Ayna ayna, söyle bana,
Bu yüz kimin yüzüdür böyle?
Yılların usulca dokunduğu,
Biraz suskun, biraz mahcup,
Ama hâlâ ışığa bakan…
Söyle, kim saklıyor gözlerinin içinde
Bu kadar yarım kalmış cümleyi?
Kim, ömründen eksilenleri
Bir avuç sabırla tamamlamaya çalışıyor?
Ayna sustu.
Çünkü bazı cevaplar
Söylenince küçülür,
Bazı hakikatler ise
Sessizlikte büyür.
Ben kendime baktım uzun uzun.
Yüzümde geçmişin ince gölgeleri,
Gözlerimde henüz yaşanmamış günlerin
usulca bekleyen ışığı vardı.
Anladım;
İnsan en çok kendine yabancılaşıyor
Başkalarını anlamaya çalışırken.
Kendi kalbinin kapısını çalmadan
Nice kapılarda bekliyor.
Oysa içimizde
Kimsenin bilmediği bir bahçe var.
Kimi zaman kurumuş bir dal,
Kimi zaman sabaha karşı açan
İsimsiz bir çiçek…
Belki de insan,
Kendini en çok
Kimsenin görmediği yerde büyütüyor.
Sonra içimden bir ses geçti:
“Bırak artık kendini eksik saymayı.
Her kırık, biraz ışık alır
Kırıldığı yerden.
Her bekleyiş, bir gün
Kendi vaktine varır.”
Ayna ayna, söyle bana,
Güzellik nedir?
Bir yüzün zamana meydan okuması mı,
Yoksa bir kalbin
Dünyanın bütün sertliğine rağmen
Yumuşak kalabilmesi mi?
Belki güzellik;
Bir yarayı başkasına taşımamak,
Bir gönlü incitmeden geçmek,
Kırıldığın hâlde
Kırmamayı seçmektir.
Belki de en güzel yüz,
Gece herkes sustuğunda
İnsanın kendi vicdanına
Mahcup olmadan bakabildiği yüzdür.
Ayna yine sustu.
Ben bu kez cevabı beklemedim.
Çünkü aynanın gösterdiği şey
Yüzüm değildi artık.
Bir ömrün içinden geçerken
Kaybettiğim ve yeniden bulduğum
Kendimdi.
Ve anladım;
İnsan bazen bir aynaya değil,
Kendine dönmelidir.
Kendine bakmalı,
Kendini bağışlamalı,
Geçmişin kapısını usulca kapatıp
Geleceğe bir dua bırakmalıdır.
Çünkü hayat,
Her sabah yeniden yazılan
Uzun bir cümledir.
Ve biz,
Bazen bir ömrün en güzel kelimesini
En sona saklarız.
Ben de o gece
Aynanın karşısında
Uzun uzun sustum.
Sonra yüzüme değil,
Kalbime baktım.
Ve ilk kez
Kendimi başkalarının gözünde aramadım.
Kendimi,
Rabbimin bana emanet ettiği
O küçük ve mahcup kalbin içinde buldum.
Ayna ayna, söyle bana…
Kimdir en güzel olan?
Ayna bu kez gülümsedi.
“Güzellik, kendini bulduğun yerde değil;
kendinden geçip
iyiliğe vardığın yerdedir.”
Ve ben,
aynadan ayrılırken
ardımda yüzümü değil,
bütün kırgınlıklarımı bıraktım.
Sabahın ilk ışığı perdeye vuruyordu.
Belki dünya yine aynı dünyaydı.
Ama ben,
kendime biraz daha yakındım.
İşte o vakit anladım:
İnsan kendine şefkatle baktığı gün
aynada yüzünü değil,
içindeki ışığın hâlâ sönmediğini görür.
Ve belki de
hayat dediğimiz şey,
insanın kendine yeniden
“hoş geldin” diyebilmesidir.
Ben o gece kendime döndüm.
Ve kendimi,
uzun zamandır beklediğim
bir misafir gibi
sessizce içeri aldım.
01.07.26-2342
Pınar Önalan 2Kayıt Tarihi : 17.08.2026 00:56:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!