Kendimden eksiliyor
varlığına doluyorum
ve
ne sen varsın
ne de ben
Kaç rekat aşka secde edersen
o kadar sevap yazarım demişti
tanrı
ve
aşka teslim olduğumdan beri
secdeden kalkmaz oldu başım...
Hayat,
dibe vurduğunda boğulduğun bir su damlası gibiydi.
Çırılçıplak ve deliksiz bir uykuda dalından kopan dut tanesi misali konardı sinekler yarınsızlığın orta yerine.
Kendi nefesinde susan rüzgarın yanağına dokunan yaprak gibi öksüz ve tek başınaydı terki diyar mutluluklar.
Zamanın ötesinden geliyorduk,
Kendimize çıplak idik hayata karşı giyinik.
İçimiz acırdı şivemiz elvermezdi tarife.
Hoyrat bir sevdaya düşerdi yüreğimiz,
Hırsızlık yapmışız gibi gizlerdik aşkla baktığımız sevdiğimizi...
Kokular aparırdık topraktan, üzerimize çalakalem sevinçler sürerdik.
hep hoşgeldin demek istiyorum sana
hoşçakalsız yarınlara inat
tüm varoluşuna dokunmak istiyorum
her gülüşüne uzanmak ve gülüşünün yanına bir söz dizisi bırakmak
sana bakan ve gören herkesin beni görmesini istiyorum
çok şey mi istiyorum?
İllegal sevmelere teslim ettik zamanı,
gözyaşlarımızdan ummanlar yarattık yastıklarımızda
ve
düşlerimizi yüzdürdük gecenin karanlığında…
İnandığın şeylerle yaşama devam etmek için rol yapmayı bırakman gerekir.
incinebilir aşklar taşıyordum zulamda
büyütemediğim çocukluğum volta atıyordu
hayata bir türlü tutunamayan düşlerimde
ranzamda
yastık altında saklardım hep
yar kokan mendilleri
bir ihtiyar gibi yürüyeceksin yolda
ağır ve sessiz
ve
bir çocuk gibi idrak edeceksin hayatı
meraklı ve coşkulu
Bizimki iki kıta arası yalnızlık mirim.
Demircinin demiri örs üzerinde dövmesi gibi dövüp durduk duygularımızı
Alnımızdan dökülen teri sildik pas tutmuş özlemlerimiz ile
Bizim ki kelime müptelalığı iki gözüm
Müstescen hikayeleri bile aşk yolculuğuna çıkarıp duruyoruz ayazı koynuna almış sabahlarda




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!