Mart da tükenmek üzere
Yağmurlar yağmaya başlar ve
Kollarım şemsiyenin gönlünü almaktan yorulur
Ebemkuşaklarının renkleri düşer ayrık otlarının çimenlerin üstüne.
Kiraz çiçekleri sevişmeye kalkışırlar özlemlerini bastırmak için imbatlarla…
bu nisan başka nisanlara hiç benzemiyor, dedi kız; sessizce geldi, hışımla sürmeye başladı ve nasıl gideceğini bilmiyoruz…mart iç sıkıntılarımızı kabartarak çekip gitti. hiçbir tahminim yok yarınlara , kestirmek zor, demeyi eklemedi.
oysa daha düne değin yazdan kalma bir hava vardı buralarda. Sabahleyin bir kelebeği ötelerden sessizce gelip begonvilin körpe pembe çiçeklerinden birine tutunmaya çalışırken görmüştüm. Derken ilkin bir çise peşinden apansız bastıran kar …
süzülerek düştü erik çiçekleri…
karşıdaki inşaatın son katında çalışan işçiler güçlük içinde, yaktıkları ateşin etrafını çevrelediler. hızını artıran kar tipiye dönüşünce etraf tanınmaz duruma geldi.
sokağın ana caddeye açıldığı köşedeki sedir ağacının gövdesine kendilerini yarı gizlemeye çalışan liseli kız ve oğlanın üzerlerinden adeta bir şelale suyunu boşalmaktaydı.
bu akşam burada saatlerce kalabilmeliydik, dedi oğlan. Biliyor musun şöyle usul usul yürür, şu karşıdaki cafede sapıp; sana bir bardak kahve, kendime çay alırdım, diye söylendi.
Avuçlarını kayalardan yonttuğum kınalarla
doldurdum
Kıskandı dağ çiçekleri çılgına döndüler
Bize bambaşka bir ad ver diyerek
Irmağa yalvarıyordum ki
..................?.................
-
venüs
fısıltıları varmış orada
o
akşam
ellerimiz rengârenk düştü geçirgenliğe
deniz neyi düşündüyse haklıydı
biraz daha yaşlandı şair
derinlikleri kıskandık gökyüzünden
seni biraz daha kendine nazlanırken
gördüm sınırlarını kapatmış
1969 yılının Nobel ödülünü Samuel BECKETT kazanır.Bilgi verilmek için evi aranır.Telefonun öteki ucundaki eşinin verdiği yanıt şaşırtıcıdır :
-Felaketlerin en büyüğü!
.
İşlenmemiş bir suçtur,der her sanat yapıtı için Theodor Adomo (1903-1969) Suç,sözcüğünün böyle bir anlamı vereceğini hiç düşünmemiştim.
Daha iyi anlıyor insan, Nazım’ın yurduna hasret kalma cezasına neden çarptırılmış olduğunu.
.
sus bee, diyor birisi
susuyorum.
bu kez biz susacağız , gölgelerimize devredeceğiz sözlerimizi.
durmaksızın el edecekler yıldızlara kediler.
Hadi en acı olanına şerefe
Bildiğimiz dönencelerden değildi bu kez
Rotaya uysak kendi kuyum
Katlanmak gerek desem ölüm
Kerpetenle kanıttırmak içinse geç
duvardan nasıl düştüğüne
basıyor kahkahayı koca taş
kuş tüyü vantilatör arıyor serinlemeye
öğüt veriyor salıncağa yel
bir bobin sesi
Bir ömür boyu ne yaptın,diye soruyorlar bana.
Aynı çamurdan heykel yaptım, sonra bozup başka bir yerde bir yenisini …Çamuru çürüte çürüte geldim şimdiye,diyorum
Böyle böyle çoğalttım eskiz defterlerimi.
Yaklaşık kaç yıldır aynı şeyi yapmak benimkisi. Ne tuhaf bir eylemlilik!
Hep oradayım. Hep orada kalacakmışım gibi geliyor bana.
Ora, nerededir ve başkalarınınkinden ayrık mıdır; söyleyemem.




-
Serap Saylam Şen
-
Fahri Çinçik
-
Xalide Efendiyeva
Tüm YorumlarMuhteşem şiirin usta kalemini yürekten kutluyorum saygılarımla
Dayanılmazlıkların yüklerini taşır..bir tebessüm karşılığına..
imgeler kondurur içinden
kayıtlara geçmemiş şiirlerin..o aranan. arzulanan tebessüm
dev dalgaların arasında gün ışığı...yaladıkca sevdalı yürek atışını..başlar yaşamsal adımların en soylusu..
değerli dostum sayın ...
Kül oldu zaman
Kül oldu deniz.
Çözemedim beyaza iz bırakan dolambaçların zincirlerini
Hayatın labirenti