Müsaade sizindir ! Şiiri - Pınar Önalan 2

Pınar Önalan 2
8

ŞİİR


0

TAKİPÇİ

Müsaade sizindir !

Müsaade sizindir…

Girebilirsiniz bu şehrin kalabalığına,
zaten herkes birbirinin hayatından
biraz geçip gitmiyor mu?

Bir kaldırımda karşılaşırız belki,
aynı yağmurun altında
başka başka düşünceler taşırız.
Siz eve yetişmeye çalışırsınız,
ben bir anlam ararım
neden bu kadar acele ettiğimize.

Müsaade sizindir…

Şehrin bütün kapıları açık bugün.
Ama garip değil mi,
kapılar çoğaldıkça
insanın kendine ulaşması zorlaşıyor.

Her yerde ses var;
telefonlarda, ekranlarda, meydanlarda…
Herkes konuşuyor,
fakat kimse gerçekten
birbirini duymuyor.

Kalabalıkların ortasında
tek başına kalmayı öğrendik.
Yan yana oturup
birbirimizden uzaklaşmayı,
aynı masada
başka dünyalara bakmayı…

Belki de çağımızın en büyük yalnızlığı
kimsenin olmaması değil;
çok fazla insanın arasında
kendimiz olamamamızdır.

Müsaade sizindir…

İsterseniz bu dünyayı
biraz da buradan seyredin.

Şu köşede bir çocuk
oynamak için değil,
büyümek için acele ediyor.

Şurada bir kadın
günün bütün yükünü omuzlarında taşıyor;
kimse sormuyor
“Bugün sen nasılsın?” diye.

Bir adam
kalabalığın içinde sessizce yaşlanıyor.

Bir genç
geleceğini düşünmekten
bugününü unutuyor.

Ve biz,
bütün bunların yanından geçerken
hayatımıza yetişmeye çalışıyoruz.

Müsaade sizindir…

Ama ne olur,
insanı yalnızca sahip olduklarıyla ölçmeyin.

Bir insanın cebindeki para
onun hikâyesinin tamamı değildir.
Üzerindeki kıyafet,
oturduğu ev,
kullandığı telefon
ve bulunduğu makam…

Bunların hiçbiri
bir insanın içindeki uçurumu
anlatmaya yetmez.

Çünkü toplum
bize sürekli
“Ne olduğumuzu” söylüyor;

oysa insanın asıl meselesi
“Kim olabileceğini”
unutmamasıdır.

Belki özgürlük,
her istediğini yapmak değildir.

Belki özgürlük;
herkes başka tarafa koşarken
bir an durabilmek,
kendi vicdanının sesini
kalabalığın gürültüsünden ayırabilmektir.

Müsaade sizindir…

İsterseniz biraz yavaşlayın.

Çünkü zaman dediğimiz şey
bize aitmiş gibi davranıyoruz
ama o,
kimseye ait olmadan
hepimizin içinden geçiyor.

Çocukluğumuzdan,
gençliğimizden,
sevdiklerimizden
sessizce bir şeyler alıyor.

Sonra bir gün
eski bir sokağın önünden geçiyoruz
ve anlıyoruz:

Bazı şeyleri kaybetmemişizdir aslında;
sadece zaman
onları bizden biraz uzağa koymuştur.

Müsaade sizindir…

Toplum dediğimiz büyük aynaya
birlikte bakalım.

Belki gördüğümüz şey
başkaları değildir yalnızca.

Biraz biziz orada.

Korkularımız,
önyargılarımız,
suskunluklarımız,
alışkanlıklarımız…

Bir başkasının acısına
neden kayıtsız kaldığımız,
neden farklı olana
hemen mesafe koyduğumuz,
neden bazen iyiliği bile
bir karşılık bekleyerek yaptığımız…

Hepsi o aynada.

Ve belki değişim,
dünyayı değiştirmekten önce
insanın kendisine
dürüstçe bakmasıyla başlar.

Müsaade sizindir…

Buyurun,
bu büyük insanlık hikâyesinin
bir kenarına oturun.

Ne kahraman olmaya gerek var,
ne de herkesi kurtarmaya.

Bazen bir insanın yükünü
birkaç dakika dinlemek yeter.

Bazen bir çocuğun gözlerine
gerçekten bakmak.

Bazen yaşlı birinin
sözünü kesmemek.

Bazen de
hiç tanımadığımız birinin
hayatına zarar vermemeyi
başarı saymak.

Belki medeniyet dediğimiz şey
binaların yüksekliği değil,
insanın başka bir insanın
hakkına ne kadar
özen gösterdiğidir.

Müsaade sizindir…

Dünya hâlâ dönüyor.

Şehirler büyüyor,
sokaklar kalabalıklaşıyor,
zaman hızlanıyor.

Ama insanın içindeki soru
hâlâ aynı:

“Bütün bunların içinde
nasıl insan kalacağım?”

Belki cevabı
büyük sözlerde aramamalı.

Bir sofrada bölünen ekmekte,
bir yabancının derdine kulak vermekte,
haksızlığa karşı susmamayı seçmekte,
kendinden olmayanı anlamaya çalışmakta…

Belki insanlık,
çok büyük işler yapmaktan önce
küçük kötülükleri
normalleştirmemekle başlar.

Müsaade sizindir…

Şimdi gidebilirsiniz.

Ama giderken
şu cümleyi yanınıza alın:

Bir toplum,
insanlarının birbirine nasıl davrandığından ibarettir.

Ve belki biz,
dünyayı değiştirecek kadar güçlü değiliz.

Fakat bir insanın gününü değiştirecek kadar
iyi olabiliriz.

Bir kalbin yükünü
biraz hafifletebiliriz.

Bir çocuğa
dünyanın yalnızca sert bir yer olmadığını
gösterebiliriz.

Bir yabancıya
insanlığın hâlâ mümkün olduğunu
hatırlatabiliriz.

Sonra akşam olur.

Şehir biraz susar.

Ekranların ışığı azalır,
insanlar evlerine döner.

Ve geriye
hepimizin içinde aynı sessiz soru kalır:

Bu dünyadan geçerken
birbirimize ne bıraktık?

Belki cevap hemen gelmez.

Zaten bazı cevaplar
insanın ömrü boyunca
yavaş yavaş oluşur.

Müsaade sizindir…

Ben de biraz burada kalacağım.

Kalabalığın içinde,
sessizce.

Belki bir gün
yanımızdan geçen bir insanın
hayatına değen küçük bir iyiliğin
ne kadar uzağa gittiğini
hiçbirimiz bilmeden…

Ve belki insanlık dediğimiz şey de
tam olarak budur:

Birbirimizin hayatından geçerken
ardımızda biraz daha
yaşanabilir bir dünya bırakmak.

01.21.26_0110

Pınar Önalan 2
Kayıt Tarihi : 17.08.2026 01:16:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!