Mustafa Yılmaz 4 Şiirleri - Şair Mustafa ...

Mustafa Yılmaz 4

Yarım bir yaşamdı aslında varlığımızın son hali, biri kendimizde kalanlar, diğeri parçalar halinde alınıp gidenler…
Aslında bir boşluk dibi bu yaşamın ardında kalanlar, tümü hüsran, tümünde kopan bir parça ise şaşkınlıklar…

Belki de son şans oyunuydu yaşamdaki savaş, unutulmaza akan bir bekleyişti sabrımız denendikçe ardına saklanan aslında kırık bir umuttu yarınlar…

Yaşamlarımızda çok sevdiğimiz vardır. Günün birinde ortak olur yaşamımıza.

Devamını Oku
Mustafa Yılmaz 4

Yoluna yıllarımı serdiğim sen ve o yolun yarısında beni yalnızlaştıran sen…
Bütün ezberlerimi bozdurup, kendi ezberlerini öğreten sen, şimdi şaşkın bir başla, kararsız bir yaşamda
beni bırakan sen…

Unutmak istediğim ne kadar yaşam kesiti varsa gözümün önünde döndüren sen…
Ve

Devamını Oku
Mustafa Yılmaz 4

Bir gün, bir gün daha senli yaşamım olsa, dedim, aslında kaç gün geçmişti senli yaşamla, kaç kez günaydın dedik ve kaç kez tekrarladık aynı gün içinde seni seviyorum demeleri, kaç kez beraber olduğumuz günlerde nefes aldık, yaşadık veya yaşar gibi yaparak saatlerce ağladık ve bu anlarda kaç defa dinledik aynı şarkının ses kasetini, ki kaç defa o sesteki cümlelerle uzaklara taşındık durduk ve kaç kez damladı gözlerimizdeki yaşlar gömleğimizin sol göğüst üstüne, sanki yüreğimizin içine girmek istercesine ısladı bizi veya birbirimizi aynı gün içinde kahkahalara boğarken avaz avaz bağırdık hayat bu işte derken ki şimdi tutmuş “bir gün, bir gün daha olsa senli yaşam olsun” diyorum…

Garip değil mi, yaşamda insan ne acılanmalara dayanabiliyor, ne de mutluluklara, hep yaşamın mutluluğu peşinde koşuyoruz ki gül dalındaki dikenin parmağımıza battığında anlıyoruz hayatın engebelerini ve çakıl taşlarının rengini…

Ne zaman merhamet duygusuna ihtiyacımız vardı, kime ve hangi şiddette, kaç gece kapıları yumrukladık, kaç gece duvarlara konuştuk, kaç ilin hangi zamanında yalvardık gök yüzüne doğru perperişan geçen gezmelerimizdeki yol almalarımızla kendi kendimize hangi konuda acılandığımızı düşünmeden akıttık göz yaşlarımızı, zonklayan damarlarımızın şişmeleri ile nelere içerledik, neler için dua ettik gece ertesi sabahlara kadar…

Devamını Oku
Mustafa Yılmaz 4

Hayat bu çoğu zaman umulmazı sunar, kalmakla gitmek arasında garip bir incelikle bir köprü vardır aslında, düşmekle kalmak gibi kararsızlıktır bu yürüyüş, belki de beklentisizlik basar dar nefeslerdeki yüreğin cidarlarını, hep bekler Eylül sonrası hüzünlerin doğurduğu dayanılmaz çırpıntıları, kendi kendine sorar neredesin sevgili, sabrın sonu neresidir bilinmez ama bir yolcudur aslında kör karanlığın içinde, kısılan gözlerdir beklenenin ardına bakan, umuttur aslında bir gün daha yaşamaya çıkan, son nefesin son sesidir ellerini titreten bu bir heyecan savaşıdır aslında bilinmez ama bir umuttur dar kanyonun ardına çıkan, sevmek bu çoğu zaman beklemektir son düşünce, oysa bir söz bir umuttur tüm derinliğin karanlıklarını delen, tek cümleye sığınmanın bedelidir bu "ben seni gerçekten çok sevdim, şüphe götürmez bir yolculuktur bu" derken tüm yokuş sonu cümleler birikir beyin diplerinde, çoğundan korkulur, çoğu da heyecan yaratır ki sevmenin garip bir olgusudur bu da der baka kalırız kalan yaşamın ardından...

Sadece sahipsiz yazılar yazıyorum suskunluğumu depreştirmemek için
ben gidenleri uğurlamamaya alıştım ki…
Sevmeyi sordum kendi kendime, közleri avuçlayıp, yüreğe zıpkınlamaktır dedim, garip bir his oysa yangın yerinde dolaşırken gülümsemeleri içine hapsetmekmiş, sahi kaç kör gülümseme çıktı dudaklarımızdan, kaç körlemesine adımladık hayatın tüm girdaplarını, bir başkası da var şüphesiz bu yollarda ama sadece ben yük taşıyıcısı olmayı hâlâ kabullenemedim ki senin varlığını unutayım...
Oysa bir başkası olmak varmış yaşamda seni sevebilmek için...

Devamını Oku
Mustafa Yılmaz 4

Bugün bir kağnıya yükledim yüreğimi;
seni ardımda bırakarak...
Ağır aksak bir yolculuk başladı,
gıcırtılı tekerlek sesleri arasında.

Güneşe doğru gidiyoruz, gündoğumuna yolculuk,

Devamını Oku
Mustafa Yılmaz 4

Sadece yolculuk, sadece yollar dağıtıyordu içinde sıkıntıların beden titreyişlerine sebep olan etkisini…

Damarlarından akan kanın hızını hissediyordu, korku ile açılan gözlerinden, damarlarının şiştiğini hissediyordu, hesapsız bir direniş acımasız bir kasılma vardı bedeninde durmayasıya titreyen eline bakıyordu, sert bir şekilde sıktığı dişleri arasından, mırıltıya benzer bir sesle, kendi kendine “ruhumu cezalandırıyorsun” diyordu. Ve ansızın elini dizlerine vuruyordu, tek eliyle de aracın direksiyonunu tutuyordu…

Sanki kendi kendine yalvarıyordu “ruhumu eziyorsun” diyerek…
“Yeminler perçinleyemezdi yalanları doğruların üzerine” diyerek tekrar dinginleşerek, hayatın çoğu zamanlarını ıskalarken, vazgeçilmiş tüm istekler sıralanırdı aslında gerçeklerin ardında kalan isteklere…

Devamını Oku
Mustafa Yılmaz 4

Hiçbir şey doldurmadı boşluktaki yerimi…
Yerini…
Kan kokusu…
Gül kokusu…
Çürümüş yaprak kokusu…
Kök salmadan çürüyen, koca çınarın filiz kokusu,

Devamını Oku
Mustafa Yılmaz 4

Aslında senin dediğin gibi yaşıyordum seninle…

Dokunabileceğim kadar yakın, hissedebileceğim en son uzaklık kadar ötede idin bana…

Düşlerim, düşüncelerim çerçevesiz bir boşluğa uzanıyordu. Hiçbir şeyin eskisi kadar iç huzuru veremeyeceğini bilmek, hiçbir şey için yanında olamayacağım hissetmek, güneşi yakalamak kadar yanmak, bir buz küpü yutmuş kadar içine vuran donmuşluk kadar yakından nefes almaya çalıyordum aslında sana…

Devamını Oku
Mustafa Yılmaz 4

Şimdi böyle gidiyor bu yazının bazı kısımlarını ben o kadar büyük yaşamadım ama trajedi yapmak için senin hayatını da buraya soktum işte beni üzen seni yazarken senin çektiklerini yaşadım boş boş bakmaları, kimsenin söylediğini duymadan neden bu nu yaşadım derken haklıyım ama acılandım der insan ağlayarak ve toprak olur yaşları

Bazen gece, bazen gündüz, bulutlu veya açık mavimsi renkle benim baktığım gökyüzü bu…
İçinde bir gurup yıldız arasında benim yıldızım. Ona taktığım isim ile “gecedeki gülümsemeden ışığım” ile çoğu zamanlar onunla konuşur, bir başkasının da ona baktığı ortak bir ışık gibi süzülür yaz gecelerinde sönük bir nokta gibi yerini hiç kaybetmeden dinler durur beni yıllar yılı, yalnızlığımı paylaştıkça…
Gecenin parlayanı ve gecedeki ışığım olmaya yıllar yılı devam eder benimle dertleşmeye…
Gecemin ışığı belki de ruhumun dinlencesi veya yalnızlığımdaki yolculuk arkadaşım sırdaşım…

Devamını Oku
Mustafa Yılmaz 4

Kocaman dünyanın içindeki yalnızlığım ve tek başınalıkla yaşama asılmışken, düşüncelerimdeki dağınıklık ve kalabalıklarla baş etmeye uğraş veren ıssız ruhumla yaşamın ağır nefesleri alıyorum…

Her şeyin bir sebebi ve çoğunun olmazı varken, kendi düşüncelerimdeki çıkmazlar veya eziklik duygusuna düşmüş yalnızlığımın seslerinin kısıklığı ile kendimi güçlü görmeye çalışıyordum…
Kendi kendime sorularla kime ne için boyun eğmemin huzursuzluğunu yaşıyordum…

Boyun eğmek aslında ruhumun bedenimi sarsmaları ile baş edilemez bir duygu halinde taşınırdı göçmen kuşların barınamazlık yaşamları gibi sahipsizlik hisleri ile kendimi güçsüz hissettikçe, acıma duygularım ile koyu bir çekişme halinde yaşamın dallarına tutunma çabasında idim…

Devamını Oku