boşalmış kumsallara vedaymış bizimkisi en sonunda
ayak izlerimizin gömüldüğü ter kokan şeride
soyunduğumuz her kıyametin ışığını tenimize çeken
bambaşka keyfin uluorta açlığıymış herhalde
Şöyleydi öykünün sonu :
"Masadan kalkmayı kafasına koymuştu.Son sözlerini kustu ve gidip o kapıya dayandı.
İçerideki 'beşli' onun yolunu gözlemekteydi. ''
Şaşırmak boşuna...
Çünkü siyasetin mayasında rekabet de vardır.
Öne geçmek istiyorsanız kimi arayacağınızı biliyorsunuz demektir.
Günaydın Değerli Dostlarım,
Nasılsınız?
Bir şeyler söylemek için sabahı seçtim.
İyi misiniz?
Şiirle başlayalım ve onun üzerinden sürdürelim sözü :
‘’Suyunda denizleri bulduğum
kalbim
o taştan yontu
üşüdüğü yerde
ısıtamaz hiçbir büyücü
Ülkemizin şiir haritasını güncelledikçe yepyeni durakların ortaya çıktığını görmekteyim…Değişim,gelişim olgularını belleğimizde canlı tuttukça ,Türk Şiiri’nin yolunun,gidenlerin ardından gelenlerle ıradığını söylemek olası.
Yeni bir şairi tanımanızı istiyorum sizden…Çok öznel bir ürün olan ‘şiir’e özgün soluğuyla özgün veriler sunan bu isim PELİN ŞANLI TÜRGEN.
Pelin Şanlı TÜRGEN ,Epona Yayıncılık’tan Mayıs -2022’de çıkan ‘EN UZUN GÜN EN UZUN GECEYİ ARARKEN ’ adlı şiir kitabıyla selamlıyor okurlarını.
EN UZUN GÜN EN UZUN GECEYİ ARARKEN’i Tugay Kaban yayına hazırlamış,terrarium akış editörlüğünü Ercan Y.Yılmaz yapmış,Esra Ünlü ise kapak çizimine imzasını atmış.
Doksan dört sayfadan oluşan yapıt; ‘Defin Töreni Başlarken’,’Çocukluğa Çocuklukla Düşmenin İsimsiz Öyküsü’,’Hüzün Toprağında Sezgisel Bir yolculuk Öyküsü’ ve kitaba da adını veren ‘En Uzun Gün En Uzun Geceyi Ararken’ bölüm başlıklarını besleyen yirmi yedi şiirden oluşuyor.
Şiirin şansı ve şansızlığı ,günübirlik hayatların ölçütünde ömür sürmesidir,der Doğan HIZLAN.Umuyorum ki bu yapıtla yola çıkan Pelin Şanlı TÜRGEN,geniş bir zaman diliminde ve yazınsal olgunluğu içinde ürettiği şiirlerle sarp yollardan geçerek doruğa tırmanacaktır.
bir salkım saçak yangıyı ferahlatıyor su
kıyıyı durmaksızın dövüp geri çekiliyor dalga
ne demek olduğunu öğreniyorum temmuzun
bambaşkalaşıyor birden her şey
bir telefonun öteki ucunda
bir bankta
Kırmızı ışık ve gözlerin.
Duvar kocaman barikat.
Hareketsizim
Fırsatlar-ki bazen-
anıların kesik tümceleri
sen sevince
gönlüm kocaman bir deniz
işte ada az ötede , ufuk şurada
penceremin önü türlü çiçeklerle dolu
yeşil turuncu sarı
Damon Galgut’un ‘The Promise’ romanı dilimize Hasan Can Utku tarafından VAAT adıyla çevrilmiş. TUDEM Yayın Grubu kataloğuna giren bu yapıt 2021 Booker Ödülü’nü almış.
Aşağıdaki alıntı, yapıtın anlatı öncesindeki sayfasında yer alıyor ve dikkat çekici…
‘’Bu sabah altın burunlu bir kadınla karşılaştım. Bir Cadillah’ın içinde, kucağında bir maymunla yolculuk ediyordu. Şoförü arabayı durdurdu ve kadın bana ‘Siz Fellini misiniz?’diye sordu. Metalik sesiyle devam etti, ’Sizin filmlerinizde neden tek bir tane bile normal insan olmuyor?’ ‘’
Beyaz perdeye ışınladığı görüntülerin kim bilir kaçını biz normal olarak görüyoruz Fellini’nin…
Ama nedense onca hileye başvurmasına karşın, bu usta yönetmenin imzasını taşıyan filmler; Aylaklar(1953),Sonsuz Sokaklar(1954),Cabir’ianın Geceleri (1957),Tatlı Hayat(1960),Satyricon(1969)… unutulmuyor.
***
dünü zorladım
gücüme başka isyandır dünü zorlamak
elimde yorgan iğnesi ,iletken
karşı’nın bahçeleri saldırgandır kirli sözlü yürür bu çağda
değildir,- çünkü inkar olur-tenimiz aynaya düşer




-
Serap Saylam Şen
-
Fahri Çinçik
-
Xalide Efendiyeva
Tüm YorumlarMuhteşem şiirin usta kalemini yürekten kutluyorum saygılarımla
Dayanılmazlıkların yüklerini taşır..bir tebessüm karşılığına..
imgeler kondurur içinden
kayıtlara geçmemiş şiirlerin..o aranan. arzulanan tebessüm
dev dalgaların arasında gün ışığı...yaladıkca sevdalı yürek atışını..başlar yaşamsal adımların en soylusu..
değerli dostum sayın ...
Kül oldu zaman
Kül oldu deniz.
Çözemedim beyaza iz bırakan dolambaçların zincirlerini
Hayatın labirenti