“Soytarı” desem soytarı değilsin
Soytarı pek gizlemez doğruları!
Yalakalık ayrı, nükte bilmezsin
Sen yallanır, gizlersin doğruları!
Evet; soytarı mizahla anlatır,
Sen bir ses duyarsın kuşlar gürültü
Havaya ateş etme ey Trabzonlu!
Canlar hür uçamaz, şaşırır yönü.
Havaya ateş etme ey Trabzonlu.
Kuşlar gürültüyle yaşarlar korku.
Hep anlatırlar şıracı, bozacı…
Bize kimse anlatmasın hikaye!
Şıracı, bozacı olmaz eyyamcı
Bize kimse anlatmasın hikaye!
“Bozacının şahidi şıracıdır”
İçerde dışarda düşmanlar varmış;
Konuşurlar çünkü ezberleri var!
Dünyada düşmansız devlet mi varmış?
Bilemezler çünkü ezberleri var!
Bu ezber ile beyinleri yanmış:
Camiden, türbeden, bazen Mekke’den
Pozlar verip barları “tekke” gören,
Haram yiyen, söven, bazen fenomen...
Ne insanlar gördüm diyemedim ben...
Bir an durakladım, dağıldı cümlem…
Bir gün masum Ferhunde Melikzade
Sessiz yürürken bir türbe önünde
Bir şeyler yazan bir muskacı gördü
Ve uyardı onu uygun bir dilde...
Çok görmüştü şu muska yazanları,
“Kemal Paşa Filistin’de mağlup oldu”
Derken yüzleri kızarmadı yalandan?
Halbuki harp planlarını yanlış buldu
Ve rest çekip istifa etti doğrudan!
Her yerde Mehmetçiğe kurulmuş pusu
Kur’an’ı doğru okuyun, doğru anlayın…
Demiş midir kelle kelle çoğalın diye?
Ve demiş midir üst üste mal, servet yığın?
Yanıtı veremeyiz okursak ölüye...
Bir bakın ne söylüyor Müminûn elli beş:
Ey Turan illerinin bilge kızı,
Hilale sevdalı kutup yıldızı,
Gökalp ruhlu, Türkiye sevdalısı!
Seninle anlam buldu yerkürede
İki devlet, tek milletin davası...
Mütevazı bir salon, yoktu yerlerde mermer,
Toplandılar tek yumruk, kocamandı yürekler,
Karar vardı, söz vardı; yoktu artık hainler,
Sarışın Kurt’a dönüp: "Liderimiz" dediler!
Meclis demek millet demek, bu irade milli,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!