Mustafa Yılmaz 4 Şiirleri - Şair Mustafa ...

Mustafa Yılmaz 4

Kaç masal yazdık kendimize, birbirimiz için? Kaç kez toprağa düştü gözyaşlarımız?
Bu nasıl düşmek böyle sahipsiz, yalnız, kimsesizlik, korkular ile başıboş bir susmak?
Kimi kime bırakacaktım düş yorgunluğu ile?

Aslında yarınsızlık düşleriydi bizi hayata küskünleştiren.
Sana küsecek iradem mi vardı, sadece gözlerimi kapayıp hayattan soyutlanınca.

Devamını Oku
Mustafa Yılmaz 4

Yaşamda birçok isteğine, yarım kalmak, yaşamın her anına sığmaya çalışarak nefes almaya zorlamak, kendini yarım nefesler, yarılan düşünceler, arkası hep eksilen istekler ve boylu boyunca uzanmış karakış yalnızlığı sonrası, güneşin omuzlarımı dahi ısıtamadığı bir zaman diliminde, yokluğunu hissetmek, sonra da öfkeye dönüşmüş düşüncelerle, varlığının olduğu zamanlara isyan edip, bir kısmına nefret ile karışık, öfke, diğer bir kısmının içine doluşabildiği kadar özlem dolmuşsa, dünlerin öfkesi ile geleceğin özlemi bir biri ile dalaşmışsa, yaşamın gülme zamanları neresine sığacak bu öfke karmaşası içinde dar nefesler alarak?

,Dünler, senin öksüzlüğünü yaşarken gelecek hangi penceremden gülümseyecek bana?
Yaşamın tüm alışkanlıklarının içinde var olma savaşı ile dayanma gücünü tüketmekti belki de bu kahır düşlerinde…

Sen varlığı ile öncelerdeki zamanlarda, gülümserken, şimdilerdeki kahır zamanları bedenimin parçaları ile yas tutarken, aniden gülümsedim, hani sevgililer sevme zamanlarını gülümserken yaşardı, hem de an zamanlarının farkını bile hissedemeden…

Devamını Oku
Mustafa Yılmaz 4

Kendime ürkek nefes almalar bunlar…
İnandığım kurallar ve düşündüklerim vardı yaşamımı sürdürürken, asla taviz veremediğim inandıklarım vardı, kendi güven duygumun içinde kalan…

Kimlere inandım ki şüphesiz bu yaşamda var olmaya çalışırken, kendime güvenle sevgime inanmışlıklarla aldığım nefeslerle yürüyordum ki artık bundan böyle yapacağım her türlü hareketin hatasız olması gerekiyordu…

Sevgi ve sevgili inanmışlığımın tamamını içinde barındırıyordu. Söylenenlerle düşündüklerin bir birine eşleşiyordu… İnanmanın dışı nankörlüktü sevgiye ve bu bence imkânsızdı.

Devamını Oku
Mustafa Yılmaz 4

Gecenin üçü dahi olsa düş kurarken
uyuklasa da insan, bir düş de kaybettiklerine aittir, kalansa kendine azdır ki, düşünce sonrası dalar gider insan...

Artık bundan sonrası uzar gider zaman, kurguların peşi sıra, unutulacak çok şeydir art arda dizilen ki bakarsın yarım kalmışsın yaşamda ki işte o zaman yaşamın en ağır acılanmaları ile pişmanlıkları başlar ve ardından tüm aceleciliği ile pişmanlıklar başlar...

İşte o an sonrası artık benlikte varlık savaşı başlar...

Devamını Oku
Mustafa Yılmaz 4

Bensiz üşüdüğünü söylerdin, gözlerine bakınca ısınırım derdin, sensiz yaşamımda sensizlik şarkıları söylerken, kendi kendimde donuklaşırım, derdin…
Şimdilerde yalnızlık şarkıları dinlerken bir yerlerde, kendi kendime bu düşlerle tükeniyorum artık…
Yaşam bölünmüş düşlerle içime hüzün işletirken, sanki yoklukların içinde bir de sensizlikle, donuklaşıyor bakışlarım…

Yokluğun durmayasıya düş kurmakla yaşam düşüncelerim parçalanıyor, bölünüyorum artık, vaz geçilmiş isteklerle…
Sonsuzluğun özlemi miydi bu acıların ardında kalan belirsiz düşünceler, belki de yalnızlığın belirsiz tarifiydi bu kendi kendime düşünce zinzirine dalışım…

Devamını Oku
Mustafa Yılmaz 4



Bir yara bu belki de hiç ihtimal veremeden bedenimde kanamalar yapan ve zaman zaman kendiliğinden bir anda düşsel çaresizlikle boğazımdan başlayarak bedenimin farklı bölgelerini dolaşıp bir sıkıntı çaresizliği ile beni olduğum yere mıhlayan özleme dair veya içsel düşüncelerle çaresizlik yaratan ve bir anda hareketlerimi ağırlaştırarak beni yıllar yıllar öncesine götürüp, çoğu zaman öfke, bazen de dudaklarımda gülümseme peydah ettirerek geçmişe dair anıların geçmişe dair anıların zincirini çekercesine belki günden güne belki de yılları art arda sıralayarak yaşanmışlıklara ait beyinde oluşan görüntülerin yer veya senin gözlerine ait içimde titremeler oluşturan bir geçmişi yaşama fiili ile çaresiz nefesler almaktayım…
Hangi anını veya sözünü unutmam gerektiğinde hâlâ kararsız kalmam veya bana ulaştırdığın acılanmalara etken, fiillerle düşsel savaş halindeyim sanki…

Ömrümün uzun yıllarını seni unutma çabası ile uğraş verirken, farkındasızlıklarla an zamanlarının anılarını hatırlamaktan başka o kadar çok çaresizliklerim var ki onlarla uğraşım ömrümün uzun zamanlarında yaşamımı pasiflendirdi…

Devamını Oku
Mustafa Yılmaz 4

Zamana küskünlüktü belki de meraklı bakışlarla gözlerimi bir hedefe kilitlemem…
Belki de zamanın ihanetiydi, bedenimi eskitip sevmenin içine dönüşümlerle kıvrılışım.
Bazen bakışlarım durur bir noktada, belki özlenen bir sese beklenen bir görüntüye dalar donar bir insan, sadece gözlerin arayışıdır yüreğime umut salan ve sonra da hayal düşmesi…

İçinde kıvrıldığımızdı bir şarkının tınısı ile duraksamak düşüncelerde.
Sonra.

Devamını Oku
Mustafa Yılmaz 4

Parlak bir gökyüzü kızarıklığı…
Uzakların sesi yapışmış duygularıma…
Bir avuç mutluluktu aranan, yollar ve kaldırımlar…
Kaldırım taşlarının belirsizliği ve yalnızlık, koyu bir düş sonrası…
Ay’ın hilâli öyle canlı ki, sanki bir ucu deniz suyunun bittiği yerde…
Belki de taşınan umutlar, düşlerin ardına gizlenen arzular, garip bir iç sızısı bitti bitecek, yüreğimdeki yama altında saklanan sevginin özü ve yalnızlık…

Devamını Oku
Mustafa Yılmaz 4

Ardından gelen korku baskıları ve tiksinti hisleri ile yaşamın neresinde ve ne şekilde nefesler alınacaktı?

Bu baskıların arkasına gizlenenin bu zamanları duyarsız yaşama hakkı var mıydı?
Benim için yazdığı cümleler ile kendimi düşkün hissetmem, ona haklılık mı veriyordu?
Neden bu kadar iyi insan sıfatlarına maruz kalıyordum, kendini masumlaştırarak beni övgüler ile tarif etme sebebi neydi?
Neden “bir ömre uzayacak sevgi tarifi” altında eziliyordum? Kendimde aradığım suçlamaların sebebi neydi kendi kendimi tariflerle masumlaştırılan cümlelere nasıl savunma cevabı olabilirdi “ömrümün sonuna kadar sevgini taşıyacağım” cümlesi altında savunmasız kalışım neden bu kadar aşırı yük altında yaşıyorum?

Devamını Oku
Mustafa Yılmaz 4


Zaman bendeki seni büyüterek eksiltti… Senin yokluğundu aslında cumartesi kimsesizliğimin tarifi, oysa doğardı öfkem, yalnızlığımın tarifini yaparken…
Bu şehirde sana ulaşmak geç kalınmış bir zamanı yaşamaktan başka isteğim olmazdı…

Gecenin karanlığında pencereye asılıydı gözlerim… Ayaklarım aklımın hükmünden çıkmış, düşüncelerime göre, bazen sekerek, bazen duraksayarak, bazen ansızın sağa veya sola yön değiştirerek, gecenin yıldız kaymalarını umursamayarak, sokakların kamaşasından şaşırmadan, o anki düşüncelerimin isteklerine uyarak belli bir zaman sonra duraksayıp, sırtımı bir iş yerinin dikey duvarına yaslayarak, bir anda, benim hükmüm karşısında ışığı perde aralığından kararsızca salınım halindeki pencereye bağladım, sanki gözlerimi…

Devamını Oku