Ben Sevr derim, o der bana şapkaya bak!
Fes ne ayak? deyince, susuyor soyka!
Yahudi, Arap’da yok; fes, şapka, kalpak…
Fes değil ama bizim Kırgız’ın şapka...
Fes milli olmaz Arap’da olsa bile.
“Bu havalar...” diye başlasan cümleye
Konuyu başka yöne çeker, rahattır…
Girer uzun havaya, dönmez geriye…
Şark kurnazı hem aptal hem ahlaksızdır!
Konuşur sabah dinlediği Bozlak’tan
Ancak Yaradan bilir gerçek dostunu!
Gerçeği öğrenin olmayın şarlatan!
Kula biat, gösterir şirkin yolunu!
Şirk yoluna girip olmayın şarlatan!
Biz ne şeyhler gördük, kaldırır kolunu
Allah der: “Ey müminler! Ey İnsanlar!
Hep “erkekleri” anladılar bundan.
Ve koyarak katı ağır kurallar
Kadına hayatı ettiler zindan!
Kur’an mezarlık kitabı olurken
Siyasete hep şaşı bakarsın;
Geniş bak, üç yüz altmış derece.
Her gördüğünü adam sanırsın!
Hele kefil olma, izle bence!
Bir gün gelir, değişir tüm saflar;
Çorlu’dan çıktı yola
Önünü iyi görür.
Deniz adlı bankada
Olmuştu büyük müdür.
Müdür çok maharetli
Vatan millet bekası ise konu
Olacaktır şehit gazilik az gelir!
Yine komutanları isterse bunu
Olacaktır şehit, gazilik az gelir!
O dönemez geri, halis yemini var
Nisa, Dila, Tolunay evdeler; beş Ocak…
Babaları yiğit, tarih bunu yazacak,
Dağ taş dile gelip dünyaya haykıracak,
Tüm yurtseverlerin kalbinde yaşayacak!
Baba vatansever, duyguları çok derin,
Hep güller açar kör dikenler arasından!
Sen ne son gülsün, ne ilk gül; ey Gül Komutan!
Sen ki kut almışsın Peygamber Ocağı’ndan!
Sen bir ölür, bin doğarsın ey Gül Komutan!
Bin gülistan olsa sığmazdın hiçbir yere,
Selanik’de bir mektep kurmuş Şemsi Efendi,
Bir ileri bir geri konuşurlar ezberden!
Sabetayist derken döner gözlerinin feri
Bilgi belge olmadan konuşurlar ezberden!
Öyle anlatırlar, sanırsın haham mektebi;




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!