Seni tanıdığıma memnun oldum, sanırım,
Şiirleri sesinden değil, kıvırcık saçlarından dinledim.
Her buklede ayrı bir dize, ayrı bir nağme,
Kalbimde yankılanan bir melodi, bir şelale.
Gözlerinde parlayan o çocuksu neşe,
Kıyıya vuran bir sözcük gibiyim,
Vatansız, yurdundan ırak düşmüş hece.
Ruhumda yankılanır eski bir çiğdem,
Dudaklarda titrek, mühürlü bir gece.
Harflerim prangalı, alfabem yasaklı,
Kıymet bilmeyen o vefasız yüreğinden öpüyorum;
Öpüyorum, ki dokunduğum yerde donsun zaman.
Sen o gizli sırlı kuyusun, içinde kış büyüten,
Ben ise bir nehir, sana dökülmekten yorulan.
Benim şiirle olan tüm bağım koptu artık...
El tutmaz ayak tutmaz sevda senin neyine
Aklını başına getirirler unutursan, tek bir laf ile
Beklemekle geçecekti ömrüm acılmayacak bir kapıda
Kabullen artık kandırma kendini sen kocadın gönül...
Göz görmez kulak duymaz sevda senin neyine
Koca ulu çınarlar bir bir devriliyor,
Gövdesinde yüz yılın yorgunluğu var.
Her düşüş, köklü bir hikâyeyi siliyor,
Kalan toprakta derin bir iz, ıslak bir feryat.
Gölgesinde serinlerdi, genç yaşlı her türk,
Karlı dağlar ardında, kalmış bir ses yankısı,
Sonsuzluk kervanında, nurdur onun takısı.
Hesabı mahşere mi, kaldı yiğit canının?
İzi asla silinmez, damardaki kanının.
Koltuk hırsı güdenler, bilmez dava tadını,
Konu ben olunca vaktin daraldı,
Yorgunum diyerek benzin sarardı.
Gönül köprülerim hepten kırıldı,
Sende vefa değil, bir sızı gördüm.
Gözümün önünde güldün ellere,
Konuşmaya gerek yok ki seninle...
En güzel sözlerden
Ve hoş şiirlerden
Sıkılmışım zaten ben...
Biz sağır ve lal gibi,
Birbirimizin sessiz varlığınıi,
Köpüren denizdir nefsin hiddeti,
Sarsmasın gönülde yüce imanı.
Bir kıvılcım yakar koca devleti,
Bir anlık öfkeyle bozma peymanı.
Q
Güneş balçık olmaz, hakikat derin,
Koridorlar sustu, çiçekler soldu ansızın,
Defterler kana boyandı, kalemler titrek kaldı.
Gülüşü yarım kaldı o masum çocukların,
Sessizliğin çığlığı gökyüzünü kapladı.
Demir kapılar ardında korku kol gezer oldu,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!