Senin beni tanıdığın,
İlk günü hatırlar mısın?
Öylesine saf ve temiz,
Bir o kadarda, samimiydi.
Heyecanın tüm salkımları,
Bir buket sunarcasına,
Beni takip ediyor,
Peşimi bırakmıyor,
Telaşlanıyorum,
Panik yaşıyorum,
Güne başlıyorum,
Geceye kaçıyorum,
Yıllar hicranla
Ve ardı sıra acımadan geçerken
İçimde derlediğim bir iki kelam acı veriyor.
Ne kadar
Sorsam da sudur eden acıyı halime,
Keyfi hakikatin seyrinde yol alırken
Ukba zindeliğini yaşamak üzereydim
Hissiyatım pür dikkat galeyanı yaşken
Yüreğim, serçenin çırpan kanatlarının
Heyecan güftesinin, ritmini çalıyordu
Şevkin lahzasında ayılıp, buğulansam
Hayli vakittir toprak çeker
Göçüp giden her zahir ne hikmetse boynumu büker
Sessiz ve mahsun nefesler kimden ne bekler ve nasıl kanaat eder
Dinmiyor yılların hicranı
Sinemi kuşatan firkat sancılar, yalnızlığımın sessiz çığlıkları
Umut beslediğim şafakları, nazar ettiğim sabır lahzaları, kanaat dileyen acıları
Hangi eşikte nefeslenmeliyim ve kapanan o kapıların yeniden açılmasını beklemeliyim
Bir hüzün var yine sinemde
Her ne kadar sirayetinden kurtulmaya gayret göstersem de
Yapraklar sararıp solarken, takatten arîleşerek sessizlik iklimine doğru düşerken
O an ve vaat edilen zaman zihnime bir geçit vermezken, gözyaşlarım ahu figan ederken
Evet evet
Çok geçte olsa kabul ediyorum
Ben sana başından itibaren yanlış yaptığımı anladım
Biliyorum
Çok geç kaldım anlamak adına
Ne vakit bir nida duysam
Yüreğimi titreten umutla haşrolup avunsam
Sabrın kitabını okusam,nasip nedir hakkıyla anlasam
Solgun heveslerimi bir solukta ayıltıp
Yeniden şevkle tanıştırsam
Süruruyla yaşasam
Vurma ne olur mızrabı
Perdelerde bekleyen hicranı
Güfteyle husule gelen aşkı sevdayı
Sukuta hasredilen manayı, sabır ve kanaati
Geçen yıllar neyi anlattı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!