Gündüz az da olsa kafam dağılıyor. Ama gece olunca hep bir hüzün
Ne konuşasım var
Ne de yatasım.
Sabah olmuyor.
Yaş mı önemli, aşk mı?
Senin adın artık ne bir dost, ne de sevgili,
Senin adın: Sırtıma saplanan o soğuk hançer.
Yüzüne baktığımda gördüğüm tek bir iz:
Münafık bir yalanın buzdan, donuk maskesi.
Oysa bu hanede sana sonsuz güvenin kalesi vardı.
Gündüz gözüyle gelen o sinsi fısıltı:
"Artık kendine gel, bırak o tuhaflığı."
Korkarım; ruhuma bir hesap uzmanı yerleşir,
Her şeyi kâr/zarar diye tartar, bitirir.
Ve o zaman hayat denilen o tatlı cinnet biter.
Güneş, kendi yolunu çiziyor gökyüzünde,
Işık, kimsenin izini sürmeden doğuyor.
Senin elin, senin kalemin, senin beyaz sayfan.
Umutlarını, hayallerini, kaderini kendi ellerinle yaz.
Kendi yolunu kendi çizenlere, yüreğiyle yürüyenlere,
Yepyeni bir güne, kendi yolunda,
Güneş batar, gölgeler uzar,
Dünya suskun, şehir yorgunlaşır.
Ama bir ışık var ki, içimde azar,
O da senin güzel gülüşünü taşır.
Gülüşüne rüzgâr değse, meltem olur,
Güneş doğar doğmaz kalem uyanır,
Kâğıtlar isminle nura boyanır.
Söyle, bu yürek her gün nasıl dayanır?
Hep sana şiir mi yazacağım, Enerji?
Q
Dostluğun bağına serdim özümü,
Güneş doğsa da sensiz
Aylar geçse de sessiz
Ruhumda bir telaş, iz
Bana can gerek
Neyleyim altını, gümüşü
Güneşsiz yerde yaşatamazsın gülü,
Ne kadar sulasan, buz tutar her dalı.
Zorlama kalbi kışta kalmaya,
Bir nefeslik an, o son çırpınışta.
İçinde bir pınar var, sanma ki sıcak akar,
Güneş sönük bir ceset, oda tabut darlığı,
Ruhumda isli lamba, boğuyor bu varlığı.
Sığmıyor göğüs kafse, sığmıyor ihtiyar arz,
Zaman; kalbi öğüten, dilsiz, kadim bir ayaz.
Sağır duvarlar yargıç, gölgen bile bir kaçak,
Bu saatten sonra arasan ne olur aramasan ne olur
Çok aradım cevapsız, ve o sayfayı kapattım o gün
Senin çevren geniş, gönlün benden iyisini bulur
Gün gelir hayalim silinir ve adımı unutun o gün...
Daha gerekmez, şaşırıp yanılıp gelme rüyama




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!