Düne bakıp bugünü ziyan etme sakın,
Gelecek dediğin aslında çok yakın.
Öyle bir yol seç ki huzura yönelsin,
Değsin her şeye, attığın son adım.
Geçmiş bir rüzgardır, eser de geçer,
Dünya başıma çöktü, sustu o gün her lisan,
Sessizce çekilirken damarımdan bütün kan.
Bir dağın devrilişini izledim saat be saat,
Meğer ne derin sabırmış ruhumdaki kat kat.
Buz kesmiş bir bedene son kez dokunuyorken,
Dünya bir han imiş, biz ise yolcu,
Dostun attığı taş, bükermiş ucu.
Sırtımda taşırım bitmez bu borcu,
Bil ama anlatma, derine sakla.
Gördüğün her rüya hayra yorulmaz,
Dünya bir nefestir, bakarsın durur
Aynada solarken o eski gurur
Sevdanı söyle de yüreğin vursun
Gidenin ardından pınarlar kurur
Gülüşü saklama, yarın çok uzak
Dünya bir pencere, her gelen bakar,
Kimi çiçek eker, kimi can yakar.
Ömür dediğimiz bir nehir, akar,
Menzile varmadan durulur bir gün.
Cebinde umutlar, elinde çiçek,
Dünya bir sofradır, kimi pay alır
Kimi sadece bir lokmaya kalır
Zalimin sarayı elbet boşalır
Mazlumun ahı da yola konarmış
Gönülde bir sızı, bitmez bir sızı
Dünya dedikleri bir garip hancı,
Gönlüme saplandı bitmez bir sancı.
Dost bildiğim bile oldu yabancı,
İçime atmayı öğrendim usta.
Gülüşler ardına gizledim narı,
Dünya dedikleri bir kuru kavga
Dalar mısın derin sığ mı bu dalga
Mihnet etme sen, dosttan başkasına,
Yorulursun sonra yapma demedim mi
Mert olanın aşı zehir olsa ye
Dünya bu, ah dünya, yalan dünya!
Nerede insanlık, nerede benlik?
Satılmış beyinler, kararmış yürekler,
Para pul için çiğnenmiş şerefler.
Makamlar, mevkiler, süslü koltuklar,
Dünya dönse ne çıkar, eksenim kaymış bir kez,
Güneş doğsa ne fark eder, ruhum karanlığa eş.
Milyon el uzansa da, kalbim doymaz, bulmaz haz,
Sen beni sevmedikten, cihan sevse ne kalleş!
Güzeller kervanından, gül dökülse yoluna,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!