Çanakkale’de evliya görürler(!)
Sarıkamış’a ağlarken ölürler(!)
Bu tutarsız dersek bize söverler…
Gökte uçup sıkarlar yalanları,
Tutarsızdır Lavrens’in imamları!
Çok açıktır, anlarız bilmesek de;
Yavşaklar hep yavşakça dil konuşur!
Ancak evrensellik yoktur bu dilde;
Yavşaklar bilir, yavşaklar konuşur!
Yavşaklar yalan söyler hayasızca,
Şu Lozan’ın maddelerini sorsak
Aval aval bakıp, konuşamazlar!
Ancak şu gizli olanları sorsak
Tamamını sayarlar, şaşırmazlar(!)
Madenleri çıkarmamız yasakmış(!)
İnsan dururken bir mazlumun yanında;
Mazlumun olmaz alevisi, sunnisi!
İnsan dururken zalimin karşısında;
Zalimin olmaz alevisi, sunnisi!
Şu Madımak, Başbağlar bizden değil mi?
Bugün evdeyim, günlerden pazar.
Can sıkan şeyler var sokaklarda.
Bir yandan dövüşen magandalar
Bir yandan “akbabalar” etrafda…
Duymak, görmek istemiyor insan
Manken bir alaz, şarkıcı bir güneş
Ülke dışından bulurlar güzel eş.
Manken gider gavura, hem de beleş,
Şarkıcı varır zengin müslümana,
Bedava iş yapmaz, evlenmez hayrına!
Yüzümde maske, bu sabah sokaklarda
Yürürken ürkeklik var, adımlarımda.
Azık için yarışırken sokaklarda
Ne martılar, ne de kediler farkında.
Peş peşe neden okunuyor selalar?
Din simsarlarının dili ağdalı
Okudular maval biz safız diye(!)
Çöktürüp önlerinde az atarlı
Okudular maval kanarız diye(!)
Bin yediyüz doksan sekiz yılında
Mavi göklerde özgürlük
Sahilde vefadır, aşktır!
Büyük sevdalarda körlük
Fırtınada hep kavgadır!
Mavi, sevgiliye renkli,
Vallahi sınır yok benzetmelerde
“Trafolar kurup oldular aracı”.
Kutup, şeyh, mehdi, gavs… adlar yerinde(!)
Tezgahı kurup oldular mavracı!
İman “Yüksek akım, yakar” diyerek,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!