Mustafa Yılmaz 4 Şiirleri - Şair Mustafa ...

Mustafa Yılmaz 4

İçimde öyle biri var ki bedenimde yüzbin şarapnel parçası ile
acıttığı yaralarımın içine sığınıyor…
Her defasında işaret parmağı ile bastırdığı yaralarımdan binbir acı fışkırıyor, merhamet duygularını kaybetmiş bir şekilde sığındığı bedenimde kendine göre hâkimiyet sağlıyor, oysa yüreğimdeki yeri çoktan küllendi ve o ruhen gömdüğüm kimsesizler mezarlığında bence hüküm sürüyor…

Elveda sevgi elveda aşkların uğruna ölesim gelen zamanlar, elveda ki bakışlarına kurbanım dediğim zamanlar…

Devamını Oku
Mustafa Yılmaz 4

En çok sevdiğimizin bedenimizde açtığı yaralardır en derinlere kadar sızan, sonra da onların sığlaşmasını beklerler ve kanmazlar ki bir daha o yaranın bir başka benzerini açarlar eski yaranın yanına, belki de dibine, olmadı yanı başına sığdırırlar ki ancak o zaman ruhlarını sakinleştirirler…
Oysa bilmezler sakin ruhların da azapları büyüktür ve onlar da acının çivisini bir gün çıkarmayı öğrenirler ki hayat bu devranla döner durur…

Bir anda geçmişte yaptığım hatalardan biri geldi gözlerimin önüne…
Düşündüm de kendimi bir peronda aracımdan inerken buldum kendimi, yanımda da hayatımın da en çok önem verdiğim biri vardı yanımda,..
Uçağın kalkmasına az bir zaman vardı ama bir kahve içilebilirdi sanırım.

Devamını Oku
Mustafa Yılmaz 4

Şafak söküyordu bir başa...
Oysa başka bir taşın üstünde bir adam vardı…
Yumuk gözleri… Elindeki sigarayla avuçlarının içinden içinden dumanı üflüyordu…
Sadece kendi duyuyordu ah seslerini, vay anasına dediği cümle sahipsiz dolaşıyordu… Yalnızlığını bir yalnıza yapıştırmak istedi… Sadece bakınıyordu yağmur damlarının deniz yüzeyine bıraktığı yakamozlara…
Gittikçe büyüyen dairelerde kayboluyordu umut düşünceleri…

Devamını Oku
Mustafa Yılmaz 4

Işık avucumuzda tutulmuyordu…
Bir testi bu sanki avucumuza giremeyen…
Oysa
Şarkılar dudak aralarımızdaydı… Bir de yüreğime ismin gömülmüştü…
Bir yardın, bir de yanan bendim…
Ne adın kaldı geriye,

Devamını Oku
Mustafa Yılmaz 4

Öfkelerimle düşününce seni,
yalnızlığım gelir aklıma…

Bir yalnızlık düşünceleri,
sarar içimi…
Daha da yalnızlaşırım…

Devamını Oku
Mustafa Yılmaz 4

Hep bir yerlerde, bir an gelir ki yolculuk duygusu ağır bir gülle gibi gelip oturur beyin kıvrımlarına…
İşte tam o anlarda kalkmak isteyip de çoğu zaman zoraki oturursun bir yerde bir şeylerin üstüne, beklersin ruhundaki titreyişlerin, sarsıntıların bitmesini, iki elini koltuk altlarına sıkıştırıp, yüzlerce terse sebep üretirsin bu yolculuğa çıkmamak için, yorgunluğunu, ağrılarından birkaçını, can sıkıntılarını bahane edersin, ama gene de bastıramazsın o gitme duygusunu…

Aslında “her gidiş kıvrılıştır, gidişten az sonra geriye” bunu bildiğin hâlde basarsın pedalın yumuşak tarafına düşersin yolların kıvrımlarına, ama hep düşüncelerin terk ettiğin yerdedir, hep düşlediğin bırakıp gittiğin yerdedir aslında, onunla el ele nefes aldığın yerler, çay içtiğin deniz kenarındaki o tahtadan sandelyeler ve arkada bıraktığın onunla olan yaşam boyu anılar.
Hep göz ardı ettiğin beyninin kuytusundadır onunla söyleştiğin sözler, cümleler ve de beraber iken içtiğin kahvelerin o kekremsi tadı…

Devamını Oku
Mustafa Yılmaz 4

Aslında biz yakınların çocukluğunu yaşıyorduk...
Uzaklardan yakındı her nefes alışımız, her şeyimiz bu cephedeydi, oyun oynayışlarımız, kaçmalarımız, ağlamalarımız, gülmelerimizin hepsi bu çemberin içindeydi. Uzaklarda hiç kimsemiz yoktu. Sadece hayâllerimiz uçuşurdu oralarda, zapt edilmez hayâller ve isteklerdi hep uzaklarda…

Sevgililerimiz, aşklarımız, uğruna hayatı hiçe sayacağımız, sevgimiz, hep buralarda, dizi dibimizde veya daha yakınında avuçlarımızda.
Olmadı, kalbimizin derininde hep kıpırtılardaydı. Ve biz o kıpırtılarla büyüdük veya kendimizi büyümüş sandık ki sevdanın kulvarında koşar bulduk kendimizi…
Artık hiçbir şeyin ucu sonsuzda, uzaklarda tutulamaz yerlerde, kavuşulamaz uzaklıklarda görünmez kuytuluklarda değildi…

Devamını Oku
Mustafa Yılmaz 4

Bana bir zindan bul ki kapanayım oraya. Senden bir şeyler alayım yanıma, ışık gerekmez, sadece gözlerimi dikeceğim bir parlak nokta çiz duvara. Ben onu sen gözünün teki sanayım. An gelsin dertlendiğimi dökeyim, ama anlar olsun, her öfkemi mıhlayayım oraya. En sonu hiç gelmesin ki ben sana doya doya nefretimi kusayım ki birazdan hissedince huzurun kaçsın....
En son cümlemi en başa yazayım ki sanma sana ağlamalarımı yazacağım...
Kahretsinle başlayan sesine, alev almış yüzüne konuşayım her gece sonu sabahlara kadar...

Gece sabahı çok uzun bir gece.
Tüm düşüncelerim vagon vagon sırtımda sanki. Kaç gül solması bu akşam sonu karanlık uzantısı. Sevgi dediler adına yüklerken sırtımıza boş kümeleri.

Devamını Oku
Mustafa Yılmaz 4

Parlak bir gün ve kendine küsmüş durgun bir deniz…
Güneş kendine yetinme uğraşında ki solgun ışıkları artık çıplak bedenimi yakmıyor…
Yabancı bir şehirdeyim, insanlar etrafına bakarak yürüyor, bense sanki kendime yabancıymışım gibi utangaç bakışlarla dolaşıyorum kumsalda…

Teknem, karaya biraz uzakta kıyılığın batısında ve kendi halinde salınımlarla sanki hoyrat deniz dalgalarına inat sakinliğinin peşinde…

Devamını Oku
Mustafa Yılmaz 4

Bu gün, dün ertesi cumartesi ve ben seni yine özledim...
Geçmiş anıları yaşarken, sonun başlangıcı olduğunu fark edemezsin...
Çünkü geçmişin heyecanları ile yaşarken hata yaptığını fark edemezsin…

Hep gidenlerdi kalanların aklından çıkmayan isimleri ile…
Aslında bir yarınsızlık saklanırdı içimizde bir yerlerde, hep gidenin ardından, iç yangınlarımızla…

Devamını Oku