Manken bir alaz, şarkıcı bir güneş
Ülke dışından bulurlar güzel eş.
Manken gider gavura, hem de beleş,
Şarkıcı varır zengin müslümana,
Bedava iş yapmaz, evlenmez hayrına!
Yüzümde maske, bu sabah sokaklarda
Yürürken ürkeklik var, adımlarımda.
Azık için yarışırken sokaklarda
Ne martılar, ne de kediler farkında.
Peş peşe neden okunuyor selalar?
Din simsarlarının dili ağdalı
Okudular maval biz safız diye(!)
Çöktürüp önlerinde az atarlı
Okudular maval kanarız diye(!)
Bin yediyüz doksan sekiz yılında
Mavi göklerde özgürlük
Sahilde vefadır, aşktır!
Büyük sevdalarda körlük
Fırtınada hep kavgadır!
Mavi, sevgiliye renkli,
Vallahi sınır yok benzetmelerde
“Trafolar kurup oldular aracı”.
Kutup, şeyh, mehdi, gavs… adlar yerinde(!)
Tezgahı kurup oldular mavracı!
İman “Yüksek akım, yakar” diyerek,
Baktıkça mazide şu yaşananlara
Bir film gibi dalarız hatıralara.
İstesek indiremeyiz perdeleri
Bazen anıları dökeriz mısralara.
Dağınık hislerle izlersek maziyi
Ben Mehmet Akif! Hem İstiklal şairiyim!
Münzevi değilim, hiç ahkâm kesmem size.
Riyakârlık yapıp tekkelere çökmedim!
Ben din tacirlerinden dinlemedim herze!
Zalimlere ve utanmaz riyakârlara
Ayakkabıları yırtık, gözleri yorgun!
Bazen gider bir ağaç altında oturur
Bakardı gökyüzüne doğru, öyle durgun!
Şüphesiz iyi şeyleri düşünüyordur...
Siz bakmayın yırtık ayakkabılarına!
Ne yazar Bakara otuz ayette?
Melekler sitemle sorguladılar…
Okuyup anlayın, ders var ayette!
Siz de cesur olun melekler kadar!
Şeyh, gavs sorgulanmıyor, sanki tanrı!
Ey güzeller güzeli Mette Frederiksen!
Ne yapıyorsun bacım bir başbakansın sen?
İtibar kaybedersin evde cam silersen(!)
Hem düşersin aşağı, dikkat et istersen(!)
Bizde hep derler: “Saçı uzun aklı kısa(!)




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!