yüz sürüyor keşişler cebbarın eteğine
bayrak semirtiyor kuytuda haramiler
kimse duymadı daha
tezyin edilmedi kader
mor hüznüne ağlıyor bir derviş
nefsini çitiliyor dergah kapısında
rüzgâr azgını
taylar koşuyor içimde
çılgın
kara yağız
kır ve doru
sevdalar çocuk kalırmış*
böyle diyor müjde böceği
o bana
karanlıktan armağan
ben ona
rüzgara verilen nefesin menzili ne
öğrenemedik hiç
dalganın hangi kıyıda soluklandığını en son
salt umuttu yeşermesi hayal edilen fidanın
toprak tohumlanırken
dedi:
-hepsini söylüyor adın
-söylesin
dedim o halde
her şey olurum ben
şarkı dedim
aklıma düştü
türküyü acıda yakmadık mı biz
tesbih gibi dizmedik mi
gözyaşını ezgilere
son yolculuktu ruh kaynağına
çiy tanelerine yazdım efkârı
ayrılık gönlümde bir ukde gülden
acının yanağında süzülüp kaldım
insan olmaktı taksiratımız elbet
-kumrular yalan söylemezdi hiç…
dilim tutulur ilk cemrede
'yine düştü' derler ya hani
bilmezler ki yüreğim
her doğan güne
acı bilir kendini
öyle ya da böyle
anlatır derdini
ayrılık gibi
özlemek gibi
gecelerden
dolunay bu gece
gökyüzünde hırsız var
soyuluyor gök çırılçıplak
geç kalmış bir duygu hakim
Sevda Kenti'nin Öyküsü’nü dinlemek ister misin?
İstersen son şiirime bir göz at… Sevgilerle.
şiirinizde yorgun ve sarhoş bir yaprak gördüm onu aldım ırgat'a verdim...
bu sitede ender şiir yazanlardansınız..
saygı sevgi