Necdet Arslan Şiirleri - Şair Necdet Arslan

Necdet Arslan

Uzun bir gece daha başlayacakmış buralarda. Günün sıcaklığını ılımanlaştırdı kuzeyden gelen ferah rüzgar. Akşam yaklaşıyor. Elimde hortum,o kökten ötekine. Zaten akşamın tedirginliği, o uzun gecenin birazdan yola çıkacağından dolayı. Bana bunu çiçekler söyledi.


Günler geçip giderken tek derdimiz var : kendimizi var kılmak!
Bir söyleşisinde okumuştum. Şöyle diyordu İlhan DURUSEL :
‘’insan her günün sonunda bir tek cümle yazsa ,bir tek cümle ,o günle ilgili, aklına ne geldiyse ,yani o günle ilgili olmayabilir de ,aklına ne geldiyse bence bambaşka bir dünyada yaşamak mümkün olabilirdi….

Devamını Oku
Necdet Arslan

akşam minyatür bir konut gibi dikiliyor karşıma. kurşuni su damlıyor çeşmenin oluğundan. bahçe sert ıssızlıkları ağırlıyor.

bir çilli kız sahili adımlıyor.güneş, ince bir yoldan geçerek kayboluyor denizin üstünden.

onu bekliyorum ; gelmiyor. saçlarının örgüsü gibi kıvrılıyor içimde bunalım. Kim dürtüyor beni de iki büklüm oluyorum bilmiyorum.

Devamını Oku
Necdet Arslan

Bir çiçek tarlasına yolunuz düşerse ilk yapacağınız şey renklerin ölüp ölmediğini gözlemek olsun.
Kendinizi bir süreliğine unutursanız eğer bilin ki herhangi bir boş zamanın değil ,renklerin içerisindesinizdir.
Binbir çiçek masallarını renkler yardımıyla kuruyoruz.Aşkın içinde yaşarken boş zamanımızın hiç olmayışını renklere bağlıyorum ben.
Sevgiliden bir süreliğine kopmak; maviyi öldürmek,sarıyı çürütmek,beyazı kirletmek,eflatunla küs olmak ,morla aramızdaki köprüleri atmak ; kısacası renklerimizi kaybetmek demektir.
İlkyaz sabahlarından birinde ,güneşin serildiği doğaya bırakınız bakışlarınızı.Dönüp dönüp kendinizi büyüsüne kaptırdığınız o sonsuzluğun, renkleri sunmada sizlere cömert davrandığını göreceksiniz.
Gurubun tükendiği bir akşamdayım şimdi.Gün içinde türlü tonlardaki renkerle bezeli karşıki bahçe,ötelerdeki dağın görkemi , ovadan kıvrılarak denize ulaşmak için can atan ırmak seçilmiyor artık.

Devamını Oku
Necdet Arslan

yakın uzaktayım.uzak yakına gel. Kapımı çal.meydan okuyalım zamana.
iç içe geçmiş bir büyük esinin şifrelerini yarınlara taşıyacak değil miydik?


göverip gövdelendirmeyecek miydik sevdayı ?
bu coğrafya bizle yoğun, bizle özenli, mavileri bizle sevimli...

Devamını Oku
Necdet Arslan

‘’siz yalnızlığın ne olduğunu bilir misiniz? ya da yalnızlık denilen dille konuşur musunuz,yazar mısınız ?
kim bilir hangi kıtalardan geçtiniz, hangi ülkelere yolunuz düştü,hangi deniz kıyılarında bir başınıza gezindiniz.
en şiddetli bir tipiye bir sahilde yakalandığımı, donarcasına üşüdüğümü anımsıyorum. başka bir deniz kıyısında güneşten kavruldum ben.
biliyor musunuz,bir türlü tanımını yapamıyorum yalnızlığın ; onu anlatmaya yetecek sözcük bulmakta zorlanıyorum.
önünüze serilen uçsuz bucaksız kocaman bir durgunluğun rengini seçemediğimiz, alçalan yükselen, ötelere giden,ötelerden gelen kuşları göremediğimiz, kim bilir on yıllardır yanıp sönen deniz fenerlerinin kimle işaretleştiğini bilmediğimiz olur ; normaldir.
sahi siz bir tren istasyonunda ,bir otogarda kaç zembereği boşalttınız birileri gelip de yalnızlığınızı elinizden alıncaya değin?

Devamını Oku
Necdet Arslan

ne için yaratıldığını bilemediğim bir gece uzanıyor yarına. herkes gibi ben de üç aşağı beş yukarı yer etmeye çalışıyorum.

ellerim daha fazla titriyor bu sıralar. bilinmezliklerle dolu tuhaf bir öykü yazmaya kalkışsam Sontag'ın,Mario Vargas'ın saldırısına uğramaktan korkuyorum.

eve dönerken birkaç kedinin kavgalarına tanık oluyor ve 'zınk,diye uyanıyorum düş yolculuğumdan.

Devamını Oku
Necdet Arslan


Kısa günlere uzun tarihler yazmaktayım bu sıralar. Sanıldığı gibi kolay değil binlerce sözcüğü sıralamak,birbirine bağlamak.
Akşam oldu olacak ; şehirden yeni bir gurup daha savrulacak…

Dilimde kesintisiz upuzun bir haykırış. Birine söylenmek üzere yedeğimde tuttuğum bir ‘hoşça kal’ı durmaksızın havalandırıyorum.

Devamını Oku
Necdet Arslan

Yaşam buharlaşan madde , aşk yanıcı , ayrılık infilak edici.
Ya sen ?
Olanaksız seni tanımlamak .
İyinin içinde kötü ; kötünün içinde iyi görüntüsün.
Bir uzun yol koşucusu ,bir kırlangıç, bir akrep, bir gonca, bir karakış , bir katil , bir oyunbozan , bir çetin ceviz , bir ıtır tarlası , bir şarap , bir zamansızlık, bir rüya , bir bebek , bir deprem , bir zindan…
Yerine göre itici yerine göre özendiricisin.

Devamını Oku
Necdet Arslan

Teşekkür ederim; Saygılar…
Birkaç saat önce biraz telaşlı evimin yolunu tutmuşken kavşakta yayalara geç ışığının yandığı sırada biriyle karşılaştım. Heyecanlı ve aceleci bir pehlivan gibi el ense çekmesine engel olamadım. Elimi tutmasıyla boynuma sarılması bir oldu.
Ani bir karşılaşma ve birden gelişen durum olunca bu kişiyi tanıyamadım. Belli ki , yıllar önce okuttuğum öğrencilerimdendi. Yanımdaki arkadaşım da bu duruma tanık olunca bozuntuya meydan vermemek için ona :
- Hadi , kendini bir tanıt da arkadaşım da duysun, diyebildim. Bir başladı anlatmaya ,üç kez yayalara geç ışığının yandığını gördüm.
Yoruluyor belli bir yaştan sonra anımsamaya zorlandıkça insan.Karşımdakini dinlerken bir anda otuz beş yıl geriye gittim.O geçmişin iyi ve tatlı olayları film şeridi gibi gelip geçti gözlerimin önünden.
Anımsamanın çıldırtıcı acısını ,boşunalığını ortadan nasıl kaldırabiliriz sahi?

Devamını Oku
Necdet Arslan

İlerliyor bir şeyler ; kocaman yaşamdan vazgeçmek sanıldığı gibi kolay olmadığı için birkaç bin devirlik dakika daha ulanmasını istedim zamana.
Andre Gide’nin Dar Kapı adlı yapıtını tam da şimdi anımsıyorum. Anlatılmayı bekleyen ne değin yaşanılamayan şeyler vardır her insanın yaşamda. Üç çeyrek yüzyıllık bir geçmişten yarınlara doğru yürürken geride bıraktığım suskunluklarım var,biliyorum bu gerçeğimi. Onca yılı,çok istememe karşın ben de Dar Kapı’nın kahramanları gibi geçirdim.

Kendi yaşamımı doya doya kullanabilseydim yeni zamanlara gereksinir miydim hiç? Dilimi bağlayan o değin çok korku,engel,yasak var ki! İnsanın kendi gücünün başka güçler tarafından ürkütülmesi yüzünden susmak zorunda kaldığını biliyorum. Geride bıraktığım gölgeli o geçmişin sonlanmasını , anlatamadığım için kıvrandığım öykülerim yüzünden birkaç bin devirlik dakika daha ulanmasını istiyorum zamandan.
Böyle bir dar kapı’nın eşiğinden öteye geçmek belki de benim en büyük yengim olacak.

Devamını Oku