Yaşanmışlığın bedensel terkler bırakan okunuşu ile
baş başa kalmaktı evin içinde var olmaya çalıştım. uzakların en yakınındaymış gibi hayal kurmaktı düş kurmak ile.
Mustafa yılmaz
Nefes almakla özlemekti asıl zorda olan.
Yılları yaşarken sadece yoldaşım, sadece, nefes almakla özlemekti.
Özlemekti asıl zorda olan.
Mustafa yılmaz.
En çok, senden gelecek bir haberdi her an beklediğim.
Uzun yıllara sakladım adını, uzun yıllarla özlemin kalacak duyularımda., belki bir gün sesin duyarım telefonumda , belki de sen çıkarsın bir gün gözlerimle seni görebileceğim bir köşede.
Oysa yılladır sana özlemimi yazarım ve yine yıladır bir merhabanı beklerim, oysa tarihler değişiyor, zaman kendi kıvrımlarında ve de düşlerimdeki her anı her kelimeyi bekler oldukça zaman tükenmez oluyor.
Sesini duymam ömrüme güç katacaktır
zaman ömrümle geçecek olduğu anlar kadar senin sağlık dualarımla eklenmiş olacak yaşamıma.
Çok kalabalık bir yaşam bu içinde bulunduğum düşlerin izlerini sürerken yoruluyorum artık…
Başlı başına bir dünya bu, her düşüncenin bir başı, sonrada ortasını hızla geçerek dipteki bulantılarla başı boş uğraşlar bunlar…
Yaşamda kalan düşüncelerimin tümünün içinde baş başa uğraşlarla karşıma çıkan hep senin dediklerin veya bana yazdıklarına bu kadar zaman sonra doğruda ne kadar kaldım doğru ile ne kadarıyla baş ettim bu hayatın tüm yaşamdaki an zamanları ile…
Kendime ne kadar nefeslik zaman ayırdım ve içinde yaşadıkça kendimi zamanın şartları ile ne kadarıyla korundum ne kadarı savurdu attı beni?
O günden bu güne arkada kalan bir yaşamın içinde ter döktükçe, sevgiye dair verilen sözlerin arsında ne kadarına durabildik ve ne kadarından kendimi koruya bildim?
Bazen ne yazayım diye düşünürken gözlerimden akan yaşlarla cebelleşiyorum.
Aslında bitimsiz bir düş yığınağı içindeyim, içime sığmayan özlem duygularım ve sesini anımsamam için dualarımın bitimsiz olacağından çok da sevinçliyim.
Sensiz yıllar, aslında doğduğumdan beri sensizim ama ilk sesini duyduğum anlardır sen yüreğine yapışan yüreğimdi.
Çok nadir zamanlardadır hiç beklenmeyen bir sesin varlığı ile irkilir.
Oysa zaman unutulmayan ile insana nefes aldırır.
Yalnızlığın kalabalık lığın özlemidir aslında ardı ardına düşlenendir.
Mustafa yılmaz
Kapımızı çalan ölgün sesleri duyulur hâle getirme gücümüz kaldı mı?
Gözlerimizin tekinden sızarak ip ip akan yaşı, diğer gözümüz noktalarla akıttığı yaşları engellemeye gücü yetti mi?
Hangi sebeplerdir durduramayasıya düşürdüğümüz yaşamlara hakim olmuştur ki benliğimiz çaresizlik kulvarında koşu halindedir? Sebeplerin büyüklüğü bizim azizliğimiz midir yoksa dik duruşa çabalarımız mı yetersiz kaldı… Hangi sebeplerdir ki yıllarca izini silemeyişimiz… Bu kadar güçlü olmak tabiatın doğasına ters miydi, yoksa umursamamazlıklarımız mı yetersiz kalmıştı… Bu gücü nerde, kim almıştı elimizde… Bu gözyaşlarına sebep olan nerede rahat uykularında ki hayatın pervasızlıkları ile haşır neşir…
Kurşun işlemiş yüzler vardı bir zamanlar karşımızda, hızları tetik çekme zamanları ile azalan, o kadar çabuk yandı ki canımız, yaz güneşinin en kızgın yakışı bile bu kadar hızlı değildi, sonra o kurşunun acısı bedenimizi delip ciğerimize saplandı ki anladık her yanış, her yakarış sevgili acısı kadar değilmiş...
Sonra sustuk, içimize işledi bu acılanma, yüzümüzün rengi değişti, acının tadı bulaştı dilimize ve sustuk, sakinleşti, kızgınlıkları sakladık yüreğimizin dışına ki kendi acımızla kavrulma zamanları başladı.
Herkes kurşun yarası sandı ama biz biliyorduk ki sevgili acısıydı bu…
Ve her şeyimizle birlikte tüm benliğimizi de ortaya koyarak erteledik tüm kasılmışlıklarımızı bedenimiz sarsılırken.
Tüm susuşlar
Tüm direnişler
Hep boşluk, hep karanlık
Ve sessizlik…
Zaman ki içinde kayboldukça,
Yangın içimde közlenmiş… Küller eskimiş yangınlarda kalmıştı...
Beni hak etmelisin diyordun eski mektuplarının birinde…
Beni hak etmelisin, ilk okunduğunda veya ilk okuduğumda, ucu açık bir cümle gibi düşündüm…
Neyi ne kadar hak etmek ve yanına hangi düşünceleri sahiplenmem gerekiyordu bu ilk cümle ile…
Neyi ne kadar hak etmek ve yanına hangi düşünceleri sahiplenmem gerekiyordu bu ilk cümle ile…
Aslında bildiğim tek bir olgu vardı hak etmem konusunda, sadece yaşamımın içinde olan nefes almalarımdı, hak edebileceğim çünkü bu nefeslerle adım atabiliyor veya düşünebiliyordum…




-
Gülşen Öncel Bostancı
-
Fikri Küçükukur
-
Mustafa Yılmaz
Tüm Yorumlarçok çok güzeldi yine...
Duygular içten ve samimi,duygular yüreğin derinliklerinden süzülüp gelmiş ve özenle serpiştirilmiş mısralara..Beğeniyle okudum,kaleminizi kutluyorum..
m