Bir sokak lambası altında, gölgemle baş başa,
Bir ses konuşur içimde, yankılanır duvarlarda.
O ben miyim, yoksa yalnızlığın sesi mi?
Şizofren bir hayal mi, yoksa gerçek mi bu şehir?
Penceremde eski bir radyo, cızırtılı bir şarkı,
Sükût-ı derûnîde bir nefes,
Her hece, bir kelâm, derinlikte mesken,
Ne gam, ne sevinç, ne de bir hırs var,
Yansızlık âleminde duran bir zarf.
Ne rüzgâr eğirir bir yanına,
Bir an yakalandı kameraya,
ama ben o anda kaldım aslında.
Gözlerimde yarım bir cümle,
dudaklarımda söylenemeyen bir dua vardı.
Gülmedim tam,
Yazanda suç,
çünkü yazdıran yok ortada.
Sustum desem dilim kanar,
konuştum desem kalem kan içer.
Bıkmadım yazmaktan,
Bir adam var,
Yol değil, kendi içinde kayıp.
Yürür gibi yapar,
Ama hiçbir adım atmaz aslında.
Ne mevsim tanır,
Zaten koskoca bir aşkı bizzat ziyan ettim,
Her sabahın ayazında bıraktım seni,
Bir zamanlar sıcacık ellerinle dokunduğun kalbimi,
Artık rüzgârın savurduğu yapraklar gibi sürüklerim.
Şehir suskun, gölgeler ardında bir ses,
Bak, sana verdiği sözleri hatırla…
sabah rüzgârı gibi gelip geçti,
hiçbir izi kalmadı.
O sözler boşluktu,
benim sevgimse gökyüzünden daha dolu.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!