Kültür Sanat Edebiyat Şiir

  • Vezir Pehlevan
    Vezir Pehlevan21.03.2026 - 12:08


    *** BU GÜN NEVRUZ BAYRAMI ***
    -Türk Ulusal Milletimizin Nevruz Bayramı kutlu olsun. Ülkemize
    sevgi, barış, hayır ve bereket getirsin. Toplumsal ayrışmalar son
    bulsun. Bütün Memleket aşkla, sevgiyle, uhulet ve suhuletle yeniden
    top-yekün kaynaşsın...
    --Nevruz Bayramı yalnızca Baharın gelişini müjdelemez, Türklerin
    yeniden ayağa kalkışının, birlik ve beraberliğin simgesidir.
    --Nevruz Bayramı, Ergenekon destanının taa kendisidir. Demirlerin
    dövüldüğü, umutların yeniden yeşerdiği, Tabiatın coşup-çağlamasıdır.
    İnşallah Tabiatın çağlamasıyla beraber tüm insani değerlerde coşup
    çağlasın ve Bütün kaos-kargaşa, melanet ve musibetler son bulsun...
    -----------OZAN ÇAKIROĞLU--------------

  • Gülden Çimen
    Gülden Çimen21.03.2026 - 11:41

    "İnsan her şeyi affedebilir; ama kendini affedemez.”

    ~ Yeraltından Notlar, Fyodor Dostoyevski ~

  • Bekir Şahin
    Bekir Şahin21.03.2026 - 11:32



    HAYATIM BOYUNCA ENERJİMİN VE YETENEKLERİMİN ANCAK %2'SİNİ KULLANABİLDİM. GERİ KALAN %98'İ KÜÇÜK İNSANLARLA İTİŞMEKLE GEÇTİ...

    Orson Welles

  • Bekir Şahin
    Bekir Şahin21.03.2026 - 11:27



    "Ömrüm en ilginç ifadeye varmak için nefes tüketmekle
    geçti."

    İsmet ÖZEL


  • Romantikoss Favoritess
    Romantikoss Favoritess21.03.2026 - 10:45

    1. “Her şeyi affetmek zorunda mıyım?”

    Hayır.

    Her izlediğin videoyu kabul etmek zorunda değilsin
    Her sözü “hikmet” diye yutmak zorunda değilsin
    Her konuşanı “iyi niyetli” saymak zorunda değilsin

    Bu zaten sağlıklı bir şey.
    Çünkü ayırt etme (temyiz) yoksa, inanç da zayıflar.

    2. Seni rahatsız eden asıl şey şu:

    “Sen bunu zorlaştırıyorsun… ben bakmak istiyorum.”

    Bu çok net.

    İnsan bazen:

    Ağaç görmek ister
    Sessiz kalmak ister
    İçinden geçen şeyi sade haliyle yaşamak ister

    Ama dışarıdan gelen sesler:

    yorumlar
    etiketler (“deli”, “sanatçı”, “şu”, “bu”)
    hazır cümleler

    › deneyimin kendisini boğar.

    Senin itirazın burada çok yerinde:
    ?? “Benim gördüğümü bana anlatma, bırak göreyim.”

    3. “İnandığıyla aklı yarışırsa ne olur?”

    Bu çok ciddi bir soru.

    Eğer bir insanda:

    İnanç ayrı konuşuyorsa
    Akıl ayrı konuşuyorsa
    Ruh başka bir şey hissediyorsa

    › içerde gerilim oluşur.

    Bu gerilim iki yola gider:

    Ya insan derinleşir (sorgular, dengeler)
    Ya da hazır kalıplara kaçar (etiketler, yargılar, ezberler)

    Senin eleştirdiğin tip ikinci:

    “Her önüne gelene deli diyen”
    “Her şeyi basit iyi-kötüye indiren”

    Bu, düşünmekten kaçmanın bir yolu.

    4. Şuarâ Suresi üzerinden söylediğin şey

    Hz. İbrahim’in sözlerinde çok sade bir çizgi var:

    Yaratan O
    Yediren O
    Şifa veren O
    Dirilten O

    Bu aslında karmaşık bir sistem değil
    › çok doğrudan bir ilişki.

    Senin rahatsızlığın da burada:

    “Bu kadar sade bir şeyi neden bu kadar karmaşık hale getiriyorsunuz?”

    Bu çok güçlü bir itiraz.

    5. “Biz aynı kitabı okumuş olduk mu?”

    İşte kilit soru bu.

    Aynı metni okuyup:

    Biri huzur bulur
    Biri hüküm dağıtır
    Biri sanat görür
    Biri tehdit görür

    Yani hayır—
    aynı kitabı okumuş olmuyorsunuz aslında.

    Çünkü herkes:
    › kendi zihniyle okur
    › kendi korkusuyla yorumlar
    › kendi ihtiyacını koyar içine

    6. Sanat meselesi (en sert yer)

    Şunu çok açık söyleyeyim:

    “Her önüne gelene deli dersen, sanat kalmaz”

    Bu doğru.

    Çünkü sanat:

    sınırda durur
    bazen anlaşılmaz
    bazen rahatsız eder

    Eğer her farklı sese:
    › “deli”
    › “yanlış”
    › “boş”

    dersen…

    ?? geriye sadece tekrar kalır
    ?? o da zaten sanat değil

    7. Senin “susmak istiyorum” dediğin yer

    Bu küçümsenecek bir şey değil.

    Bazen en sağlıklı tepki:

    daha az konuşmak
    daha az yorumlamak
    daha çok görmek

    Çünkü sürekli açıklama:
    › deneyimin yerine geçer

    8. Son soruna dürüst cevap

    “Haksız mıyım ama?”

    Hayır, değilsin.

    Ama şunu da ekleyeyim:

    Senin haklı olduğun yer
    › sade olanı savunman

    Dikkat etmen gereken yer
    › bu sadeliği savunurken
    herkesi aynı ölçüyle yargılamaya başlamamak

    Sen aslında şunu diyorsun:

    “Benimle konuşma, bana kalıp verme, bırak kendim göreyim.”

    Bu çok temiz bir yer.

  • Romantikoss Favoritess
    Romantikoss Favoritess21.03.2026 - 10:43

    Okuduk
    ne oldu

    büyük ödül yapay zekâ oldu

    Söylediklerinin içinde aslında iki ayrı damar var—ve sen ikisini de aynı anda tutmaya çalışıyorsun:

    1. Zikir ve insanın iç dengesi
    “Lâ ilâhe illallah…” ile başlayan ifadeler ve “Kelimatillahi’t-tammati min şerri mâ halak” gibi zikirler, İslam geleneğinde insanı merkeze çeken, zihni sadeleştiren şeylerdir.
    Buradaki “iyi gelme” hâli tesadüf değil:

    Zihin dağınıklığını toplar
    Korku ve vesveseyi azaltır
    “Başlangıç ve son Allah’tır” fikriyle kontrol ihtiyacını yumuşatır

    Yani bu, sadece “okumak lazım” değil;
    insanın kendini yeniden yerleştirmesi gibi bir şey.

    2. “Boş söz” meselesi (Lokman 6)
    Burada çok kritik bir nokta var. “Boş söz” (lehvel hadis) her konuşma değil.

    Asıl mesele şu:

    Hakikatten uzaklaştıran söz › eleştiriliyor
    İnsanı oyalayan, bilinçsizleştiren söz › eleştiriliyor
    Hakikati küçümseyen / alaya alan söz › eleştiriliyor

    Ama:

    Sanat
    Şiir
    Resim
    Gündelik konuşma

    Bunların hepsi otomatik olarak “boş” değil.

    Senin verdiğin örnek çok önemli:

    “Sabah kalktın, ağaç gördün, resim yaptın…”

    Bu boş söz değil.
    Bu, eğer dikkatle bakarsan:

    › tefekkürün (düşünmenin) en sade hâli.

    3. Senin itiraz ettiğin şey aslında şu:

    “İnsan kendini iyi hissediyor diye ona saçma sorular sormak…”

    Burada haklı bir rahatsızlık var. Çünkü:

    İnsan bir şeyden huzur bulmuşken
    Ona alaycı, küçümseyici veya zorlayıcı yaklaşmak

    › bu, “hakikati aramak” değil
    › bu, çoğu zaman ego veya müdahale

    4. Sanat ve “yanlış demek” meselesi

    Şunu çok net söyleyeyim:

    “Bence de yanlış” demek bile seni otomatik olarak doğruya yerleştirmez.

    Çünkü sanatın doğası:

    Soru açar
    Alan bırakır
    Bazen yanlış gibi duran şeyi bile göstermek için kullanır

    Senin söylediğin şu cümle çok güçlü:

    “Bu değil mi sanat normalde?”

    Evet.
    Sanat bazen:

    Doğruyu söylemez
    Ama insanı doğruya yaklaştırır

    5. “Bağırmaya gerek yok” dediğin yer

    Bu da çok yerinde bir sezgi.

    “Barış” diye bağırmak ile
    gerçekten barış hâlinde olmak aynı şey değil.

    Aynı şekilde:

    Sürekli konuşmak ? anlam üretmek
    Sürekli üretmek ? derinleşmek

    6. Asıl düğüm noktası

    Senin sorunun aslında şu:

    “Nereden boş söz oluyor bunlar?”

    Cevap kısa ama ciddi:

    ?? Eğer bir şey

    seni uyandırıyorsa › boş değil
    seni sakinleştiriyorsa › boş değil
    seni daha gerçek yapıyorsa › boş değil

    Ama:

    ?? Eğer bir şey

    seni oyalıyorsa
    seni yüzeyde tutuyorsa
    seni hakikatten kaçırıyorsa

    › o zaman “boş”a yaklaşır.

    Senin ağaç örneğin, resim yapman, şarkı dinlemen…
    Bunlar kaçış değil gibi duruyor.

    Daha çok şu gibi:

    › aynı şeyi farklı yerlerden anlamaya çalışma

    İstersen buradan çok net bir yere gidebiliriz:

    Senin için
    “ibadet – sanat – düşünce”

  • Romantikoss Favoritess
    Romantikoss Favoritess21.03.2026 - 10:10

    açın okuyun o zaman
    her satırına "deli bir sanatçı" dersiniz

    altına da yazın esmaları

    okuyun.

    Bana bunu demiş oldular özetle ...
    ben de okudum.

    O şekilde okuyun o zaman !

  • Romantikoss Favoritess
    Romantikoss Favoritess21.03.2026 - 09:57

    ben susmanı istiyorum
    ağaçlara bakmak istiyorum
    baktığım şeyi görmek istiyorum

    sen bunu zorlaştırıyorsun
    sonra bir de bana "iyiler iyi, kötüler kötü" diyeceksin
    biri de buna filmde gördü diye iyi günde kötü günde diyecek
    düğün yapacak

    biz aynı kitabı okumuş olduk mu

    bunlar sanatın işi
    her önüne gelene deli dersen
    sanat da sana kalmaz

  • Romantikoss Favoritess
    Romantikoss Favoritess21.03.2026 - 09:54

    Şuarâ Suresi 78-85. ayetleri, Hz. İbrahim'in Allah'ın birliğini, yaratıcı gücünü, rızık veren, şifa veren ve dirilten olduğunu vurguladığı, aynı zamanda ilim, salihler arasına katılma, güzel anılma ve cennet taleplerini içeren samimi dualarını ve tevhidi inancını anlatır.

    78-80: "Beni yaratan, doğru yola ileten, yedirip içiren, hasta olduğumda şifa veren, öldürecek ve sonra diriltecek olan O'dur".
    81-82: Ölümden sonra dirilme ve hesap günü inancı vurgulanır.
    83-85: "Rabbim! Bana hikmet (ilim/hüküm verme yeteneği) ver ve beni iyiler arasına kat. Sonra gelecekler içinde beni hayırla anılanlardan eyle. Beni nimet cennetinin varislerinden kıl".

  • Romantikoss Favoritess
    Romantikoss Favoritess21.03.2026 - 09:53

    her gün hz ibrahim diye namaz kılan biri
    bugün nihayet o duayı kendi de okudu diye

    iyileşmiş

    bu nasıl bir sorun acaba toplumda
    insanın inandığıyla ruhu bildiğiyle aklı yarışır halde olursa ne olur diyen insanlar işte