Bir varmış, bir yokmuş, sevda dolu bir diyar,
Bir adam varmış orada, gözlerinde aşkın baharı var.
Rüzgarla konuşurmuş, denizle dertleşirmiş,
Her gece yıldızlara aşkını fısıldarmış.
Bir gün masal gibi bir kadın çıkmış yoluna,
Bir geceydi…
Sen gittin,
ve ben o anda anladım:
insan kalbi sadece kan pompalamaz,
birini kaybedince
mezar taşına dönüşür.
Nasıl miyim Sanki cuma namazında kilisede bir papaz Kur'an okuyor gibi.
Ey sevgili, hicranınla gönlüm viran oldu,
Her nefesim bir feryat, her adımım figan oldu.
Ben kal diye yandım, dilim suskun, gözüm kanlı,
Sen ise bir gül gibi solmadan gülistandan kopup giden oldun.
Ben ki aşkınla ömrümü bezedim,
Özledim…
Adını bir dua gibi
Her gece içimden geçirdim.
Gözlerimi kapadım,
Sesinle sustum…
Ama gelemiyorum.
Acıyı tattım, her yanımda izleri,
Geçmişin yükü omuzlarımda, ağır bir hazine.
Her adımda kanayan yaralarım var,
Ama pişman değilim, ödenen bedeller var.
Yıldızlar sönerken, karanlık kapladığında gökyüzünü,
Bize şah damarımızdan yakınsın,
Peki o zaman neden bu kadar kanıyor içim?
Neden her secdem kırık,
Neden her gece diz çökerken bile yıkılıyorum?
Sen bilensin, görensin,
Bu gece vazgeçiyorum—
ama hüzünden değil,
nefretin bile fazlası artık.
Seninle yanmış her kelimeyi
küle çevirip içime bastım.
Ben senden başka kimseyi sevmek istemiyorum.
Kalbim, senin adını ezberledi bir dua gibi,
Her gece aynı heceyle başlıyor dualarım: sen.
Bir gülüşün var ya… ömrümün yarası o artık,
Bir bakışın var ya… bana bütün baharları unutturdu.
**“Ben seni her renkte çizdim…
ama siyah sana yakışmıyor.
Çünkü siyah, kaybedenlerin gecesi gibi…
sen ise bir zamanlar benim içimde açan bahardın.
Gülüşüne en güzel renkleri verdim,
bakışlarına gökyüzünü sakladım.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!