Masum insanlar, yaşlılar, bebeler
Öldürülürken nerdeydin birader?
Bunları çözerken aklımız gider;
Terör karşıtlığın tebrike değer(!)
Genç, yaşlı, kadın, çocuk hep beraber
Ben de Eylül çocuğuyum, anam şahit;
Eylül ortalarında doğduğum vakit
Kaçıncı gün? Takvimlerde bulamadım,
Belki on dört, belki on beş soramadım…
Ben bu yüzden her yaş günü yalnız kaldım!
Türklük duruşum, asla kimlik sormam;
Ne Türkçü ne ırkçı, Türkoğlu Türk’üm.
Elle bozkurt yaparken şaşı bakmam;
Ne Türkçü ne ırkçı, Türkoğlu Türk’üm.
Üstünlük taslamam, insan kutsaldır,
O, büyük asker, dâhi, lider olsa da
Bazen çocuk gibi davranır Atatürk!
Üstlerinden gelen yanlış talimata
İtiraz eder, “oynamazdı” Atatürk!
Asker olsa da fazlasıyla özgürdü,
BİR HINZIRA SESLENİŞ
Kalın harflerle içi boş lafları
Anlamadan hep vakitsiz konuştun.
Suçlayarak karşında olanları
Sen her yanlışı yanlışla savundun.
İlk nefes aldığında insanoğlu
Ağlayarak selam verir dünyaya!
Ancak ağlatarak bitirir yolu...
Gelirken giderken doyar acıya.
Sanki biraz nispet edercesine
Hayat yolunun varsa başlangıcı
Olacak bir kaç durağı ve sonu!
Aile fertleriyse eğer konu
Hayatımda edemem söz konusu;
Bir “veda”, bir de “helallik” mevzusu.
Din, siyaset orduya sokulursa
Gider elden bizim kozmik odalar!
Ayaklar baş, başlar ayak olursa
Gider elden bizim kozmik odalar!
Tarikat cemaat bela olursa,
O, savcı, polis ve jandarma değil
Ünvan taşımaz bizim Müge Anlı!
Olayları tek tek ederek tahlil
Gerçeği bulur bizim Müge Anlı!
Adaleti arayan gelir ona
Çoktur bir insanın cahil yanları…
Üstelik var ilk insandan bu yana!
Bilgelik pek takılmadan bunları
Önceden görüp varmaktır farkına...
Utanmasam da, derken çekinirim;




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!