Ben resim yapmak istiyorum bugün!
Manzara olsun yeşil ile mavi!
Kararmasın arası yerle göğün
Çocukken yaptığım resimler gibi...
Güneş doğsun dağların arasından,
Çok şey söylediler Sakarya Harbi için;
Ezberden sallarlar “Dünkü vilayet” diye.
Yenmek Zafer değilmiş, sorun Allah için;
Sorduk salladılar “Dünkü vilayet” diye.
Bir zamanlar bizim Vilayet-i Rumeli
Ne insanlar var, birbirinden havalı
Şu soyunu sopunu överde över.
Soyunda olsa da delisi aptalı
Dönüp bakmaz geriye, överde över.
Kimi soylu boylu, kiminin yok nesli!
Büyük tutkudur Ekim’de yaşamak...
Şu renklerin şöleninde coşarak
Henüz notaya geçmemiş sözleri,
Ve henüz yapılmayan resimleri
Gösterir hep gözleri okşayarak...
Ben Erbakan hoca, girmem yalanlara!
Yalanı sevmem, yalana kanmam asla!
Bir kaç sözüm var önüme çıkanlara!
Ben lafımı derim, esirgemem asla…
Ben onlara yine de kızamıyorum,
Benzemezdi asla bu bizim hikayemiz
Çöldeki Mecnun’la uzaktaki Leyla’ya.
Yaşattık anıları, kutsandı kalbimiz
Birlikte kaydettik yıldızlarla semaya.
Yıldızlara bakınca canlanır anılar;
Mahallende bir yanlış yapıldığında
Sesin gür çıkar, bakarsın tam karşıya(!)
“Onlar da yapmıştı vakti zamanında”.
Savunur avunur ezberden sallarsın,
Sen ey dalkavuk başımıza belasın!
Sen bir ses duyarsın kuşlar gürültü
Havaya ateş etme ey Trabzonlu!
Canlar hür uçamaz, şaşırır yönü.
Havaya ateş etme ey Trabzonlu.
Kuşlar gürültüyle yaşarlar korku.
Hep anlatırlar şıracı, bozacı…
Bize kimse anlatmasın hikaye!
Şıracı, bozacı olmaz eyyamcı
Bize kimse anlatmasın hikaye!
“Bozacının şahidi şıracıdır”
İçerde dışarda düşmanlar varmış;
Konuşurlar çünkü ezberleri var!
Dünyada düşmansız devlet mi varmış?
Bilemezler çünkü ezberleri var!
Bu ezber ile beyinleri yanmış:




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!