Yılbaşı ağacım yok, dallarım eksik,
Lakin şu gönlümde baş köşen hazır.
Hayalin süsümken, dünya çok basit,
Sen varsan bu şehirde, nurlar süzülür.
Herkes bir takvimin peşine düşmüş,
Yıldızlar sönse, ay düşse,
Denizler kurusa bile.
Sen benim olmalısın kadın,
Bu hayatı seninle solumalıyım.
Gözlerin, okyanus derinliğinde,
Yıllarca yandım, gönlümde seni düşündüm,
Huzurdan çaldım da o günle bölüştüm.
Sana adanmış bir ömür boşa harcadım,
Ne kışım oldu, ne de baharım yeniden geldi.
Ben seni çok düşündüm, yetmez mi ki böyle,
Yıllar önce karşılaşsaydım seninle
Seninle evlenseydim
Beraber çocuk yapsaydık
Senle benim, bizim evimiz olsaydı
Sen benim otuz yıllık karım olsaydın
Kalmak yok yürümekle bitmeyen yollarda
Bassak da bilmeden çamura karanliklar da
Düşüp yaralanarak kalsa da umutlar al kanlar da
Filiz vermeden daha renga renk hayaller solsa da
Düşün ki, artık elinden tutacak bir sevda var yüreğinde...
Yine akşam oldu, yanar gönlüm,
Gözümde akar yaşlar durulmaz.
Senin hasretinle geçti ömrüm,
Bu yara sen olmadan sarılmaz.
Senin adın yazılı kaldı,
Yine efkâr çöktü, gece karası,
İçimde dinmiyor gönül yarası.
Sensin bu ömrümün tek macerası,
Tepeden tırnağa sen doluyum ben.
Gırtlağımda yumru, nefes alamam,
Yine gece, bir sığınak değil, bir derin kuyu,
Herkesin gürültüsü kesildi, sesler artık suskun.
Ben bu dipsiz kuyuda, kendi kendime bir uyku,
Zamandan ve telaştan kopmuş, tek başına vurgun.
Her şeyden ve herkesten ırak bu duvarlar buzdan,
Bu yalnızlık benim mabedim, benim de sonsuzluğum.
Yine karlar yağdı gönül bağıma
Sanki son bahardan gelen boran
Ne bir yeşil kaldı ne de bir can canıma
Her yer buz kesmiş, yorgun ve viran.
Sardı her tarafı sessiz bir kefen
Yine mi şikâyet, yine mi dava?
Boşuna dönüyor bendeki hava.
Huzur arar iken şu dar dünyada,
Sadece gerçeği yazdım üstadım.
Yanlışa dur demek suç imiş meğer,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!