Günü yontarcasına
biledim bütün nesneleri
Damla düş’tü
Bilemedim nerede takılı kaldı ses’im
Baş edilmez saatlerin ruhunu çizdim
Hangi yanına koyarsan koy, mayalansın
kimse kimseyi soyup sömürmeden
kaç kez kucaklanır şiirin kalbi
hamur neden erir ki
suyun donma vakti henüz geçmeden
bu şehirde geçtiğim her yol unutuluyor
kırılmış bir gül dalı gibi
uyuyor iskemlede gölgem
tanımadığım şu karşı kıyıların
senin gülüşün aynalarda parıltı
susuşun gecede su
senin çokluğun bulutlar ovası yokluğun çöl
gelişin salkım saçak tazelik gidişin sönmüş volkan
kristal dağılabilir su çürür
tanıyamaz olur ses sesi
kaybolursa yeniden gönderilebilir mektuplar
freskler suya düşer çürür
görürüm,
eskimiş kokular yayılır ortalığa
söz söyleyemem zamanlara
dalga üstlerine şiir yazmaya kalkışsam
birden güneş yağmalanır
söylendim, yeni dürtülerle, bildin-
serpildiğini . herhangi bir romandan alındığını
çerçevelenecek şeylerden
belki seçim belki bilmece
günün birinde bu şiire yine geleceğini düşünüyorum
küçük bir lekeden ayrıksı olmayacak o anda her harf
yeriden kımıldamayacak hiçbir sözcük
ses vermeden de 'çok çektim ben / bu aşk yüzünden '
Bir çağrışım bir çağrışım yangınlardan uyanık
Dayanmış kimi damarlar kendi akışlarından bezgin
Bir tutunma ereği kadrana saplanan duraklara
Sonra erken gelen yıl dönümleri
Düşünen Adam'ıyla söyleşen birkaç kalabalık,Rodin’in…
Sezgilerle dokunma isteği kara kutulara




-
Serap Saylam Şen
-
Fahri Çinçik
-
Xalide Efendiyeva
Tüm YorumlarMuhteşem şiirin usta kalemini yürekten kutluyorum saygılarımla
Dayanılmazlıkların yüklerini taşır..bir tebessüm karşılığına..
imgeler kondurur içinden
kayıtlara geçmemiş şiirlerin..o aranan. arzulanan tebessüm
dev dalgaların arasında gün ışığı...yaladıkca sevdalı yürek atışını..başlar yaşamsal adımların en soylusu..
değerli dostum sayın ...
Kül oldu zaman
Kül oldu deniz.
Çözemedim beyaza iz bırakan dolambaçların zincirlerini
Hayatın labirenti