeplerle diktim buraya. Sınırları olmayan insanların duvarı burası.
Aslında benim başka bir tezim daha var. Bir insanın kalbinde vatan sevgisi,ulus bilinci bir anda oluşmaz. Bazıları ailesel şartları,okul ortamında yetersiz eğitimciler ve çevresel etkenlere şanssız tarafından maruz kaldıklarından künt bir düşünme biçimine ve dahi düşünememe, sorgulayamama biçimine sahip olurlar. Belli bir yaşa gelmiş bir birey için artık yapılabilecek bir şey kalmıyor değerler anlamında. Ne üzücü gerçekten .
Duygulanım anlamında verilmeyen bir hissiyatı duyumsamalarını beklemek fazlaca iyimserlik olacaktır.
Sözün özü bu tür duyguları eğer sağlam vermedi iseniz her rüzgarla yön değiştirip birilerinin ağzı ile konuşmaya,asla kendi fikirleri olamamaya mahkumdurlar bu kişiler. Temeli olmayan bir binayı 50 kat çıksanız neye faydası var.
Tımarhane duvarına yaz delice bir şiir, Kalbini değil aklını kaybeden deli zannedelir.. Kapılar ardında kapansada kaptanlar, Düşünceye dalınca denizlerde aslanlar..
Her delirme de düşünce yeteneği kaybolmaz yalnız. Çok ünlü deliler vardır hem sanatta hem de bilimde... Başka bir boyuta geçer kimisi, orada düşünmek başka türlü olur.
Ateşten bir kalbim, Buzdan bir ülkem, Tuzdan bir evim, Şekerden bir sevgilim vardı. Sonra ne mi oldu? Sadece yağmur yağdı. Yağmur bereket der unuturum...
Kendini mutsuz hissettiğin tüm dört duvarlar bu kapsamdadır..
ne diyordu feridun hani, "şimdi belki mutlusundur diye ödüm kopuyor, bana acı acı hatıran lazım" aynısının tıpkısından banada lazım...........
Evet .. Ancak tüm bunları yaparken her insan kendi gelişmişliği ve görmüşlüğü oranında değişik tatlar ve duygular hisseder. Bunu yansıtırken de gördüğün kadarım işte... Yine de karşımızdakinin düzeyi ölçüsünde değerleniriz.
Her organ kendi görevini yapıyor o zaman. Göz görüyor, kulak duyuyor, dil tadıyor vs. Değil mi?
Hepimiz aynı kitapları okuruz, aynı şarkıları dinleriz, aynı sokak kaldırımlarından yürürüz fakat farklı tatlar alırız. Hem de her gün aynı ‘Gökyüzü’ne, aynı ‘Güneş’ ve ‘Ay’a bakıp farklı duygular içinde yaşarız… O zaman göz bakan, fakat hisseden başka bir organ değil midir?
Gözün bakıp göremediğini yürek nasıl görebilir?
İnsan, ancak yüreğiyle baktığı zaman doğruyu görebilir. Gerçeğin mayasını gözler göremez.
“Gerçeği bildiğimde yalanı dinlemekten keyif alıyorum”
yüzün soldu bende,
biraz buğulu camlar,
göremiyorum seni,
gülüşünde kayboluyor yavaş yavaş.
sen de bırakıp gitme be arkadaş!
Senin iç dünyanda kıyamet koparken, başkası kendi bayramını yaşıyordur belki de...
tımarhane duvarına yaklaşmamalı, geçmişi düşünmeden yaşamalı.
Tünaydın Maria ve arkadaşlar
Haftanız güzel geçsin
Deliler her zaman farklı düşünür. Çünkü onların toplumsal kaygıları ve çıkarları yoktur. Bir çocuk dürüstlüğü ile olanı söyler ve görürler. İşte bu duvarı bu gibi sebeplerle diktim buraya. Sınırları olmayan insanların duvarı burası.
Nasıl düşüneceklerini bilmiyorlardır belkide ...
Aslında benim başka bir tezim daha var. Bir insanın kalbinde vatan sevgisi,ulus bilinci bir anda oluşmaz. Bazıları ailesel şartları,okul ortamında yetersiz eğitimciler ve çevresel etkenlere şanssız tarafından maruz kaldıklarından künt bir düşünme biçimine ve dahi düşünememe, sorgulayamama biçimine sahip olurlar. Belli bir yaşa gelmiş bir birey için artık yapılabilecek bir şey kalmıyor değerler anlamında. Ne üzücü gerçekten .
Duygulanım anlamında verilmeyen bir hissiyatı duyumsamalarını beklemek fazlaca iyimserlik olacaktır.
Sözün özü bu tür duyguları eğer sağlam vermedi iseniz her rüzgarla yön değiştirip birilerinin ağzı ile konuşmaya,asla kendi fikirleri olamamaya mahkumdurlar bu kişiler. Temeli olmayan bir binayı 50 kat çıksanız neye faydası var.
Egosunu doyururken, karakterini aç bırakmak..
Günaydın Baharım Valsim
Müzik evrenseldir.
Sözleri bize hitap etmekte, dikkat ettiğim hususta budur.
Memleketim ve Gençlik Marşı
Ayrıştırmadan topluma birlik ve beraberliği aşılayan eserler görüşüm...
https://www.sozcu.com.tr/2017/yazarlar/yilmaz-ozdil/dag-basini-duman-almis-1897527/
https://i.pinimg.com/originals/97/03/d1/9703d1e035cdfef399fa1426e9cc1696.jpg
Tımarhane duvarına yaz delice bir şiir,
Kalbini değil aklını kaybeden deli zannedelir..
Kapılar ardında kapansada kaptanlar,
Düşünceye dalınca denizlerde aslanlar..
peki :))
O zaman bu video size gelsin
(o)rmantik bir ruhla yaşamaktan daha kolaydır sn. maria puder :)
Mirii Miran bu kadar romantik bir ruhla yaşamak zor olmuyor mu?
Her delirme de düşünce yeteneği kaybolmaz yalnız. Çok ünlü deliler vardır hem sanatta hem de bilimde... Başka bir boyuta geçer kimisi, orada düşünmek başka türlü olur.
Ateşten bir kalbim,
Buzdan bir ülkem,
Tuzdan bir evim,
Şekerden bir sevgilim vardı.
Sonra ne mi oldu?
Sadece yağmur yağdı.
Yağmur bereket der unuturum...
İskender Pala