Sorun kendine başlarken kiminle yol alacağına karar vermekti. belki bir tane belki onlarca karar aldık kiminle yürüyeceğimize dair. zamAN ilerleyip dururken seçimler yapmamız istendi ya da seçimler yapmak zorunda kaldık. Hep bir ışık ile kol kola yürümemizin, bir omuzun güvenliğinin, bir bakışın sıcaklığı ve avuçlarımıza değen avuçların yoldaşlığını yanımızda olmasının gerektiğini hissettik. Gün geldi, yarenlik yapsın diye peşinden sürüklendiğimiz ya da peşimizden sürüklediklerimizin esiri olup çıktık.
Bir gerçek vardı YOL tek kişilikti ve biz her zaman iki kişi geçmeye çalıştık oradan. Oysa yan yana gidilmeyecek yerler vardı orada. Sadece yanında olduğunu bilmekti bilmeyi istemekti düşlerimiz. Bazen omuzuna dokunmak bazen de önde gidip çukurları, tümsekleri uçurumları haber vermek gerekirdi. Oysa biz, ruhumuzun ışığını bedenimize öyle hapsetmişiz ki paslar ve kilitler oluşturmuşuz ve düştüğümüz her çukur, çarptığımız her duvardan sonra iyice kalıtsallaşmaya başlamış içimizdeki karanlıklar.
Bizim gerçeğimiz, önümüzdeki gidenin gerçeği değildi o bildiği yolda yürüyordu. Biz kendi gerçekliğimizi gerçekleştirirken o sadece bize aynalık yapıyordu. Başlıyorduk, biteceğini bile bile fakat büyüyerek son nefesine kadar gitmesini isteyerek çıkıyorduk yola. Bittiğinde son nefes oluyordu başka bir başlangıca gebe bırakıyordu kendini hayat.
Ey Sevgili, kaç yol değiştirdim, kaç ülke gezdim, kaç ömür sürdürdüm, hepsinde nefesin var idi tenimde. Hepsinde ışığın var idi gözlerimde. Şimdi kendimi yaşamayı seçtim ve elimde kalan sadece BENliğim oldu.
Nefesimi ve ışığımı teslim ettim yine sana. Yolumu açıver sevdaya giden yollarda ATEŞinde yanmayı mümkün kıl. Ola ki ateşten çıkartmayı denersem bir parçamı daha büyük bir ATEŞin içine salıver. Senden gelen yangına razıyım ben.
BİRlikte doğduk ya BİRlikte varlığımızı devam ettireceğiz ya, bana iyi bak olur mu? Biliyorum ki ben sana, sen bana lazımsın.
Yıkıp gidelim bu kenti
Kaldırımlara dökülen
Molozlar arasından
Geride
Bizleri hatırlamayan
Bugün,
tersine düşler kurdum,
sırtımı akıp giden zamana,
yüzümü
tekrar bu hayatta olmak isteyenlere döndüm.
Umarsız görünseler de
I
akıl değil midir bedeni esir alan? beden değil midir akıla teslim olan? ey ruhunu aklının ve bedeninin ardında unutmuş can, yolunu aç içindeki ırmağın taşıversin seni sarmalayan yataklardan
II
tenler aleminde gözler var görür, canlar aleminde özler var ölür. görende, bakanda, görünende CAN'dır.
Hayat sorgulamalarla değerlenir. Bataklığa çevrilen yanı ise tutarsızca aynı fikirlerde diretmemizdir diye düşünüyorum. Fikirlerin sabit doğruluğuna saplanmış düşünce adamları ve yaşam profesörleri kendi doğruluklarında direttikçe o bataklıkta iğneli bitkilerin sayısı artıyor, lakin o bataklıkta gerekiyor dünyaya ki içinde yaşaması gereken canlıları barındırması gerekiyor. hayat bu ya denizi, dağları, kumsalları, çölleri ve nehirleri ne kadar olması gerekliyse bataklıklarda öyle bir gerekliliktir.
Aydınlık düşünce kavramı yanılsamalı bir kavramdır. doğrularda yanılsamalıdır. kişilerden kişilere göre değişiyor doğrular ve yalnışlar. bu benim fikrim ve düşüncem doğru yada yalnış lakin böyle düşünürüm. herkeste bu böyledir diyede bir fikri de ortaya atabilirim.
doğru neyin tanımıdır diye soracak olursak o kadar çok sebep sonuç ilişkisi ortaya çıkarki içinden çıkılması zor bir labirente döner. ben alevi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldim ve çevrem yetişme koşullarım bana bir takım doğrularını empoze etti ve ben o doğrularla büyüdüm. oysa farklı bir inançta olan bir başka arkadaş benim düşüncelerimi ve yaşam tarzımı yalnış bulabiliyor ki kendince haklıdır çünkü yaşam koşulları ona bunu öğretmiştir.
Soru?
Yaşamak, yaşamaya çalışmak, yaşadığın anda evren olmanın ve kendine varmanın nihai düşüncesine dalmak, kimi zaman göl, kimi zaman hırçın bir nehir olmak.
Yüreğini buran tüm sessizliklerinde, seslerinde mekanı aklımız değil midir? Bir göl misali toplayıp onu içselleştirip yüreğe ağırlık yapan ve yürekte ikinci bir göl yapan. Artezyen düşüncelerle kuyular kazıp kazıp deşmiyor muyuz geçmişte topladığımız damlaları?
günler üşüyor
geceden devir eden sensizliklerle.
geceler,
ufuk çizgisinde kaybolan
bulutlara dönüyor
tanyeri ağardığında
gün,
hep gülüşle teslim etmiyor kendini geceye
gece,
hep çiğ taneleriyle başlamıyor güne
tanyeri hep kızıl olmuyor,
saatler hep aynı ilerlemiyor günün içinde.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!