Oysa yağmurla , güneşle ilgilenmek gerek güz renklerini de ihmal etmeden. Bol yürüyüş, sağlığına dikkat gerek. Gönlün pırpır etmesini unutmamak aşkı yadetmek gerek, şarkıların camları tıklatmasına bolca fırsat vermek.
Çiy ile damla farkını bilmeyen , birbiriyle karıştıran çevirmenlere mektuplar yazmak , Charlie Chaplin gibi dans etmeyi öğrenmek, okuyucularını duygulandırmak dışında bir amacı olmayan edebiyatcıları ve ikide bir veciz sözler yumurtlayan günümüz yazarlarını sürekli uyarmak gerek. Zamanın geçisine üzülmek gerek. Belki sevgiliyle balkonda bira içip aşk, yaşlılık, yaşlanmamak , kahve çeşitleri ve bolca Zeki Demirkubuz filmleri hakkında konuşmak gerek. Sait Faik' i sesli okumak, Necdet Arslan en son ne yazmış diye merak etmek gerek.
Bir kavgadan çıkıp barış üzerine kahkahalı sohbet gerek. Deniz hayali kurup , kafanda dalga taklidi yapmak gerek.
Bir yazıya başlayıp oradan yolunu kaybedip bir şarkı tutturarak tavanı seyre dalmak gerek.
Oysa Ahmet Hamdi Tanpınar diyor ki: “Türkiye evlatlarına kendisinden başka bir şeyle meşgul olmak imkânını vermiyor.”
Evet, vermiyor...
Bulut altında
Eskilerden kalma
Bir karatavuk taklası
Hoyrat ve kadim
Teneşir taşı
Od,havaya bağımlı yaşayan yangı
dağlanır ilişmesin yeter ki obje
Suyun aynasına vuran kızıl sır
Yelin sıkı gölgesi külü damıtan çıplaklık
gri feryat ve yankı
projede hainlikler maskeler tekrar doğurma
kimliksiz gözler sesler gövdeler … yıkılmışlardır
sabit ihanetler canilerdendir, yaman oğlu yaman
bir nefes alımı yarı ölü yarı diri… serilmişlerdir
Kurumuş kanlı postallarlıyla
Çığ gibi düzlüğe akarken caniler
Nasıl mutlanırım dağlarımla
Nasıl yok sayarım geçmişi
Yüreğim kapalı kutu
kontrolsüz anlamlar tıkıştırılan
bir oda
perdesiz
kendi öyküsüne kuş bakışı bir kışkırtma,nasıl da garipsi
kurgunun gerçekle ayrıldığı yer kuş tarlası
hangi rüyanın nesnesidir boşalan zamanın özeti
son güz,sendeleyen humma,dışarıdan bakarak
ilmikler,eksik taşları birbirine bağlayan şey
Yaşamın en güzel günleri ‘daha erken’demekle geçer,sonra ‘çok geç’ olur…
Flaubert’in bu kaygısını anlamak hiç de güç değil.Edebiyat ve yaşam yörüngesine oturan o ünlü yapıtını;Madame Bovary’i okurla buluştuğu zaman büyük tartışmalar da peşinden gelmişti.
Bir yazısında ‘Madame Bovary benim’ diyen ünlü yazar,en üretken dönemindeyken; 59 yaşında evrenimizin en ünlü romancıları listesine adını yazdırmayı başararak yaşama veda eder.
Zaman çok önemli bizim için.’Daha erken-çok geç’ karşıtlığı ile kim bilir kaç kez yüzleşiyor ve kaç kez kaçırdığımız fırsatlardan dolayı yakınıyoruz.
NECDET ARSLAN'IN "ÇOK SABAHLAR EFLATUNDUN" ADLI ŞİİR KİTABI ÜZERİNE BİR İNCELEME DENEMESİ...
Necdet Arslan'ın "Çok Sabahlar Eflatundun" adlı şiir kitabı Eylül 2020'de Mühür Yayınları'ndan çıkmış
Kitapta, aşk, özlem, umut, yalnızlık, hüzün temalarını işleyen 60 adet şiiri bulunuyor şairin.
Necdet Arslan şiiri, genç bir şiir. Kullandığı sözcükler cıvıl cıvıl tertemiz bir Türkçe'dir. Şairin, şiirde işlediği konulardan ziyade, kullandığı anlatım biçimleri ve dili kullanma şekli göze çarpıyor. Yani şairin şiirlerindeki temanın yaptığı etkiyi birinci basamağa yerleştirirsek, dilinin yarattığı etkiyi en az birkaç basamak yukarı çıkarmalıyız. O; köhnemiş, günümüzde unutulmuş arkaik sözcüklere yer vermez şiirlerinde; hep ışıltılı bir söyleyiş peşindedir. Çünkü şair, hangi konuyla ilgili bir şiir yazacak olsa, o konuya ait albenili sözcükleri arar, bulur ve âdeta bir duvar ustası gibi şiir binasını örer. Onun şiirlerinde her şeyden önce sağlam bir yapı vardır.
Necdet Arslan, serbest şiir yazmasına rağmen iç uyaklar ve armonisi yüksek sözcüklerle yüksek oktavlı bir müzikalite yakalar şiirlerinde. "Nida" adlı şiiri buna en güzel örnektir:
"Geceyi elekten geçirdim




-
Serap Saylam Şen
-
Fahri Çinçik
-
Xalide Efendiyeva
Tüm YorumlarMuhteşem şiirin usta kalemini yürekten kutluyorum saygılarımla
Dayanılmazlıkların yüklerini taşır..bir tebessüm karşılığına..
imgeler kondurur içinden
kayıtlara geçmemiş şiirlerin..o aranan. arzulanan tebessüm
dev dalgaların arasında gün ışığı...yaladıkca sevdalı yürek atışını..başlar yaşamsal adımların en soylusu..
değerli dostum sayın ...
Kül oldu zaman
Kül oldu deniz.
Çözemedim beyaza iz bırakan dolambaçların zincirlerini
Hayatın labirenti