İlk nefes aldığında insanoğlu
Ağlayarak selam verir dünyaya!
Ancak ağlatarak bitirir yolu...
Gelirken giderken doyar acıya.
Sanki biraz nispet edercesine
Yetmiş dokuz yıllık yaşamında
Karanlığı yıktı Aşık Veysel!
Hisleri ışık oldu ona da,
Kalp gözüyle gördü Aşık Veysel!
Geçti uzun ince dar yollardan,
Çok şey anlattım size hep inandınız?
Şimdi mahşerde hesap veremiyorum!
Uyarmadan beni hep alkışladınız?
Yaktınız beni, hesap veremiyorum!
Hem demiştim size “Çağırdım ruhunu”,
Hayat yolunun varsa başlangıcı
Olacak bir kaç durağı ve sonu!
Aile fertleriyse eğer konu
Hayatımda edemem söz konusu;
Bir “veda”, bir de “helallik” mevzusu.
Din, siyaset orduya sokulursa
Gider elden bizim kozmik odalar!
Ayaklar baş, başlar ayak olursa
Gider elden bizim kozmik odalar!
Tarikat cemaat bela olursa,
O, savcı, polis ve jandarma değil
Ünvan taşımaz bizim Müge Anlı!
Olayları tek tek ederek tahlil
Gerçeği bulur bizim Müge Anlı!
Adaleti arayan gelir ona
Çoktur bir insanın cahil yanları…
Üstelik var ilk insandan bu yana!
Bilgelik pek takılmadan bunları
Önceden görüp varmaktır farkına...
Utanmasam da, derken çekinirim;
Neden tarihe son yüz yıldan bakarlar?
Bir cevap versinler, soralım onlara!
Hele Fatih’i neden pek konuşmazlar?
Neden pek değinmezler Yıldırımlara?
Abdülhamit, Vahdettin hep anlatırlar ;
İngiltere işgale son verirken
Dediniz “Tek kurşun atmadı diye”…
Biz de İstanbul’u işgal ederken
Sorarız “Kaç kurşun atmıştı?” diye…
Unuttuğunuz çok, hatırlayalım:
Hep derler “Bir resmi yok namaz kılarken”;
Doğrusu istismar bilmezdi paşalar!
Balıkesir şahittir vaaz verirken;
Doğrusu dini kullanmazdı paşalar!
Atatürk seslenmiştir minberden direkt:




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!