Zaman denen o ince tül,
Çekilir her sabah yeniden.
Aklımda solgun bir gül,
Uçurum kenarında bekleyen.
Gönül taşır binbir yükü,
Zaman bir değirmen, öğütür dışı,
Saçlara düşürür zamansız kışı.
Gözlerin feriyle, kaşın çatışı,
Şeklimiz değişti, ama öz aynı kaldı.
Gömlekler eskidi, renkler soldu da,
Zaman çarkı döner, biterken ömür,
Yüreğim köz olur, ruhumsa kömür.
Sormadan edemem; günün ne geçer?
Vuslatın hayali gönlüme gömülür.
İlacın var mıdır, içiyor musun?
Zamanın nabzında bir sızı başlar,
Biri dünü özler, biri yarını bekler.
Göz kapaklarımda ağırlaşır yaşlar,
Hasret, her saniye ruhu kamçılar.
Özlemek; eski bir yaranın sızısı,
Zamanın ruhuna uyduk uyuştuk,
Dün olmaz dediğimizle buluştuk,
Her türlü kalıba girip alıştık,
Yönümüz şaştı da durmadı sorma.
Eğilmez başları rüzgâra verdik,
Zannetme ki eksilir ruhundaki o cevher,
Bir körün bakışıyla solar mı hiç gülizar?
Görmeyenin katında kalsa da tüm emekler,
Senin değerin ancak kendi kalbinde yaşar.
Yorulma anlatmaktan, ikna beyhude çaba,
Adın bir kış mevsimi, Zemheri' ki en koyu demi,
Dışın ayaz, kar beyazı; lakin içten yansın her yer.
Bir yanın dağların sessizliği, bir yanın bitmeyen nehir,
Sende saklı bin yıllık hüzün, bin yıllık kadim sır.
Sen bir türkü yürekli kadın, teninde çığ düşmüş gibi duran,
Ama kalbinden çıkan her ses, bin bahara gebedir.
Edip bir de timsah gözyaşları akıtanlara,
Vefayı unutup insanı insanlığı acıtanlara,
Yapılan iyilikleri, mecbur sayıp unutanlara,
Zerre hakkım haram olsun ..
Kıskanarak gizli gizli haset eden şeytanlara,
Zifiri karanlık cehl ile başlar,
Akıl meşalesi yolu gözler ya.
Bilmezse özünü boşadır taşlar,
Cahil, öz bağrını kendi közler ya.
Sureti haktan olup da gülen,
Değişmeyecek hiç bir şey,
Değişmeyen tek şey degişmenin kendisidir
Eğer ki sen sana inansaydım,
Koltuğuna alır kelleni
Kendin için savaşırdın
Ve seni çok iyi tanıyorum




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!