Bazı insanlar yalnız doğar.
Ne bir beklenişin umudu vardır gelişlerinde,
ne de bir merak duygusu.
Sanki hayat,
onları kazara unutmuş da
sonradan eklemiştir dünyaya.
Ben sevdim, adını dualara yazdım,
Sen rüzgâr gibi geçtin içimden.
Bir gülüşünle baharı getirdin,
Ama hiç kalmadın, hiç kök salmadın.
Ben sevdim, yollarına şiirler serdim,
Ben senden sonra sevdaya küstüm gülüm…
Artık hiçbir şarkı yarama dokunmuyor.
Bir kahve soğuyor masamda,
bir de içimde bıraktığın o son bakış.
Sen giderken kapıyı kapattın belki
ama bende bütün mevsimler yarım kaldı.
Ben seni uyurken izlemiştim…
Saçının yüzüne düşüşünü bile sevmiştim.
Senin o sol gamzin vardı ya,
ben onu mutluluk sanmıştım.
Ben korkağım ey dünya…
Ama korktuğum geceler değil, içimde büyüyen sessizlik.
Bir kötü rüya görsem
sabahı beklemeden kırılır içimdeki cesaret.
Kapıya bin kilit vursam ne fayda…
Asıl hırsız içeride saklı.
Sağ yanak düşer bir gülüşe,
Gamzede saklı tatlı bir hece,
Kelebekler uçar, rüzgarla sessiz,
Ruhuma dokunan bir an, hafif ve dipsiz.
Bir gamze, bir kelebek,
Bir şiiri olsun isterdim
İçinde senin olmanı isterdim
Mesela gülüşün gözlerin istedim
Seni severken papatyanın üstüne kelebekler uçuşu gibi
Gözlerimde ağırlık, sabah yine gri,
Perdeler kapanmış, gün ışığı deli.
Saatler akarken gölgesiz bir rüya,
Vakit öyle ağır ki, hiçbir yere sığmaz.
Karanlıkta kayboldum, yorgun bir nefes,
Zihnimde fırtınalar, dalgalar, bir ses.
Bir çıkış var mı, bu dipsiz kuyudan?
Yoksa hep mi boğulurum, bu boşlukta yalnız?
Ama belki bir umut, uzaklarda yanar,
Kaç defa bu şiir…
Siliyorum, yeniden yazıyorum,
Ama ne zaman kaleme uzansam,
Bütün yollar sana çıkıyor.
Gecenin koynunda kaybolsam,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!