utanç duvarlarının ardında
gizli...
büyüdükçe büyüyen,
akıl almaz,
onulmaz dil yarası...
bir güz mevsiminde kayboldu her şey,
Kara kedi,kedicik,
Bu renk senin...
Sanma ki kötü kaderin...
Bu insanlar her pisliği yapar,
Yediği naneleri hep sana atar...
Sen ekmek bulmaya geçtin ya,
Ata'yı öğrenmiştim ABC demeden
Her sabah delik lastik ayakkabı
Çaput bir çanta elinde
Kar,yağmur,çamur demedim
Fırtınaymış dinlemedim...
Ne servis vardı ne telefon
her ana
idealleriyle doğurur yavrusunu...
belki ister,doktor olsun
belki bir mühendis,
belki bir öğretmen
ya da film setinde bir
vur beni,
vur bana,
yak bedenimi;
seyret bende
seni seveni...
kır kolumu kanadımı,
kaybolsam da fark etmez
bedduanın tuttuğu yerde;
ben bir hiç uğruna
telef olduysam eğer,
hiç olan sensin!
bunu bil yeter...
Bilmem hangi kapı kapanacak yüzüme,
bu son olsun dediğimden sonra...
sensizlik rıhtımında
kaldım bir ben
tek başıma...
yüreğim karardı,
dağ gibiydi gönlüm
yıkılmayan heybetiyle...
sevdiğimin bir dozer,
oynadığım oyunun bir poker
olduğunu nasıl bilmemişim...
yol gibiydi gönlüm
bundan böyle
daha büyük yangını
en planlı vurgunu bile,
küçümsüyorum...
senin yangınsı vurgunundan sonra.
değme filmlere taş çıkartan
has adam kim?
ne yani has adam
çöp karıştıran mı
sokaklarda?
lağım temizleyicisi mi,
pis kokularla boğuşan?




-
Burhan Çinar
-
Perihan Pehlivan
-
Perihan Pehlivan
Tüm YorumlarEdep ve duygu şiirleriyle, ne güze, hayatı paylaşmak
kutlarım tam puanla
kutlarım tam puanla